banner256

Medyanın en özgür günü 15 Temmuz’du

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Konrad AdenauerStiftung (KAS) Türkiye Temsilciliği ile ortaklaşa düzenlenen 82. Yerel Gazetecilik Semineri’nde OHAL’de Gazetecilik konusu ele alındı.

Medyanın en özgür günü 15 Temmuz’du
Alanında önemli uzman gazeteci, akademisyen ve hukukçuların katıldığı seminer, Taksim The Marmara Otel Balo Salonu’nda gerçekleştirildi.
Seminer’in açılış konuşması Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto tarafından gerçekleştirildi. 2 oturumdan oluşan seminerin 1. oturumunun moderatörlüğünü Gazeteci-Yazar Altan Öymen gerçekleştirdi. İlk oturumda sırasıyla Cumhuriyet gazetesi yazarı Orhan Erinç, Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Uğur Güç, Milliyet gazetesi okur temsilcisi Belma Akçura ve Hürriyet gazetesi okur temsilcisi Faruk Bildirici konuşmalarını gerçekleştirdi. Cumhuriyet gazetesi Haber Koordinatörü Aykut Küçükkaya’nınmoderatörlüğünü gerçekleştirdiği seminerin ikinci oturumunda ise, İMC Tv Haber Koordinatörü ve DİSK Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren, 32. Gün Genel Yayın Yönetmeni Hilmi Hacaloğlu, TGC Hukuk Danışmanı Gökhan Küçük konuşmacı olarak katıldı.
İstanbul Yerel Gazeteciler Derneği Başkanı (İYGAD) Mehmet Mert yaptığı konuşmada basına yapılan baskıların bir an önce son bulmasını ifade etti. Gazetemistanbul’a yapılan saldırının zanlılarının da henüz bulunamadığının altını çizen Mert, bu konuda basın meslek örgütlerini dayanışmaya çağırdı.



BELMA AKÇURA: GAZETECİ HER YERDE OLABİLİR

Milliyet gazetesi okur temsilcisi Belma Akçura yaptığı konuşmasında eskiden de OHAL zihniyeti yaşatılan bir ortamda gazetecilik yaptıklarını belirterek, “50 yıl önceki zihniyetle bugünkü zihniyet arasında hiçbir fark yok. Daha geçen gün Abant Toplantısı’na katılan solcular denilerek hedef gösterildim. Ben sadece görevimi yerine getirdim. Ülkemizde önce kişi hedef gösterilir, sonra da buna uygun bir suç oluşturulur ve de suça uygun deliller bulunur. 1930, 1950, 1970, 1990’daki kararlara baktığımda isimler ve tarihler değişse bile mantığın aynı olduğunu göreceksiniz. OHAL’de gazeteciler gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. Gazeteci her yerde olabilir. Herkesle röportaj yapabilir. Önemli olan adaletli olması, yargı kararı üzerinden olaylara bakıp değerlendirebilmesidir” dedi.



FARUK BİLDİRİCİ: SORGULAMAYI BIRAKIRSANIZ GAZETECİLİKTEN İSTİFA ETMİŞ OLURSUNUZ

Hürriyet Gazetesi Okur Temsilcisi Faruk Bildirici, yaptığı konuşmada, “Toplumsal bir olay esnasında ilk yapılan iş onu önlemek yerine, medyayı susturmak oluyor. Yayın yasakları getiriliyor. Öyle bir süreçten geçiyoruz ki doğru yanlış birbirine karışmış durumda. Sorgulamayı bıraktığınız zaman gazetecilikten istifa etmiş olursunuz. Bizim işimiz gerçeği anlatmak. Gerçekler ön yargı ile bulunmaz” şeklinde konuştu.

ORHAN ERİNÇ: OHAL DÖNEMLERİNDE 22 GAZETECİ ÖLDÜRÜLDÜ

Cumhuriyet Vakfı Başkanı ve TGC Önceki Başkanı Orhan Erinç, “İlk OHAL, 19 Temmuz 1987’de yürürlüğe girdi. OHAL’in ilan edildiği bölgelerde OHAL süresince 22 meslektaşımız öldürüldü. Hepsi de faili meçhul olarak kaldı. Bu gazeteciliğin o süreçte nasıl ‘en tehlikeli mesleklerden’ biri olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.





UĞUR GÜÇ: 2 BİN BASIN EMEKÇİSİ İŞSİZ
Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Uğur Güç seminerde OHAL dönemlerinde yaşananları şöyle değerlendirdi: “Gazetecilerin gözaltına alındığı, tutuklandığı bir tablo ile karşı karşıyayız. Sadece OHAL’de tutuklanan gazeteci sayısı 37’e çıktı. KHK ile kapatılan 134 basın kuruluşunda 2 bin dolayında basın işçisi işsiz kaldı. Bu arkadaşlarımızın kıdem tazminatı, işsizlik ödeneği gibi hakları gasp edilmiş durumda. Özlük haklarını nereden alacakları belirsiz. Tek çare bu durumun yeni bir KHK ile düzeltilebilmesi. Yeni bir düzenleme yapılması için girişimlere devam ediyoruz” dedi.
Seminerin ikinci oturumunun moderatörlüğünü Cumhuriyet Gazetesi Haber Koordinatörü Aykut Küçükkaya yaptı. Küçükkaya, “Cumhuriyet’in haber merkezini yönetiyorum. Biz bu süreçte de haberlerde herkesin sesi ve vicdanı olmaya çalışıyoruz” dedi.

FARUK EREN: OHAL’DEN ÖNCE DE GAZETECİLER ÜZERİNDE BASKI VARDI
IMC TV Haber Koordinatörü Faruk Eren, konuşmasında şunları dile getirdi:
“IMC, 2011 yılının 1 Mayıs’ında başladı. IMC evrensel gazetecilik ilkelerini savunarak bir haber kanalı kurdu. Can Dündar’a suikast girişimi düzenlendi. Bunu yayınlayan tek kanal biziz. Bu İMC’nin başarısı mı? Canlı yayında suikast girişimi oldu. Orada birçok gazeteci vardı.Onlar normal gazetecilik yapsa onlar da yayınlayacaktı. OHAL ilan edilmeden önce de önemli haberler geçtik. Yayın yasağı vardı. OHAL’den önce de basın kartları iptal ediliyordu. Ben 1989’dan beri gazetecilik yapıyorum. DİSK Basın İş Sendikası'nın da başkanıyım. Benim sürekli basın kartım iptal edildi. Bu tür baskılarla mücadele ediyoruz. Biz IMC olarak olağanüstü koşullarda gazetecilik yapıyorduk şimdi de yapmaya devam ediyoruz.”



HİLMİ HACALOĞLU: GAZETECİLİK REFLEKSİ YİTİRİLİYOR

32. Gün Genel Yayın Yönetmeni Hilmi Hacaloğlu konuşmasında gazeteci olmanın zorluklarını anlattı.
“Türkiye’de gazeteci olmak, haber yapmak beni korkutuyor. Mesleğimizin nereye gideceğini bilmiyoruz. Dünyaca ünlü bir yazar tutuklandı. İnsanlar da korkuyorlar. Peki ne yapılmalı? Gazeteci, hakikati arar. Hakikat ile gerçek aynı şey değil. Gerçek, öznel bir şey. Herkes gerçeği kendi penceresinden anlatır. Hakikat ise nesneldir. O adam ölmüşse ölmüştür. Bir işi sorgulamaya başladığınızda tehlikeli sulara giriyorsunuz. Gazetecilik yapmak zorlaşıyor ama bu günün meselesi değil. Türkiye’de uzun bir zamandır gazetecilik yapılması istenmiyor. Gazeteciler reflekslerini yitirdi. Kendi kendine oto sansür uyguluyorlar. Gazetelerde haberi takip etmek unutuldu. Ve bunların içinde biz hakikati kaybediyoruz. Bu sis perdesinin içinde bir şey yapmak da zor.Hakikat nerede duruyor bilmiyoruz. Gazeteci de kendi eline, ayağına kelepçeyi taktığında hiçbir yere gidemiyor. Bugünlerin daha kötüsüyle karşılaşacağımızı düşünüyorum. Eskiden gazetecilik dayanışması vardı.”
GÖKHAN KÜÇÜK: MEDYANIN EN ÖZGÜR GÜNÜ 15 TEMMUZ’DU

TGC Hukuk Danışmanı Gökhan Küçük şöyle konuştu:
“Medya en özgür gününü 15 Temmuz günü yaşadı. Herkes televizyona çıkarak hassasiyetlerini ortaya koydu. OHAL kapsamında beş kanun hükmünde kararname yayınlandı. 16 televizyon, 3 haber ajansı, 23 radyo, 45 gazete, 15 dergi, 29 yayınevi ve dağıtım kanalı kapatıldı. Peki gazeteciler ne yapmalı? Gazeteciler Türkiye Gazetecilik Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'nin ne kadar önemli olduğunu unutmamalı. OHAL’de gazetecilik, hukukun evrensel kurallarından vazgeçmeden, bağımsızlık unsurunu göz ardı etmeden bu süreci geçirmeli.”

Kent Yaşam







Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner241

banner245

banner183