banner279
banner246
28 Ekim 2019 Pazartesi 11:03
ZEGEH, Barış Pınarı Harekâtı ile ilgili düşüncelerini kamuoyu ile paylaştı

Barış Pınarı Harekatıyla başlayan Ankara ve Soçi Mutabakatı ile devam eden sürecin Büyük Orta Doğu Projesi aracılığıyla ABD Müesses Nizamının amaçladığı ekalliyete dayalı 2.İsrail Devleti kurma fikrini sekteye uğrattığını söyleyen ZEGEH kurucularından Cihan Özaslan, PYD/YPG terör örgütünün 2014 yılından bu yana ABD-RUSYA desteğiyle oluşturduğu güç teksifini ilk kez kaybettiğini söyledi.

Özaslan açıklamasına şöyle devam etti;

“Münbiç ve Tel Rıfatta dahil olmak üzere Suriye'nin Kuzeyiyle ilgili oluşacak siyasi denklemden Suriye'nin toprak bütünlüğü lehine Türkiye'nin girişimiyle çıkartılmışdır. Bu husus Türkiye'nin terörle mücadelesi adına YPG'nin siyasi bir aktör olarak gelecekte PYD ismiyle çözüm masasına getirilmesini engellemiştir.

* Suriye’de 2012 yılında başlayan iç savaşla birlikte, Türkiye’nin toprak bütünlüğü ile üniter yapısının deyim yerindeyse geçirdiği iç kanama tamamen durdurulamasa da mevcut diplomatik süreç ile tampon edilmiştir.

* Barış Pınarı Harekatı ile hedeflenen 32 KM derinlikte, 444 KM uzunlukta ki güvenli bölge hususunda Türkiye; Tel Abyad ve Rasulayn da ki varlığını kabul ettirse de 444 KM'lik güvenli bölge hedefini 120 KM'ye indirgemiş, 32 KM derinlik konusunda yine Tel Abyad ve Rasulayn bölgesini garanti etse de, bu bölge dışında ki alanlarının yalnızca 10 Kilometrelik derinliğinde sürece doğrudan müdahil olacağını mutabakata bağlamıştır. ZEGEH, Türkiye'nin Kamışlı da dahil olmak üzere 444 KM uzunluğa sahip, 32 KM derinliğinde ki bu alanın tamamen terörden arındırılması sürecine doğrudan müdahil olmasını istemekte ve bunun için ivedilikle yeni diplomatik sürecin başlamasını desteklemektedir.

* Türkiye ne yazık ki bu süreçte PYD’nin silahlı kolu olan YPG’nin bir terör örgütü olduğunu her iki tarafa da kabul ettirememiş, sonuç olarak mutabakat metinlerinde YPG’den terör örgütü olarak değil 'unsur' olarak bahsedilmiştir. Bu hususta İdlip Mutabakatı ve Moskova Deklerasyonu ile devam eder nitelikte ki gösterilen zaaf ZEGEH olarak kabul edilmemekte, mutabakatın sahaya yansımaları konusunda kaygı duymamıza da sebebiyet vermektedir.

* Türkiye ile Suriye arasında 1998 yılında imzalanan, Türkiye'nin Suriye tarafından gelecek her türlü terör unsurunun Suriye Arap Cumhuriyeti tarafından engelleneceğini taahhüt altına aldığı Adana Mutabakatı'na atıfta bulunulması önemli olmakla beraber, Cenevre'de 30 Ekim 2019 tarihinde başlayacak Suriye Anayasa Komitesinin çalışmalarının sonucu beklenmeksizin Türkiye ile Suriye Rejiminin bu süreçte resmen bir araya gelerek teröre karşı ortak dayanışma ruhuyla hareket etmesi zaruridir. Türkiye, Esed Rejimi ile arasında ki husumete varan kan davasını bir an evvel sonlandırmalı, Terör Örgütü PYD/YPG özelinde ortak iş birliği modeli geliştirmelidir.

* Türkiye söz konusu 2 mutabakat metnine de; diplomatik kazanımlarının sahada ki olumlu sonuçlarını, Türkiye, Abd, Rusya ile doğrudan; Suriye Rejimi ile dolaylı olarak yapacağı eşgüdümlü çalışmaya bağlarken, mutabakatın PYD/YPG terör örgütü nezdinde karşılık görmemesi halinde uygulayacağı yaptırımlarını ve bu hususta ki kararlılığını teyit edecek açıklıkta ki ifadeleri, mutabakat metinlerine bir şerh olarak düşürmemiştir. Bu muğlaklık ZEGEH olarak bizleri kaygılandırmıştır.

* 150 saat sonucunda oluşturulması kararlaştırılan müşterek denetimli ve yetki alanlı güvenli bölgenin Kamışlı'yı kapsamaması; Rusya'nın ilerleyen süreçte Suriye ihtilafının aşılması için oluşturulacak siyasi çözüm sürecine, Kamışlı'da %80 oranında ki Kürt çoğunluğunu bahane ederek, PYD'yi bir siyasi parti olarak kürt popülasyonunu temsilen dahil etme arzusunun bir iz düşümü olduğu ortadadır. Ayrıca Kamışlı bölgesinde ki petrol rezervleri göz önüne alındığında Rusya'nın bölgede ki petrol ticaretini tahakküm altında tutması adına Türkiye ile vardığı mutabakat muhtırasını tek taraflı esnetmesinin önünü kapatacak kararlı tavır ortaya koyulmalı, süreç orta ve uzun vadede Kamışlı özelinde güvenli bölgenin genişletilmesi ve Türkiye'nin de içinde bulunacağı bir yetki paylaşımının yapılması sağlanmalıdır.

* ABD, Suriye sınırında binlerce tır silah yardımı yaptığı YPG terör örgütü için 2018-2020 yılları arasında 1 milyar 660 milyon dolar bütçe ayırmış, 2023 yılına kadarda bu maddi desteğin 2 milyar 200 milyon dolara ulaşacağını belirtmiştir. Diplomatik yollarla verilecek mücadele kapsamında ABD tarafına gerek Suriye'den çekilme hususunda yaptığı açıklamaları, gerekse de Türkiye ile 17 Ekim tarihinde güvenli bölgenin oluşturulması için imzaladığı Ankara Mutabakatı hatırlatılarak; Terör Örgütü YPG'ye yaptığı yatırımlardan vazgeçip geçmeyeceği sorulmalı, YPG terör örgütünü himaye edip etmeyeceği araştırmalı, bu denetim sürecinin masada verilen sözlerin ve varılan mutabakatın geçerliliğini de ortaya çıkaracak bir samimiyet testi olarak kullanılması ZEGEH olarak tavsiye edilmektedir.

* Unutulmamalıdır ki Avrupa Birliği ülkeleri, ABD ve Rusya tarihsel süreçten yakın siyasi tarihimize kadar gerek Türkiye ile imzalamış olduğu uluslar arası anlaşma ve mutabakat metinlerine gerekse de ikili görüşmelerde liderleri aracılığıyla verdiği hiçbir söz ve taahhüte tam manasıyla uymamıştır. Tarihin yeniden tekerrür etmemesi noktasında, Türkiye'nin ulusal çıkarlarının aleyhine gelişen her durumu yakından takip ederek istifade etmek isteyecek bu devletlere izin vermeyecek bir pozisyonun alınması, Türkiye'nin Rusya ile imzaladığı mutabakatın 9.maddesinde yer alan denetim ve doğrulama mekanizmasının etkin ve verimli şekilde çalıştırılması kati suretle gereklidir. Her iki mutabakatta, bölgede ki terör sorununun tamamen çözülmesi ve bu yolla Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması açısından uzun vade de yeterli değildir. Bu hususta ki kararlı tavrımızın devam etmesi, askeri müdahale fikrinin sürekli olarak caydırıcı bir husus olarak masada tutulması gerekmektedir”

Netice olarak ZEGEH’in sahada verilen mücadelenin masada ki kazanımlarına sahip çıktığını teyit eden Cihan Özaslan, masada ki kazanımların sahada sabote edilmemesi ve eksik hususların ikmal edilmesi için Zeytinburnu Gençliği’nin kaygı ve düşüncelerini bilahare deklare ettiklerini söyledi.

--

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner285

banner284

banner272