TAKSİM TOPÇU KIŞLASI YENİDEN GÜNDEMDE

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Taksim’e Topçu Kışlası’nı yapacağız’ açıklamasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da ‘Taksim’e Cumhurbaşkanımızın onayı ile Topçu Kışlası’nı yapacağız. Hukuki bir engel yok. AKM’nin yerine de Opera Binası’nı, Kabataş’a Martı projesini de yapacağız’ şeklinde açıklamada bulunması tartışmaları da beraberinde getirdi.

TAKSİM TOPÇU KIŞLASI YENİDEN GÜNDEMDE
Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhcu, Topbaş’a seslendi. “Siz İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanısınız. Sizin göreviniz şehrin kültür varlıklarını ve değerlerini korumaktır. Kamu adına bu sizin sorumluluğunuz altındadır. Gezi Parkı’na Topçu Kışlası yapılması ile ilgili hiçbir hukuki karar ortada yoktur. Bu yaptığınız toplumu yanıltmaktır. Yeni bir dayatmadır. Bu telaşınızın nedeni nedir?”
İBB Başkanı Kadir Topbaş, darbe girişiminin ardından İstanbul Çengelköy'de yaptığı ziyaretler sırasında basın mensuplarına yaptığı açıklamada ‘Taksim’e Topçu Kışlası’nı yapacağız’ diye konuştu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konuda net olduğunu vurgulayan Topbaş, “Fonksiyon olarak sanat galerisi düşünüyoruz. Onun için çok fazla ağaç kaldırılmıyor. O ağaçlar çok eski değil. Sanat galerisinin altında iç ve dışa bakan kafeler düşünüyoruz. İnsanların Şanzelize’ye gittiği gibi gelip orada kafelerde de geç saatlere kadar oturduğu gibi bir sanat galerisi olabilir" dedi.
Topçu Kışlası ile ilgili proje çalışmalarının devam ettiğini ifade eden Topbaş, “Altında otoparkı da olacak. Kurul kararları ve mahkeme kararları da yapılabileceği yönünde netleşti. Sayın Cumhurbaşkanımız da bu eserin yapılmasının doğru olacağını söyledi. Kentin kültürüne hizmet edecek" şeklinde konuştu. Topbaş, açıklamasının devamında Atatürk Kültür Merkezi’nin yerine opera binası ve Kabataş İskelesi’nin yerine Kabataş Meydan Projesi’nin yapılacağını açıkladı.

MUHCU TOPBAŞ’A SESLENDİ: BU TELAŞINIZ NEDEN?

Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhcu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın açıklamalarını doğru bulmadığını belirterek, “15 Temmuz Darbe Girişimi’ne kadar yaptığı açıklamalar neticesinde kendisinin bile taraftar olmadığı bu projelere onay vermesindeki aceleciliği anlamak mümkün değil. Nitekim kendisi ‘İstanbul’a bir otobüs durağı yapılsa dahi katılımcı bir süreç işleyecek’ demişti. Bugün ise merkezden dayatılan projeleri neden kabul ettiği önemlidir” diye konuştu.

“MERKEZDEN DAYATILAN PROJELERİ NEDEN SAVUNUYORSUNUZ?”

Muhcu açıklamasının devamında, “Tarihi İstanbul şehrinin belediye başkanının, şehrin kültür varlıklarını ve doğal değerlerini koruması beklenir. Bu kamu adına kendi sorumluluğu altındadır. Eşsiz değerlere sahip olan bu şehrin değerlerinin korunması ve geleceğe taşınması asli sorumlulukları arasındadır. Buna karşın İstanbul’un tarihi doğal değerleri açısından son derece önemli olan AKM, Gezi Parkı ve kıyı alanlarının tahrip edilmesi yönünde görüş beyan etmektedir. Oysa geçen süre içerisinde özellikle 2013 Gezi Parkı nedeniyle yaşanan süreçte kente sahip çıkacağını, katılımcı bir süreç işleteceğini, bir otobüs durağı yapılsa dahi bunu halka sorarak yapacağını beyan etmişti. Bugün kendisininde karşı olduğu veya doğru bulmadığı merkezden dayatılan projeleri neden savunma ihtiyacı duyduğu önemlidir. Özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrası kendisinin taraftar olmadığı projeleri, üstelik milyonlarca insanın karşı durduğu Gezi Parkı’nın betonlaştırılması konusunu acele bir şekilde savunması düşündürücüdür. Öncelikle Topbaş’ın bu aceleciliğini anlamak mümkün değil. Buna yanıt vermesi gerekir. Açıklığa kavuşması gerekir” dedi.
“YARGI SÜRECİ İLE İLGİLİ YANILTICI İFADELER KULLANIYORSUNUZ”

“Atatürk Kültür Merkezi (AKM) ve Gezi Parkı, koruma hukuku çerçevesinde mutlaka korunması gereken yapı ve alanlardır. Sayın Topbaş, kendi savını güçlendirmek için yargı süreçleri ile ilgili de yanıltıcı ifadeler kullanmaktadır. Bugün Gezi Parkı’na Topçu Kışlası yapılmasının önünü açan bir yargı kararı sözkonusu değildir. Bir hukuki karara bağlanmamıştır. Karara bağlanmamışken sanki yargı böyle bir yapılaşmaya izin vermektedir gibi gerçek olmayan beyanda bulunmakta sakınca görmemektedir. Gezi sürecinde yargının durdurma ve iptal kararı olmasına rağmen bu süreci geçersiz kılmak amacıyla yargı üzerinde operasyonlar yapıldığı ve müdahaleler gerçekleştirildiği ortadır. Bu sürecin sonunda hukuken sakat bir yargı kararı ihtas edilse dahi bu kararın herhangi bir geçerliliği söz konusu olmayacaktır. Hukuka, şehircilik ilkelerine göre Gezi Parkı’na bir yapı yapılması olanağı söz konusu değildir. Sipariş yargı kararlarıyla hiçbir şekilde buradaki parkın yok edilmesine ve Taksim Meydanı’nı tahrip eden projeler meşrulaştırılamaz.”

‘BURANIN PARK OLMADIĞINI SÖYLEMEK BİR BAŞKANA YAKIŞMIYOR’

Gezi Parkı tarihi olarak tescil edilmiştir. Buradaki ağaçların sayıları, yaşı, boylarından yola çıkarak park olmadığına toplumu iknaya çalışması bir büyükşehir belediye başkanına yakışmamaktadır. 1939 yılında prost planında 2 Nolu gezi parkı olan bu yer toplumun dinlenme, eğlenme, kültürel ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Hem bu işlevi hem de bitki örtüsü ve çevre ile ilişkisi değerlendirildiğinde park niteliği yok sayılamaz.

“İBB BAŞKANINA DÜŞEN GÖREV AKM’Yİ HİZMETE AÇMAKTIR”

AKM toplumun belleğinde yer almış, Taksim Meydanı’nın en önemli anıtsal yapılarından biridir. Ertuğrul Günay’ın Kültür Bakanı olduğu dönemde Mimarlar Odası ve Kültür Bakanlığı’nın yaptığı protokol doğrultusunda restorasyon projesi hazırlanmış ve çalışmalar başlatılmıştı. Geçen 8 yıl zarfında milyonlarca sanat severin AKM ile buluşması, sanatçıların bu mekânda sanatlarını icra etmesi engellenmiştir. İBB başkanına düşen sorumluluk bu yapının biran önce restore edilerek toplumla buluşmasını sağlamak olmalıdır. Bu kültürel varlığı ortadan kaldıran girişim, tasarruf ve söylemler terk edilmelidir.

“KABATAŞ PROJESİ, KENTİN DOĞASINA CİDDİ ZARARLAR VERECEK”

Kadir Topbaş döneminde bir taraftan merkezi hükümetin dayattığı oldu bittiler meşrulaştırılırkendiğer taraftan kendisi aracılığıyla diğer projeler gündeme getirilmekte ve uygulanmaktadır. İstanbul’un en önemli değerlerinden olan Haliç üzerine bir köprü projesi aynı mantıkla gündeme gelmiş Tarihi Yarımada ve Süleymaniye’nin silüetini önemli ölçüde bozmuştur. Stadın hemen karşısına toplumdan habersiz belediye binası adı altında bir gökdelen inşaatı başlatıldı. Kamuoyunun tepkisi nedeniyle geri adım atılmış durumda. Aynı mantıkla, katılımcı bir sürece dayanmadan ve Kabataş Bölgesi’nin kentsel değerlerini dikkate almadan bir proje gündeme getirilmektedir. Söz konusu projenin yapılması halinde bölgede Boğaz’ın silüetine kentin doğasına zarar vereceği bir gerçek. Bununla birlikte mimari projenin mimari niteliği ise kendi içinde oldukça tartışmalıdır, kabul edilemez nitelikler içermektedir.

“HÜKÜMETLERİN, KENTLERİ RANTIN FİNANS ARACI OLARAK GÖRME POLİTİKALARI TIKANDI”

Türkiye ne yazık ki bir darbe girişimi ile yüzleşmiştir. Toplum bir bütün halinde darbeye karşı çıkmış ve bu girişimi geriletmiştir. Ancak bugün toplumun tepesinden ikinci bir darbe süreci olan OHAL, KHK ve fiili müdahalelerle işletilmektedir. Hükümetlerin, kentleri rantın finans aracı olarak gören politikaları geçen 14 yıl zarfında tıkanmıştır. Bu nedenle 2015 yılında yapı sektöründe yüzde 30 küçülme gerçekleşmiştir. Yapı sektörünü yeniden canlandırmak ve kentin rant getirisi yüksek olan yeşil alanlarını, parklarını, kıyı alanlarını, tarım arazilerini imara açma girişimlerinin istenilen hızla gerçekleşmesi için değişik düzenlemeler yapılmaktaydı. Yargı kararları, yasalar ve mevzuat ve toplumun demokratik tepkileri birer engel olarak görülüyordu.

“TOPBAŞ, İKTİDARININ HIŞMINA UĞRAMAMA ÇABASI İÇİNDE”

Şimdi tüm bunları aşmanın aracı olarak OHAL ve KHK’lar araç olarak kullanılmaya başlandı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş bu çerçevede toplumun tepkilerini ortadan kaldırılabileceğini, baskı altına alınabileceğini, kente zarar veren bu yatırım kararlarını kendi iktidarının da desteğiyle hayata geçirebileceğini düşünmektedir. Ancak bir ölçüde Topbaş’ın telaşını ve heyecanını anlayabiliyoruz. Belli ki iktidarının hışmına uğramama çabası içerisindedir. Bunu telafi etmek için iktidarın hukuksuz projelerinin birden radikal savunucusu haline gelmiştir.
Ancak bilinmelidir ki nihayetinde toplumun kentleşme bilincinin yükselmesine bağlı olarak kendi mahallesine, kentine sahip çıkmak için demokratik ve barışçıl yöntemlerle tepkilerini dile getirmeye devam edecektir. Hukuksuz süreçlerin durması için mücadeleye devam edecektir.
Fidan Uğur-Kent Yaşam
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner258

banner257

banner241

banner245

banner183