banner279

“Canım kimseyle konuşmak istemiyor. İnsanları çekemiyorum artık. Hep aynı şeyler.. Sokağa çıkıyorum aynı, işe gidiyorum aynı, eve geliyorum aynı, televizyonu açıyorum aynı.. İnsana moral verecek, rahatlatacak hiç bir şey yok.. Eskiden tek kanal televizyon vardı, seyrederken eğlenirdik. Şimdi onlarcası var ama hangisini açarsan aç insanı geren programlar. Haberleri ise hiç seyremediyorum, sinir katsayım tavan yapıyor” dedi, sohbet ortamındaki arkadaşlardan biri.

Önündeki çaydan bir yudum almak için konuşmasına ara verdiğinde, yanımızda oturan diğer arkadaş çok daha dertliymiş ki derin bir ahhh! çekip, “Çocuğun birinin okulu, diğerinin de düğün işi olmasa bir gün bile durmam burada. Hanım zaten dünden razı. ‘Bir dağ başında tek oda bir ev olsa bile giderim’ diyor. Kadın canından bezmiş. Beni ise hiç sormayın. Abim anlattı işte.. Söylediklerinin üstüne koyacak o kadar çok şey var ki hangisini saysam bilmem..!”

Onları dinlerken soluk alışverişimin sıklaştığını, kalbimin daha hızlı atmaya başladığını hissettim.

Konuşacak, söylenecek o kadar çok şey vardı ki ağzımı açsam sanki içimden onlarca kitabı dolduracak yazı, bir o kadar gazete için haber, televizyon bültenlerini kaplayacak olay çıkacaktı, sustum..

Nehrin akıntısına kapılmış gidiyoruz..  Boğulmamak için çırpınan çırpınana. İşsizlik, yoksulluk, parasızlık, aile kavgası, kadına şiddet, çocuğa taciz, savaş korkusu, sığınmacılar, doların yükselmesi, altının fırlaması, benzine mazota zam, yiyecek her şeyin yabancı ülkelerden alınması, siyasi çekişmeler, seçim, geçim, dırdır, vırvır harala gürele bir çuvalın içinde birbirine karışmış ve biz de o çuvalı sırtımızda taşıyoruz. Bilmiyorum nereye gidiyoruz..?

Bu yüzden artık iki üç kişi bir yerde çay içip sohbet ederek, kafa dinlemek bile mümkün olmuyor

Birbirimizden uzaklaştıkça uzaklaşıyoruz. İnsanların tek sığınağı akıllı telefonlar olmuş. Otobüste, metroda,sokakta, evde işyerinde bir dakika boş zamanı olsa anında telefonu açıp bir şeylere bakıyor, ya oyun oynuyor ya da sosyal sitelere girip meşgul oluyor.

İnsanlar kalabalık içinde yalnızlık çekiyor. Dost bildiğimiz kişilerin yanında bile rahat konuşup, içimizden geldiğini söyleyemiyor, dertleşip, rahatlayamıyoruz.

Tahammülsüzlük, öfke cinnet boyutunda.. Kendimize görünmeyen koruma duvarları örüp, kabuğumuza çekildikçe çekiliyoruz. Ürküyoruz, korkuyoruz, kaygılanıp, birbirimize kuşkuyla bakıyoruz..

‘Ne olacak halimiz?’ demiyorum..! Halimizin farkında olalım istiyorum..

Bu durum tespitinden sonra bir şey daha eklemek istiyorum. Ben herşeye rağmen umudumu yitirmiyorum. Gelecek güzel olacak, güzel günler göreceğiz. Her kışın sonu bahardır, kır çiçekleri toplayacağız inşallah..!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner265

banner183