Bu sene yaz çok soğuk geçti. Kasım’da başlayan yaz mevsimi, Mart ayında olmamıza rağmen havalar bir türlü ısınmadı. Durun durun, bu adam günleri ve mevsimleri mi şaşırdı diye hemen panik yapmayın! Artık İstanbul’da kışı göremeyeceksiniz. Kuzey ormanları katledilirken, Kanal İstanbul diye ranttan başka bir fayda sağlamayacak olan bir projenin hazırlığı sürdürülürken, şehirde artan yüksek katlı binalar sebebiyle rüzgâr blok edilirken ne kar görürüz ne de nemi olmayan bir şehir. Padişah Topkapı Sarayı’nı inşaa ettirirken, bugünkü Gülhane diye tabir ettiğimiz bölgeye Karadeniz’den esen poyraz, boğazın o süzülen vadisinden akasya ve manolya ağaçları ile çam ağaçlarının o güzel kokusu sarayın penceresinden odaya girerdi. Şimdi aynı padişah bugün yaşasaydı eğer yine Karadeniz’den esen rüzgar, 3. köprüdeki kamyonun karbonunu alıp yok edilen manolya ve akasya ağaçlarının kokusunu alıp binaların cephesindeki pis boya kokusunu alıp 2. köprüye ulaştığında harmanlanmış olan o karbon kokteyli köprüdeki diğer araçların da salınımlarıyla beraber boğazın diğer yamaçlarındaki Beykoz, Sultanbeyli, Arnavutköy, Eyüp’teki halka dağıtılan bedava kömürlerin de çıkardığı karbon monoksit gazlarıyla birleşip ve 1. köprüden devam ederek oradaki malzemeleri de alıp İstanbul boğazında kontrolsüz gezen teknelerin çıkardığı gaz ve gürültüyle harmanlanması ölçemeyeceğimiz desibeldeki ses ve gazların birkaç yıl içinde kansere sebep olmasını tahmin etmemek şaşkınlık olur.

Önümüzde bir seçim var. Aday olacak kişilerin programlarındaki en önemli hususlardan ilki çocuklarımıza yaşanılabilir bir İstanbul bırakmak olmalı. Eğer bu şekilde uygulanmazsa ve çeşitli hemşehri derneklerinin oy deposu olarak görüp onların çeşitli talep ve isteklerine önem verirlerse o meşhur şiir herhalde şu şekli alır;

Sana dün bir tepeden bakamadım aziz İstanbul!

Görmediğim, sevmediğim hiçbir yer.

Ömrüm oldukça gönül tahtına gönlünce kurul!

Sevimsizce kurulan sade bir semtin bile nasıl tarumar edildiğini görmek bir ömrü bitirir.

Nice revnaklı şehirler görülür dünyada,

Lakin İstanbul’u yönetenler revnakın tanımını bilir mi acaba?

Herhalde bu şekilde kaleme alırdı büyük usta Yahya Kemal Beyatlı.

Bilmem farkında mısınız? İstanbul’da 80 ilin derneğini bulursunuz fakat tek bir ilin derneğine rastlayamazsınız. İstanbullular Derneği! Tabi devletin uyguladığı yanlış göç politikaları Akp hükümeti döneminde bile son 14 yılda 7 milyon kişinin yaşadığı toprakları terk edip İstanbul’a umuda gelmesine sebep oldu. Mesele İstanbul’a köprü, tünel, bina yapmak değil, mesele 7 milyon kişinin yaşadığı toprakların da İstanbul’daki imkânlara sahip olması. Sağlıktan eğitime, ticaretten sosyal imkânlara kadar. Bu haftalıkta bu kadar olsun fazla başınızı şişirmeyeyim.

Kalın sağlıcakla…

Nurhan

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner241

banner245

banner183