banner279

Bazı insanlar vardır yaşam boyu bulundukları yeri aydınlatırlar. Nerede yaşarlarsa yaşasınlar her zaman kendilerine bir çevre yaratıp, insanlarla eğitimden sağlığa, kültürden sanata kadar değişik konularda diyaloğa girip, onlara bir şeyler vermeye çalışırlar.

Üretkendirler, sıcakkanlıdırlar, sevecendirler, bulunduğu yerde çöreklenip kalmaz, oraya hareket ve bereket gerirler.

Yani yaşamla barışık, yaşadığının farkında olan ve “bu dünyada bende yaşadım” diyebilmek için ortaya bir eser çıkaran, hiç bir şey yapamasa bile yardıma muhtaç kişilerin elinden tutanlardır bunlar.

Yaşadığı şehrin, mahallenin, apartmanın sorunlarına duyarlı, sokaktaki hayvana sahip çıkan, yoldaki çukuru görüp, yapılması için ilgililere haber vermekten kaçınmayan kişilerdir bunlar.

Kısacası hayata karşı, insana karşı, doğaya karşı “bana ne” demeyen insanlardır..

Önce kendimize bir bakalım “biz nasılız acaba” diye, sonra da çevremizdekileri gözlemleyelim, kaçı böyle kaçı dünyayı umursamaz tavırlardalar...

Elbetteki dünya yansa kılını kıpırdatmayan tipler var, bir arkadaşı, bir yakını hasta olsa, bir şeye ihtiyacı olsa aniden görünmez oluverenler var.

Ama ilk cümlemde işaret ettiğim gibi bu dünyada kendisi için olduğu kadar başkaları için de yaşayanlar, her an  Hızır gibi yetişenler, derdini söylemeden anlayanlar, bir şeye ihtiyacın olduğunu hal ve hareketinden fark edenler de var.

Bu nedenle “insan” olarak bu dünyaya gelenlerle “insan evladı” olanları birbirinden ayırt etmek gerek..

Benim çevremde her ikisinden de çokça var. Hepsini bilir tanırım. İnsan evladı olarak bildiklerimi nerede olurlarsa olsunlar arar bulur, hatırını sorar, ilişkimi güçlendiririm. Hiç bir zaman iyi günümde, rahat günümde arayıp sormadığım birinin yanına, ona ihtiyaç duyduğumda gitmem, utanırım.

Benim ihtiyacım olduğunda yer altına inen, görünmez olanları da hiç unutmam. Pişkinlik yapanlar, yüzü kızarmayanlar, geçmişe mazi denir tavrıyla hareket edip, iyi gün dostu olanlara bir selam vermek bile gelmez içimden. Kırk yıl değil kırk bin yıl hatırı bile olsa böylelerinin bir kahvesini içmem. İçim kaldırmaz.

Bu yüzden şuan bu yazıyı yazarken bile uzun süredir arayamadığım dostlarımın isimleri aklımdan tek tek geçiyor ve nasıllar acaba, bir şeye ihtiyaçları var mı diye düşünüyorum.

Çünkü biliyorumki onlar bulundukları yeri aydınlatanlardır, istemeden verenlerdir, ihtiyacı olanlara el uzatanlardır. Onlar benim olduğum kadar başkalarının da can damarlarıdır. Kesmemek, koparmamak, unutmamak ve kurutmamak gerekir..

Siz de bir düşünün bakalım, varlığıyla hayatınıza can katan kaç kişi var, neredeler, ne yapıyorlar..?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner265

banner183