Siyasetçilerin çoğu bir makama aday olduğu zaman önce gazetecilere yaklaşır. Sesini duyurmak, daha fazla seçmene en kısa yoldan kolayca ulaşmak için gazetecileri köprü olarak kullanmak ister. Bu da gayet doğal bir olaydır.

Siyasetçi oy almak için halkı etkilemeli, gazeteci de hem siyasetçinin sesini duyurmalı hem de halkı aydınlatıp, bilgilendirmelidir.

Bu amaç doğrultusunda gazeteciyle, siyasetçinin yollarının kesişmesi de en doğal olaydır..

Seçim öncesi tüm gazeteciler -özel bir anlaşmazlık yoksa- siyasetçinin dostu, arkadaşıdır. Nerede görse yaklaşır, elini sıkar, hal hatır sorar, kendisi için iyi şeyler yazsın yayınlasın diye gözünün içine bakar.

En sevimli tavrını takınır, devamlı gülücükler savurur, sıktığı eli avuçlarına alıp, bırakmak istemez. Dışardan gören kırk yıllık ahbap sanır.

Gazeteci, siyasetçinin bu tavrına kapılırsa, onun dümensuyuna girmiş demektir. Yok eğer, onun ağzının içine bakmaz, her istediğini yazmaz, objektif olup, tarafsız kalırsa, siyasetçi onun yanında davranışlarına ve konuşmalarına daha dikkat eder.

Bu arada siyasetçi, her fırsatta gazetecilerin tarafsız ve objektif olması gerektiğini söylerken, samimiyet beklediğini de vurgulayarak, “Doğruyu yazın, samimi olun, canımı yiyin. Biz eleştiriye açık insanlarız. Eleştirilen insan doğruyu daha kolay bulur” der.

Seçimi kazanıp, makamına oturan o türden siyasetçide kısa süre sonra bir davranış değişikliği gözlenmeye başlanır. Gazetecilerle konuşmak istemez, yöneltilen eleştirel sorulara beklenen cevabı vermekten kaçınır. Aleyhinde haber yazılırsa da, alınganlık yapar, küser, bir selamı bile esirger.

Eğer gazeteci tecrübesiz davranıp, ilk fırsatta siyasetçinin karşısına dikilip, “seçim öncesi böyle davranmıyordunuz ama..” diye sitem etmeye kalkarsa, siyasetçiden,

“En kısa sürede bir araya gelelim, bunları detaylı bir şekilde konuşalım, şimdi başım çok kalabalık” sözlerini işitir ama o konuşma ortamı nedense bir türlü oluşmaz.

Gazeteci gerçekten işini etik kurallarına göre, olması gerektiği şekilde yapıyorsa, hiçbir zaman bir siyasetçinin ya da kendisini kişisel menfaat için kullanmak isteyen birinin yörüngesine girmez.  

Zaten o tür siyasetçiler de, koltuğuna iyice yerleştikten sonra amacına uygun, kendi zihniyetinde, eleştirmeyen, yön vermeyen  gazetecilerle çalışmaya başlar.

Eğilmeyen, dik duran, mesleğinin onurunu koruyan gazeteciler ise tukaka olur.

Yani bazı gazetecilerle, bazı siyasetçilerin yolu, gerçek yüzler ortaya çıkınca ya daha da birleşir ya da sonsuza kadar ayrışır..

Bu durum, gazetecinin de siyasetçinin de doğrudan yana, haktan ve halktan yana olup olmadıklarının yanısıra, toplumun menfaati için çalışıp çalışmadıklarıyla doğru orantılıdır.
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner258

banner257

banner241

banner245

banner183