banner279

İnsan niye gazeteci olur ki..? Eziyetten başka bir şey değil aslında.. Dışardan bakanlar gazetecileri her türlü imkana sahip, istedikleri kişilere kolayca ulaşabilen, istediklerini yazıp, istedikleri gibi olaylara ve topluluklara yön verebilen kişiler sanar.. Bu yüzden de bu mesleğin taliplisi çoktur. Ancak işin aslı hiç de öyle değil..!

Bir defa gazetecilik bu işi yapan kişinin istediği gibi davranması, istediğini yazıp çizip, bu yolla mevki makam, itibar ve servet edinmesi için bir yol ya da meslek değildir. Böyle davranıp, bunları elde edenler var mıdır, elbette vardır.. Ama onları başka kefeye koymak lazım. Onlar gazeteci olamadığı için, cebini doldurmayı tercih edenlerdir. Aslında bu zihniyetteki ve amaçtaki kişiler zaten olmak isteseler de gerçek bir gazeteci olamazlar. Bu iş biraz da kişilikle ilgilidir. Çünkü insanlar her meslekte olduğu gibi gazetecilik yaparken de eylem ve söylemlerine kişiliklerini yansıtırlar.

Başta ne dedim, bu iş meşakkatli, eziyetli bir iştir. Önce okumak, öğrenmek, bilmek, sokakta haber peşinde koşturarak tecrübelenmek, insanları tanımak gerek. Mesleğin duayenlerinden püf noktalarını öğrenmek, önerileri ve uyarıları dikkate almak gerek. En önemlisi de verici bir kişilik yapısına sahip olmak gerek. Maneviyattan zevk almak, mutlu olmak gerek.

Ancak son dönemde gazetecilik öyle bir duruma geldi ki evlere şenlik. Kim gazeteci, kim değil belli değil. Zaten toplumda da öyle bir gazetecilik hevesi oluştu ki akıllı cep telefonuna sahip olan kendini kırk yıllık gazeteci sanıp, her gördüğü olayı canlı yayınlıyor. İzlediği toplantıyı, sosyal etkinliği, mitingi ya da kazayı ‘ben bunu yapma yetkisine, bilgisine ve konumuna sahip miyim?’ diye düşünmeden, binlerce insana anında ulaştırıyor. Hem de canlı canlı. Önünü arkasını düşünmeden, kimlere ne etki eder, suç mu kabahat mi demeden.. Oysaki gazeteciliğin öncelikle kendi kuralları var, etiği var, kanunu var..

Bazen bu işi profesyonel anlamda yapmaya çalışanların bile saldım çayıra mevlam kayıra hesabından iş yaptığına tanılk oluyorum. Mesela geçenlerde bir belediye başkanıyla sohbet toplantısındayken bir yerel gazete sahibi çıkardı cep telefonunu, başladı tüm ortamı canlı yayınlamaya.

Kardeşim basın toplantısı değil, resmi bir açıklama değil. İnsanlar sohbet ortamında gelişigüzel konuşuyor, samimiyete dayanarak. Bu arada belediye başkanı “off the record olarak söylüyorum..” diyerek yapmak istediği bir şeyi anlattı. Ancak ne recordu mekordu, canlı yayını izleyen herkes anında duydu bunu.

Yanımda oturuyordu gazeteci arkadaş, “duydun mu? diye sordum. “Neyi?” dedi. Adam “off the record söylüyorum” diyor, sen canlı yayındasın, nasıl oluyor bu iş? İnsanlar burada sohbet ediyor; sen canlı yayınlıyorsun, önceden uyarman gerekmez mi?” dedim. “Tamam şimdi siliyorum o bölümü” dedi.

Yani anlayacağınız işin cılkı çıkmış durumda. Bu işi bilen de yapıyor bilmeyen de, anlayan da anlamayan da..

Bu arada iletişim fakültelerini bitiren genç arkadaşların Allah yardımcısı olsun. Çünkü bu iş diploma almakla olmuyor, sokakta öğreniliyor.. Ve de işi bilen, tecrübeli, mesleğe gönül vermiş, toplumun menfaati için çalışan ağabeylerden, ablalardan öğreniliyor. Diplomayı alıp “ben geldim” diyenlere maalesef gazetelerin kapısı kapalı,  kendilerine başka iş aramaları gerek..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner265

banner183