banner279

Oğlumu arabayla Beşiktaş-Ortaköye bıraktım, oradan 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nden Anadolu yakasına geçecektim. Oğlum;

“Baba, Zorlu Center’in arkasından dolan, köprüye daha çabuk çıkarsın” dedi.

O yolu daha önce hiç kullanmamıştım.. Birkaç kez Barbaros Bulvarı’na çıkıp, paralel bağlantıdan köprüye giriyordum.

“Tamam” dedim, devam ettim.

Ara yollardan Zincirlikuyu’daki Zorlu Center’in olduğu tepeye çıktıktan sonra, altgeçitten geçip, Gayrettepe sapağına giriliyormuş.. Tabi ben yolu bilmediğim için sol şeritten giderken altgeçitten çıktığım anda yol çatallandı. Çevreyoluna girmek isteyenler için sağ taraf Ankara sol taraf Edirne yönüne gidiyordu. Koskoca tabela var ama iş işten geçti bir kere. Sağda on beş yirmi araçlık kuyruk oluşmuş, ve benim de o kuyruğa girmem gerekiyordu. Ancak artık geri gelebilirdim ne de sol taraftan devam edebilirdim. Soldan gitsem Allah bilir nereden çıkarım bir daha..

Zaten İstanbul trafiğinde kaybolmak, özellikle de geceleri benim için alışkanlık oldu. Neyseki navigasyon var da yönlendirmeyi yapan kadınla kavga dövüş evin yolunu buluyorum.

Mecburen çatalın başladığı yerde arabanın burnunu kuyruktan yana soktum ki arkadan gelip sol şeritten devam etmek isteyenler devam edebilsin. Niyetim belli. Zorda kalmışım Yoksa başkalarının sırasını almak, öncelik hakkını ihlal etmek gibi bir düşüncem yok. Centilmen biri çıkıp, “hadi sana acıdım, geç” diyene kadar bekleyeceğim.

Çünkü hayatım boyu hiç bir zaman sırada kaynak yapmadım, yapanları da sevmem. Bu yüzden yolda giderken sinyal vermeden aniden önüme direksiyon kıranların mutlaka kulağını çınlatırım.

Durdum bekliyorum. Kim yol verirse teşekkür edip yola gireceğim. Acelem de yok. Ancak biri deli gibi kornaya basınca, arkama dönüp baktım, acaba yolu kapattım da arabalar geçemiyor mu diye, değil, yol serbest. Meğer yanyana durduğum arabanın arkasındaki aracın sürücüsü basıyormuş. Önüme geçme diye.. Öyle bir niyetim olmadığı için davranışı beni hem üzmüş hem de germişti. Öndekiler ilerleyince kornayı basan yanımdan geçerken yanı camı açtım,

“Hayrola birader, bir şey mi oldu?” dedim.

“Biz burada otobüs mü bekliyoruz?” diye çıkıştı. Otuzlu yaşlarda biriydi. Kafamı iyice pencereye uzatıp, elimi gözünü sokar gibi yapıp,

“Adamda biraz hoşgörü olur, insanlık olur. Ben bu yolu ilk defa kullanıyorum ve yanlış girdim, sür arabanı, yürü” dedim.

Öndekiler devam ederken, ukala adamla yan yana durup tartışmamız yolun tıkanmasına neden olmuştu.

Bu arada utanmadan bir de bana “sen uyanıklık yapıyorsun” demez mi, beynim yerinden çıkıp, arabanın tavanına vurdu sanki. Kendime yakıştırsam arabadan inip, o öfkeyle ağzını burnunu dağıtırdım ama şeytana lanet edip, kendime hakim oldum.

“Yürü be kardeşim, deli etme adamı. Bilmiyordum dedim, ya” diyerek, elimle devam etmesini söyledim.

Sırıtarak, “öğrenmiş oldun” dedi, gaza bastı.. Allahım yarabbim, adam resmen kaşınıyor..

Onun arkasındaki bir kadın sürücüydü, baktım, gözgöze geldik, eliyle, “geçebilirsin” diye işaret etti, teşekkür ettim, yola girdim.

Fakat vücudumun her hücresi horon tepiyordu. Adamın arkasısıra devam ettim, bu arada kaç kez hangi küfürü ettim hatırlamıyorum.

Köpürmüş veziyette, insanı çileden çıkaran trafikte köprüyü geçtim ama öfkeden gözüm kararmış ki, E-5’ten giderken birden bire kendimi TEM’de buldum..

“Sevdiğimin İstanbul’u, böyle eften püften olaylar yüzünden, beni böyle çirkin, böyle psikopat mahluklarla karşılaştırıp, çileden çıkarıyorsun” diye diye yoluma devam ettim..!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner265

banner183