banner262

Son zamanlarda gündemi değerlendirip, haber yazmak, yorumlamak, içerik üretmek falan bir hayli yordu beni.  Editörlüğün şanından mıdır nedir, ne yapsam yorgun hissediyorum kendimi. Ah! Bir de şu seçim trafiği olmasa daha kolay olacak ama, ‘Burası Türkiye cağnım editör’ diye bağırıyor baktığım her yer.  İzmit’te muhabirlik yaptığım zamanlar geliyor aklıma. Hani sırt çantamda bilgisayar, fotoğraf makinası falan olduğu, görenin ‘ulan canlı bomba olmasın, uzaktan uzaktan yürüyelim’ dediği günler işte.  Çokta güzel günlerim olmuştu halbuki. Güzel insanlar tanıdım, belki giderim yine.

Neyse, konumuz bu değil. Peki, konumuz ne sayın Editör? diyeceksiniz. Hemen söyleyeyim sevgili halkım. Bir konuyu sizden saklayacak değilim. Şimdi, hepiniz biliyorsnuz ki ben burada bazı yazılar paylaşırken çoğunlukla ikili ilişkiler üzerinden kurguladığım şeyleri yazıyorum. Bazınız ‘yahu bunlar gerçek mi yoksa kurgu mu?’ diye soruyor. Cevap hiç değişmedi ben de: Hem gerçek hem kurgu.  Sen ne anlarsan o yani.

İşte bu yazıları yazarken bazı ağabeylerim, kardeşlerim ‘siyasi gündem’ ile ilgili de bir şeyler yazmam konusunda oldukça ısrarcı. Kalemimin güçlü olmasından değil he, (öyle bir iddiam da yok zaten) sadece ‘sen ne diyorsun?’ merakı.

30 yaşına yaklaşmış ve hala elinde hayallerinden başka hiçbir şeyin sahibi olamayan ben, ne söyleyeceğim. En fazla  ‘değişiklik güzeldir’ derim geçerim. Ama daha detaya in derseniz şu satırları yazıp kenara çekilirim.

2002 yılında Ak Parti Hükümeti Türkiye’de iktidar olduğunda 3Y kuralı ile geldi. (3Y nedir diye açıklama yapmayacağım. Merak eden Google amcaya sorabilirler)  He, işte bu 3Y kuralı ile gelenler bir süre baya iyi götürdüler ükeyi. Söylemleri pek fena değildi. Kürtler, Aleviler başta olmak üzere söz hakları elinden alınmış ya da kısıtlanmış olanlara gayet iyi vaatler verildi. Yaptılar da çoğunu. E haliyle aldılar oyların en yıldızlı olanlarını.

Açılımlar yapılıyor, AB ile uzlaşmalara varılıyor, yoksullara ‘zenginleşme’ hayali kurduruluyor, zenginlere ‘hadi yatırım yapın’ denilerek Türkiye’nin müreffeh yarınlara kavuşması için çaba harcanıyordu.  İşler o kadar güzel gidiyordu ki her seçimde söylenmeden geçilmeyen meşhur, ‘yol yaptık’ sözlerindeki yollara, bal dökülse yalanır mesajı veriliyordu. Girilen bütün seçimlerde acayip başarılara imza atılıyor, AB için, ‘Ulan bu sefer gireceğiz herhalde’ umutları doğuyordu.

Ama sonra olanlar oldu...

Seçimler kazanıldıkça ‘ben haklıyım’ egosu gittikçe şişmeye başladı.  Halk oy verdiğine göre hükümetin yaptıklarını ya da yapacaklarını sorgulamak kimin haddine idi. Yetmedi, ayırma ve kayırma olmayacağı sözüne rağmen ‘kendilerinden olmayanlara’ başka bir gözle bakılır oldu. İş görüşmelerinde bile ‘hangi siyasi partiyi destekliyorsun?’ sorusu ilk sıraya konuldu (çünkü bunun bilinmesi gerekiyordu) Özel hayat falan hak getire. ‘Kendilerinden olmayan’ kesim ise yerinde durmadı. Gezi olayları başladı.

 “Ekonomiyi batırdılar”, “Dolar yükseldi, ülke batıyor”,  “Bunlar dış güçlerin adamları...’ diye diye bitirdiler geziyi. jopu, biber gazını hesaba katmıyorum bile.  

Sonra bir gün dediler ki, ‘Gelin, sistemi de değiştirelim.’ ‘Çift başlılık ülkeyi çıkmaza sokuyor, böyle olmaz’ diye de eklediler. İstedikleri kararları daha rahat çıkarmak için mi?’ yoksa, ‘Aman daha güzel bir demokrasimiz olsun!’ diye mi yaptılar orasına dair yorum yapmayayım. Siz ne derseniz o olsun.

Sonra FETÖ var. Onu da herkes biliyor zaten. Şimdi ben, burada böyle oldu şöyle gitti dersem olmaz. Bu konuda master yapmış olanlar bile var ülkemizde, onlar desinler. ‘15 Temmuz Hain Darbe Girişmini Kınıyorum’ diye de ekleyeyim ki hakkımızda FETÖ’cü diye soruşturma açılmasın. Olur mu olur. Belli olmaz.  OHAL var OHAL.

Yukarıda geçen cümlelerin arasına daha nice şeyler yazılabilir ama, şimdi gelelim 24 Haziran seçimlerine;

 Baya çekişmeli geçeceği söyleniyor. Ak Parti’si, CHP’si, MHP’si, Saadet’i, HDP’si kolları sıvadı. Bir taraf TAMAM diyor diğer taraf DEVAM. Bir taraf ‘Yahu 16 yıldır yediniz bitirdiz ülkeyi’ diyor. ‘Diğer taraf eskiden nasıldı ülkenin hali, yaptığımız yollar elinize gözünüze dursun’ diyor. Bir taraf ‘FETÖ, Ayakkabı kutusu, Man Adası’ diyor, diğer taraf, ‘İftira atıyorlar, Rabia’mız nerede?’ Tek Millet, Tek Devlet, Tek Dil, Tek Din!’ diyor. Bir taraf, ‘EYY CEHAPE’ diyor, diğer taraf, ‘Cumhuriyet.’

He bir de Dolar yine yükselmiş diyorlar.  Ortada ‘Gezi’ falan da yok. Neden acaba?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner263

banner241

banner245

banner183