banner279

İstanbul’da yaşamak artık beni üzüyor, gerçekten de bazen evden dışarıya adım atmak istemiyorum. Neyseki emekliyim, homeoffice çalışıyorum ve yalnızca işim olduğunda, randevularımı takip etmek için dışarıya çıkıyor ve işlerimi bitirdikten sonra hemen dönüyorum.

Çünkü gün boyu karşılaştığım olumsuz insan manzaraları, devamlı yükselen beton binalar, aracımı park etmek için sokak sokak dolaşmalar, trafik sıkışıklığı, kuralsız yaşayanlar, öfke küpüne dönmüş anlayışsız, hoşgörüsüz, kavga yapmaya hazır tipler beni bu şehirden ruhen kopardı.

Kaçıp gidecek yer arıyorum desem yalan olmaz.

Oysaki on iki yıl önce buraya öyle bir hevesle, öyle bir istekle gelmiştim ki sanırsınız İstanbul’un bütün yükünü ben taşıyacağım, İstanbul’un bütün sorunlarını ben çözeceğim, İstanbul’da yaşayanlarla canciğer kuzu sarması olacağım..

Bunu yapmaya hazırdım. Adımlarımı da öyle attım. Milyonlarca çalışan gibi ben de iki üç araç değiştirerek bir uçtan bir uca işe gidip gelmeyi, saatlerce yol yürümeyi, insanların dertlerini, sorunlarını dinlemeyi, semtlerin, mahallelerin, sokakların eksiklerini anlatmayı, söylemeyi  hiç yüksünmedim..

Sandım ki birileri benim gibi yazıp çizen, insanların sorunlarını ilgililere iletmesine köprü olanları dinler, sandım ki birileri yazdıklarımızı okur, sandım ki birileri bu söylenenlere, yazılanlara, anlatılanlara kulak verir, çözüm üretir.. Ama ne yazık ki sadece sanmışım. Ne duyan, ne dinleyen, ne de anlayan oldu..

Ben çaldım, ben oynadım..

“Ben” diyorum ama sanmayın ki böyle düşünen yalnızca benim.. Benim gibi olan binlerce, milyonlarca insanın duygusuna tercüman olmaya, onların duyulmayan çığlığına,cılız da çıksa bir ses olmaya çalışıyorum..

Ve bilinsin ki aradan geçen yıllardan sonra üzüntümün haddi hesabı yoktur.

“Keşke İstanbul hep hayalimdeki gibi kalsaydı” diyorum bazen.. Yıkılmaya yüz tutmuş evlerini, her yağmurda sel sularından geçilmeyen caddelerini, araç parkına dönen sokaklarını, insanların yürüyemediği kaldırımlarını görmeseydim.

Keşke insanları hayalimdeki gibi hep beyefendi olarak kalsaydı. Nezaketle, hoşgörüyle, sevgi ve kardeşlikle birbirinin gözüne bakan, en küçük bir olayda sopalarla, bıçaklarla birbirinin üzerine yürüyen insanları görmeseydim..

Ben sandım ki kentin yöneticileri nerde bir sorun görse hemen talimat verecek, sorun anında çözüm bulacak, ben sandım ki yönetici koltuğundakiler bizim rahat etmemiz için çalışacak, ayağımıza taş değse en az bizim kadar canı yanacak.

Yanılmışım..!

Bugün geldiğim noktada İstanbul için üzülmekten başka yapacak bir şey bulamıyorum.

İstanbul’da yaşamak, bu çileyi çekmek zorunda kalan benim gibiler için üzülüyorum, İstanbul’u sevip burada yaşamak isteyenler için üzülüyorum, İstanbul’a emek verip, emeğinin karşılığını alamayanlar için üzülüyorum..

İstanbul bunu hak etmiyor, İstanbul’da yaşayanlar bunu hak etmiyor..

İstanbul’un her türlü imkanını kullanıp da karşılığını vermeyerek,  zevk-i sefa sürenler ise boğazlarından geçen tek lokmayı bile hak etmiyor..

Ancak, tüm bunları içim burularak desem bile umudumun tamamını bir kalemde silip atmıyor, yine de her şeyin bir gün bugünkünden daha güzel olacağını, insanların bu kentte huzur içinde yaşayacağını hayal ediyorum...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner285

banner284

banner272