banner268

İnsan bazen karşısındakinin tipine tapına, giyimine kuşamına bakıp bir adam sanıyor...

Sanıyoruz ki içinde bir insan var, sanıyoruz ki dürüsttür, adam satmaz, üç kuruşa tamah etmez, özü sözü birdir.

Ama öyle adamlar çıkıyor ki gördüğümüz kalıpların içinden, gören gözümüze, duyan kulağımıza, kapılarını açan yüreğimize kızıyor, öfke duyuyoruz.

Öylesine gizliyorlarki kendilerini, öylesine şatafatlı ambalajlara sarıp sarmalıyorlarki ruhsuz kişiliklerini, yanılıp aldanmamak mümkün değil.

Artık elimi uzatmaya korkuyor, iki çift laf etmeye çekiniyorum insanlarla. Hep gözlerinin içindekini, beyinlerinin arkasındakini, yüreklerinin en derinindekini anlamaya çalışıyorum.

Aklımda hep “acabalar”, fikrimde hep tersine düşünceler.

Evde sohbet ederken oğlum, “Babam da hep herşeyin tersini düşünüyor” dedi.

“Sen tersini düşün, önlemini al, doğru çıkarsa şansına oğlum” dedim.

İyi niyetle yaklaşmak saflık, güven duymak aptallık, samimi olmak çıkarcılık olarak görülmeye başladı.

İçinizi açtığınız kişilerin sözlerinizi başkalarına taşıyacağından kuşku duyuyorsunuz. Sırrınızı verdiğiniz birinin sizi satmayacağından emin değilsiniz.

Arkanızı döndüğünüzde brütüslük göreceğiniz, tökezlediğinizde en yakınınızın bile üstünüze basıp geçeceği korkusunu yaşıyorsunuz.

Cuma Namazında vaaz veren hoca, “Borçlu bir insan cebinde parası varsa, borcunu ertesi güne bırakmadan ödemeli” dedi.

Gülümsedim..

Üç kuruş borcunu ödememek için telefonunu değiştiren, sizi görünce karşı kaldırıma geçen ya da unutmasa bile unutmuş numarasına yatanlar dolu etrafımızda.

Eskiler “söz ağızdan çıkar” derlerdi, güven duygusuna vurgu yapmak için, şimdilerde kimin sözünün nereden çıktığını anlamaz olduk.

Sokağa çıkıyorum tip tip insan, bir garip bakıyorlar birbirlerine. Televizyon izliyorum enterasan olaylar, içim ürperiyor, güleyim mi ağlayayım mı şaşırıyorum.

“Bir mağazada dolaşırken, kadının biri az ötedeki grubu ima edip, küçük kızına sesleniyor, “gel buraya kızım, etrafta acaip acaip insanlar dolaşıyor” diye..

Hep bir korku, hep bir şüphe..!

“Bana iyi davranan, iyilik yapmaya çalışan kişilerden uzak duruyorum” dedi, eşim.

“Neden?” diye sordum..

“Mutlaka altından bir kötülük ya da menfaat beklentisi çıkıyor” dedi.

Bir siyasetçi dostumla sohbet ederken, “Sen bırak İstanbul’u, geçen gün memleketime gittim. Çok şirin, insanların birbirini sevip, saydığı, arka çıktığı küçük bir kasabada bile adamlar birbirinin cenazesine, düğününe gitmez olmuş. Yolda karşılaşıp selamlaşmıyorlar” dedi..

“Ne yapacağız, ne edeceğiz bilmem ki..!” derdi rahmetli annem, bazen sıkıntıya düşünce..

“Sıkıntı çekmeyen bolluğun bereketin kıymetini, eşin dostun değerini bilmezmiş” derdi, bir bilge komşumuz.

Haklıydı.. Her yaşanmışlık bir tecrübedir, anlayıp ders çıkarana.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner265

banner183