BAKIRKÖYLÜYE ROZET TAKARAK CHP’Lİ OLUNMAZ.

Bakırköy’de iki dönem belediye başkanlığı yapan Ateş Ünal Erzen, ilçede yaşanan son gelişmeleri ve kongre sürecini gazetemize değerlendirdi. Sorularımızı yanıtlayan Erzen, “CHP’nin 2004’te ki oy oranının 2014’te yüzde 70’e nasıl geldiğini doğru analiz etmezsek gerçeği göremeyiz. CHP seçmenine rozet takarak CHP’li olacağını sananlar bilsinler ki CHP’li olmak böyle bir şey değildir” dedi.

BAKIRKÖYLÜYE ROZET TAKARAK CHP’Lİ OLUNMAZ.

Geçtiğimiz hafta CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da katıldığı ‘Rozet Takma Töreni’ni değerlendiren Erzen, “Bakırköy nasıl CHP’li oldu bunu düşünmüyorlar. Rozet takılanlar, CHP’ye üye olduklarına göre şüphesiz ki çok değerli ve ülkemizin aydınlık yarınları düşleyen insanlar. Ama onları kullananları hepimiz tanıyoruz. Hele bir belediye başkanı var ki evlere şenlik. Herkesin bildiği, her partinin kapısını aşındırdığı, her partiden aday olmak istediği ama amacı hizmet olmayan bir başkan. Rozet takmayla oy oranı artmaz, çünkü rozet takılanlar zaten CHP seçmeni. 2004 öncesi seçimlerini açıp baksınlar Bakırköy nasıl CHP’li olmuş incelesinler” diyerek devam etti.

ÖNEMLİ OLAN PROJE ÜRETMEK VE UYGULAMAK

“Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na zaten CHP seçmeni olan isimleri partiye kazandırıyormuş görüntüsü altında şov yapanlara sesleniyorum” diyen A. Ünal Erzen sözlerini şöyle sürdürdü. “Bakırköy CHP’nin iktidarda olduğu bir yer. Bu sadece bir haber ama yüzde 70 oy alan partinin ilçe başkanlığı da siyasetten bi haber. Ne yapılmış, başarılmış, üretilmiş hizmetlere sahip çıkabiliyorlar, ne de yeni bir proje üretip hayata geçirebiliyorlar. Bu insanlar zaten CHP seçmeni. Kimsenin CHP’li olmayan birini nasıl partili yaparım diye düşündüğü yok. Rozet takma Bağcılar, Bahçelievler Esenler gibi ilçelerde yapılırsa bir şey ifade eder. Yoksa 2004 ten 2014 de kadar yapılmış hizmetler karşılığında alınmış oyla herkes şov yapar. CHP gibi köklü bir partiyi birilerine şov malzemesi haline getirenler kimlerse bunlar partimize ve genel başkanımıza hem ihanet ediyorlar, hem de yazık ediyorlar. Genel başkanı kim yanlış yönlendiriyorsa, aşındırmadık parti kapısı bırakmayan eski başkanını kim tavsiye ediyorsa, o kişi CHP’yi sevmiyor demektir”

OY VEREN YÜZ BİN, ÜYE OLAN 6 BİN

Bakırköy’ün 220 bin civarında nüfusu olduğunu, CHP’nin ise100 bin civarında oy aldığını ama üye sayısının 6 bin civarında olduğunu ve zaten 6 binin de ortada olmadığını söyleyen Erzen, yaklaşan kongre sürecini de şu sözlerle değerlendirdi. “Şu anda siyaset enerjisi alabildiğine dışa dönük olması gerekirken, Adalet Yürüyüşü ve Adalet Kurultayı ile elde edilen başarılı çıkışı yeni projelerle beslenmek yerine, CHP örgütünün enerjisi mahalle delegeliği eksenine çekildi. Siyaset adına ortalıkta dolaşanlar, ya delege olmaya heveslenenler, ya da farklı siyasi ikbal peşinde olanlar. Siyasette var olabilmenin ve başarabilmenin bir tek yolu var. O da sürekli proje üretmek, halkın beklenti ve ihtiyaçlarına cevap verebilmektir. Geçmişe bakıp yapılanı görmezden gelmek, ‘tu ka ka’ demek ancak ve ancak siyaset cambazlarının baş vuracağı bir metottur. Yaşam Köyü’ne bir taş koyarak hizmet yaptıklarını sananlar bizim bu söylediklerimizi anlayamazlar. Asıl hizmet Yaşam Köyü’nü aktif canlı bir hizmet alanı olarak halkın kullanımına sunabilmektir” dedi.

YÜZDE 70, MEMNUNİYETİN GERİ DÖNÜŞÜMÜDÜR

Şayet Bakırköy özelinde farklı bir alternatif çıkarsa, son dönemde oluşan bu bozulmanın çürümeye dönüşeceğini ve CHP seçmeninin yeni alternatif etrafında toplanarak Bakırköy’ün kaybedileceğine dikkat çeken Erzen, “Kongre süreci delege kavgalarıyla, siyasi hesaplar üzerine şekillenmemeli. 2004’ten önce CHP’nin oyu Bakırköy’de 7,5’ti. Bu oylar bir sihirbazlık numarası ile yüzde 70 olmadı. Türkiye’nin değişen siyasi iklimiyle beraber görev yaptığımız on yıl içerisinde Bakırköy de ürettiğimiz hizmetler Bakırköy halkının beklentilerine cevap veren bir CHP ortaya çıkarmıştır. Bu hizmetlerden alınan memnuniyetin geri dönüşümüdür yüzde 70. En basitinden parti programımıza giren aile sigortasının benzerini biz BAKKART’la Bakırköy de hayata geçirdik. Botanik Park’ın olduğu araziyi imara açsaydık milyonlarca dolar rant yaratabilirdik. Ama biz bu araziyi Botanik Park yaparak halkın hizmetine sunduk. CHP de olması gereken, olanları perişan etmek değil, daha da büyütmek demektir” dedi.

KERİMOĞLU BAKIRKÖY’E YAZIK EDİYOR

Hem genç, hem de insan sağlığı konusunda eğitimli bir doktora görevi bırakmanın sevinci ve BAKKART, BAKGEM, Botanik Park, Leyla Gencer Opera ve Kültür Merkezi, Nikah Salonu, Yaşlılar Yurdu, Belediye Meclis Salonu gibi Bakırköy’de pek çok eserin gururuyla belediyeyi devir ettiğini söyleyen A. Ünal Erzen, yeni dönem Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu’nun kendisine “Abi neler yapmışsın” dediğini ve kendisinin de “Sana düşen yapılanların üzerine bir taş daha koyman ve estetik üzerine çalışman. Bakırköy de insanlar mutlu ve daha fazla nasıl mutlu edebilirim diye çalışmak” dediğini söyledi, karşılığında bunların yapılacağı sözünü aldığını belirtti. “Ancak gelinen noktada maalesef bunun olmadığını üzülerek görüyor ve gözlemliyorum” diyen Erzen sözlerini şöyle sürdürdü; “Bıraktığımız eserlerin ne yazık ki bir çoğu atıl hale getirildi. Leyla Gencer Opera ve Kültür Merkezi’nde bir şeyler yapılıyor ama kuruluş amacı çerçevesinde daha çok ses getirecek programların yapılması gerekiyor. Botaniğin hali perişan. Yaşlılar için açtığımız Huzur Evi yok. BAKKART, Destek Kart içler acısı. Sağlık perişan. BAKGEM’de kaç öğrenci eğitim aldı, hangi üniversiteleri kazandı belli değil. Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nin akıbeti belli değil. Engelli ve Engelsiz Yaz kampları gibi pek çok şey yok, ya da yok olmaya yüz tutmuş. Afişlerde ve billboardlarda “Çocuklar bizim çocuklarımız” yazıyor. “Peki çocuklarımıza ne yapıyoruz? Kaç çocuğu eğittiniz, kaçını üniversiteye gönderdiniz? Çocukları nereye götürdünüz de, görerek ne öğrendi? soran yok. Önemli olan var olan bir hizmeti kapatıp, yenisini açmak değil. Uluslararası festivalimiz vardı, yok oldu. Bakırköy’ün parklarında artık silah sesleri duyuluyor. Doğmamış çocuğa don biçer gibi ihalesi bile yapılmamış bir işe 15 milyon harcama yapmak ne demek. İç denetçilere mobing uygulamaları mahkemelere taşınıyor. Kurban alanlarından her sene belediye kasasına milyonlar girerdi. Nasıl belediyenin kasasına 1 kuruş girmez. Peki bu paralar nereye gidiyor. Bakırköy de 5 yıldızlı huzur evi yaptık ama Milli Emlak’a iade edildi ve şu anda oraya kira ödeniyor. Bunun tek nedeni 3. şahıslara kiraya vermenin yolunu açmaktır. Şu anda hem boş yere kira ödeniyor hem de çürümeye terk edilmiş durumda. Fizik tedavi ünitesi yok olmuş. Ücretsiz hizmet veren 30 civarı ambulansla her yıl yüzlerce hayat kurtarıldı. Bakırköy’ün içler acısı halini gördükçe, mutsuz insanlar beni arıyor. Şikayetlerini dinledikçe çok daha fazla üzülüyorum. Binaları yaptım, içine insan dolduramadan devrettim. Hayalim bu yapılarda mutlu insanlar görmekti. Malesef hizmet üretmeyenler üretileni de görmekten,sahip çıkmaktan devam ettirmekten acizler. Sürekli satalım para gelsin diyorlar ve bu paraların nereye gittiği de belli değil. Kimse sormadı bu güne kadar. Bunları konuşmak bile rezalet ama ben değil herkes konuşuyor. Yaz dönemini Bodrum’da geçirdim. Oralarda bile konuşuluyor. Kongre de yapılanlar ve yapılmayanlar konuşulmalı” dedi.

BİZİM BAGAJIMIZ BOŞ

Yeni dönemde uygunsuz yerlere ruhsat vermesi ile sık sık kamuyunda tartışılan yeni yönetimle ilgili de konuşan ve “Sahil için hiç bir proje ve plan yapmadık. Aksini söyleyen varsa ben ispata hazırım” diyerek tepki gösteren Ateş Ünal Erzen, ilçe belediyelerinin 2 ay içinde ruhsat verme zorunluluğu olduğunu, bu süre içinde ruhsat vermezlerse İBB’nin yetkisine geçtiğini söyleyerek, “Biz vermek durumunda kaldığımız her ruhsat için belediyeye gelir sağladık. Hepsi resmi kayıtlarda var. Bunlar faaliyet raporunda ‘diğer gelirler’ adıyla resmi bağış olarak geçer. Bizim ruhsat vermemek gibi bir lüksümüz yok ama planların iptal olması için mahkemeye verilen dilekçelerimiz var. Dönemimizde yapılan tüm inşaatların hukuki işlemlerini başlattık. Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararlarına karşılık inşaatların yapılmasına izin vermedik. Şimdilerde ise mahkeme kararlarına rağmen ruhsat veriliyor diye duyuyoruz.”

BAHADIRLI KAÇAKLARLA DOLU BİR İLÇE DEVRETTİ

Bakırköy’de bahsedilen AVM’lere ruhsat vermediklerini, hepsinin görevi devir almadan önce ruhsatlandığını söyleyerek Capacity’i örnek veren Erzen, 31 Mart 2004’te seçimi kazandıktan hemen 6 gün sonra Capacity inşaatına başlandığını, nasıl olur diye baktıklarını söyleyerek, “Seçime 15 gün kala yani 16 Mart’ta meşhur eski belediye başkanı ruhsatı vermiş. Bunu herkes bilsin. CHP Genel Başkanı da bilsin. Bizim bagajımız boş, arkamızda bir başarı hikayemiz var. Biz kaçakları devraldık. Kimini yıktık, kimine yürütmeyi durdurma kararı aldık. Kimdi bu kaçakları yaptıran. 2004’te kaçaklarla dolu bir Bakırköy devir aldık. Bunu biz unutmadık. CHP’nin siyasi kadroları nasıl unutur” diyerek, hangi belediyeden ve başkanından devir aldıklarının unutulmaması gerektiğini söyledi.  

UÇAKLARIN MANİA HATTI KALKIYOR!

Atatürk Havaalanı arazisinin önümüzdeki dönemin en önemli rant hesap noktası olduğuna dikkat çeken Erzen; “İnsanlar zannediyor ki, havaalanı kapanacak fuar yapılacak. Evet Cumhurbaşkanı açıkladı ama iş sadece fuarla bitmiyor. Yerel belediyenin bu duruma hazırlıklı olması lazım. Uçakların mania hattı kalkıyor ve asıl o zaman Florya’yı, Yeşilköy’ü bu rant cephesinden korumak çok zor olacak. Mania hattının kalkması demek, çok yüksek gökdelenlerle villaların yok olması demek. Bunların hepsini şimdiden düşünmek ve projeler yapmak gerek. Ama ne yazık ki partimizin içinde kongre ve delegeyi nasıl tavlarım telaşı var. Yıllarca ülkenin önemli şirketlerinde profesyonel yöneticilik yaptım. Herkes her işi yapamaz. Herkes belediye başkan adayı, meclis üyesi adayı, delege adayı. Oradan da kurultay adayı olma hevesinde. Bunu düşünen insanlara bir önerim var. Bir yerlere aday olacak kişilerin bagajı boş olmalı ve arkalarında bir başarı hikayelerinin olması gerekiyor. Yoksa ağaca çıkarken dikkat etsinler, popoları görünür rezil olurlar. Kendilerinin rezil olmaları önemli değil, Bakırköy’ü rezil ederler. Şimdi ye kadar sessiz kaldım ama bu böyle gitmez” dedi.

220 MİLYONLUK ARAZİ BIRAKTIK

Geçtiğimiz günlerde Osmaniye Mahallesi’nde Metro çalışmaları kapsamında kamulaştırılan arsanın, geçmişte Bakırköy Belediyesi’ne ait olmadığını, görev yaptıkları dönemde hazineye ait olan arsanın yasal mevzuatını yakaladıklarını ve dönemin kaymakamının da desteği ile Bakırköy Belediyesi’ne kattıklarını söylen A. Ünal Erzen, “Belediye yi borçla aldık” diyenlere de tepkisini şu sözlerle gösterdi. “Devir aldığımız borç belli, yaptıklarımızla birlikte devir ettiğimiz borç belli. Biz yeni döneme 220 milyon kamulaştırma bedeli ile satılan arsa bıraktık ve bu arsayı bedavaya aldık”

ERZEN “HALKLA İÇ İÇE DEĞİLDİ” ELEŞTİRİLERİNİ DEĞERLENDİRDİ

Hakkında en çok konuşulan “Halkla iç içe değildi” söylemlerini de sorduğumuz Erzen, “Yenisi iç içe, eskisi sarılıp sıkıyor adamı da ne oluyor” diyerek; yanında başkan yardımcıları, meclis üyeleri, sözde danışmanlarla dolaşmanın halkla iç içe olmak demek olmadığını, halkı dolaşıp derdini dinleyerek halkın içinde olmak gerektiğini söyledi. “Halkın sağlığını hallediyorsan halkla iç içesin. Çocuğuna eğitim imkanı sunuyorsan iç içesin. Engelliyi gezdirebiliyorsan iç içesin. Ankara’ya giden binlerce otobüsü ben yolcu ederdim sabahın köründe. Anıtkabir’e çocuklarımızla ve bayraklarımızla trenle ilk ben götürdüm. Ben onlarla iç içeydim. Onlar halk değil mi?” diyerek, hala o insanların kendisini aradığını söyledi.

KERİMOĞLU VE AKYÜZ GERGİNLİĞİNİ DEĞERLENDİRDİ

Son zamanlarda Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu ve İBB’li Meclis Üyesi Ali Rıza Akyüz arasında yaşanan gerginlik hakkında ne düşündüğünü de sorduğumuz geçmiş dönem belediye başkanı Ateş Ünal Erzen, basından takip ettiklerini çok çirkin olarak değerlendirdi. Erzen sözlerini şöyle sürdürdü: Bazı meclis üyelerini tu kaka diye değerlendiriyorlar, bazılarına yürü diyorlar. Maalesef yürü dediklerinin arasında Bakırköy’den gelen ilçe meclis üyeleri de var. Hayatında portakal soymamış insanların mevki, makam sahibi olunca olayı rant kavgasına dönüştürdüğünü üzülerek görüyoruz. Takip ettiğim kadarıyla gerçekten dürüst meclis üyeleri de var. Üzülüyorlar ama seslerini duyuramıyorlar. Belki de sessiz kalıyorlar, ‘kol kırılsın yen içinde kalsın’ diyorlar. Bu çok yanlış. Kol kırılıp yen içinde kalmaz. Yen içinde kalırsa kangren olur görünmez. O zaman kesmek zorunda kalırsın. Sen o kolu tedavi et” dedi

ERZEN, ÜYELERE SESLENDİ

“İlçenin bu gün kü günlere gelmesinden sorumlu olan, ranta yönelik kişileri içinizden ayıklayın” diyerek Bakırköylülere seslenen Erzen, “Bakırköy kendine gelmelidir” diyerek konuşmasını sürdürdü. Erzen Belediye Başkanının Belediye, ilçe başkanın ise ilçedeki işleri yürütmek gibi bir görevi olduğunu hatırlattı. “Zor düzelir ama düzelir” diyen Erzen, öncelikle Bakırköy’e iş yapacak ve hizmet üretecek bir ekibin gelmesi gerektiğini, başka amaçlarla siyaset yapmanın CHP’ye yakışmadığını söyledi. “Bir alternatif çıkarsa kaybederiz” diyen Erzen, “Bir senede oluşan bozulma çürümeye döner. CHP’ye oy verenler ya sandığa gitmezler, ya da hizmet üreteceğine inandığı başkan adayını bulurlarsa onun etrafında toplanılırlar. Kongrede bunlar konuşulmalı” dedi.

Erzen sözlerini şöyle sürdürdü “İnsanlar hizmetten memnun olmadığı anda geri döner. Şu anda alternatif yok gibi görünüyor ama insanlar alternatif üretir. Ak Parti’nin alternatifi yok diye CHP, MHP siyaseti mi bırakacak. Ya da Meral Akşener siyasete mi girmeyecek. Bu durumda iktidar olmamız şanstır. Şansla da iktidar olunmaz. Cumhuriyet Halk Partili yerel yönetimlerin titreyip özüne dönmesi gerekmektedir. Özellikle Bakırköy için çok üzülüyorum. Beylikdüzü, Sarıyer ve Çatalca’yı başarılı buluyorum. Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi de başarısıyla ilçesinde halkın gözdesi” dedi.

ERZEN: GENEL BAŞKAN YANILTILIYOR

“Genel Başkanımız çağırsın beni ona da anlatayım” diyerek, iki dönem belediye başkanlığı yaptıktan sonra CHP Genel Merkez den hiç kimsenin deneyimlerinden faydalanalım diye fikir dahi sormadığını, programlara davet etmediğini ve büyük bir vefasızlık örneği gördüğünü söyleyen Erzen, “Defalarca Bakırköy de yapılanları Genel Başkanımız sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na anlattım. Başarımızı hem gördü hem de takdir etti. Ama şimdi buna rağmen aranıp sorulmuyor. En büyük üzüntüm ise Genel Başkanımıza ve İl Başkanımıza bunlar doğru aktarılmıyor ki, hiç bir önlem alınmadığı gibi, aksine bu kadar rahat davranıyorlar. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak doğru değil. Kimse şunu incelemiyor. Yapılan hizmetlerin hangisinde benim, meclis üyelerimin, müdürlerimin imzası var görsünler. Bunun aksini düşünmek nankörlüktür. Siyasette nankörlük vardır, ego vardır ama Adalet Yürüyüşü, Adalet Kurultay’ı yapıyorsak, iktidar olmak istiyorsak o zaman önce kendi içimizde bu adaleti inşa etmeliyiz. Başarıyı takdir edecek, yamayanın kulağını çekeceğiz” diyerek sözlerini noktaladı.

Selvi Sarıtaç /Kent Yaşam

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner258

banner241

banner245

banner183