Davutoğlu: Esad’lı geçiş değil, Esad’ın gidişini sağlayacak geçiş olması lazım

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Suriye'de Beşşar Esed'li bir geçiş sürecine Türkiye'nin de destek verdiği iddialarını yalanladı. Davutoğlu, "Suriye Esad’lı bir geçiş değil, Esad’ın gidişini sağlayacak bir geçiş olması lazım. Esad’ın...

Davutoğlu: Esad’lı geçiş değil, Esad’ın gidişini sağlayacak geçiş olması lazım
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Suriye'de Beşşar Esed'li bir geçiş sürecine Türkiye'nin de destek verdiği iddialarını yalanladı. Davutoğlu, "Suriye Esad’lı bir geçiş değil, Esad’ın gidişini sağlayacak bir geçiş olması lazım. Esad’ın gidiş formülleri üzerine durmak lazım. Halkının üzerinde bu derece baskı uygulamış bir yönetimin artık tekrar meşruiyet kazanması mümkün olmadığına göre Suriye halkının bütün kesimlerinin üzerinde mutabık kalacağı bir geçiş sürecinin devreye sokulmasıdır. Bu pozisyonumuzda da herhangi bir değişiklik söz konusu değildir." dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ankara'da katıldığı Türkiye Emekliler Derneği Genel Kurulu sonrasında gazetecilerin sorularını cevapladı. Burada Davutoğlu'na ilk olarak Kılıçdaroğlu’nun, “Türkiye’deki IŞİD hücrelerinin Emniyet tarafından bilindiği ama siyasi iktidarın bunların baskına uğramasına izin vermediği” şeklindeki iddiaları soruldu.

'HİÇBİR KAMU GÖREVLİSİ SUÇ İŞLEYECEĞİNİ BİLDİKLERİ BİR TERÖR ÖRGÜTÜNE KARŞI TEDBİR ALMAKTAN KAÇINMAZ'

Davutoğlu, şöyle konuştu: "Şimdi Sayın Kılıçdaroğlu’na bir ana muhalefet partisi lideri olarak değil Türkiye’de sorumluluk hissine sahip bir siyasi lider ve bir vatandaş olarak da buradan hitap etmek istiyorum. Herhangi bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ülkeye vatandaşlarına tehdit teşkil eden herhangi bir yapının sürmesine izin verebilir mi? Bu nasıl bir anlayıştır, bu nasıl bir zihniyettir. Hükümet böyle bir saldırı olacağını bilecek ve bunun gereğini yapmayacak. Bunu akıl izan en önemlisi vicdan alır mı? Bizi tanıyanlar böyle bir şeye bizim yol açabileceğimizi tasavvur edebilir mi? Bakın ben buradan söylüyorum; yarın başka bir siyasi bir lider ilerde başbakan olarak görev yapabilir. Ben geleceğe dönük olarak bütün Türkiye Cumhuriyeti başbakanlarını teminen söylüyorum. Türkiye’de hangi siyasi görüşe sahip olursa olsun, hangi siyasi partiden gelirse gelsin, hiçbir başbakan, hiçbir hükümet yetkilisi, hiçbir kamu görevlisi suç işleyeceğini bildikleri bir terör örgütüne karşı tedbir almaktan kaçınmaz. Bu Türkiye’deki en temel ortak paydayı bile yok saymaktır. Söz konusu değil. 23 Temmuz’da DEAŞ operasyonları IŞİD’e dönük operasyonları başlattığımız geceden itibaren hepiniz takip ediyorsunuz hemen hemen her gün bu örgüte dönük operasyonlar yapılıyor. O günlerde 3-4 gün içinde 768 terör örgütü gözaltına alındı. Türkiye bir hukuk devleti. Gözaltına alındıktan sonra yargıya teslim edilir yargı da adalet de gereğini yapar. Ama Sayın Kılıçdaroğlu’nun öncelikle hesap vermesi gereken husus şudur, çok açık söylüyorum. Eğer bu kadar kaygılı idiyse ülkeyle ilgili o zaman Anayasa’nın gerektirdiği şekilde geçici hükümete katılır bakan verir, böyle itham ettiği bir ihmalin olmaması için çaba sarf ederdi. Hem kenarda bekleyecek hem hiçbir sorumluluk üslenmeyecek hem de aklın izanın vicdanın kabul etmeyeceği ithamlarda bulunacak. Bunu kabul etmek mümkün değil. Görevden ve sorumluluktan kaçanlar ülkeyi terörle mücadele ederken bizi yapayalnız bırakanlar kenardan şimdi ahkam kesemezler. İthamlarda bulunamazlar. Bunu Sayın Kılıçdaroğlu’na yakıştırmadığım gibi sorumlu bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına da bunu yakıştırmam."

SPEKÜLATİF YORUM YAPMAKTAN HERKESİN KAÇINMASI LAZIM

Ardından bir başka soru üzerine devam eden soruşturma hakkında bilgi veren Davutoğlu, "Soruşturma derinleştirilerek sürdürülüyor. Bütün irtibatları... Zaten bu konu artık yargıya intikal etmiştir ve gerekli açıklamalar savcılıklarımızca yapılıyor. Burada daha önce açıklama bile değil spekülatif haberler dolayısıyla yine başsavcılığımızın açıklamasında ortaya konduğu gibi, birçok zanlının kaçmasına sebebiyet verildi. Bu konularda sorumsuzca spekülatif yorum yapmaktan herkesin kaçınması lazım. Elimizde olan bütün bilgiler veriler değerlendiriliyor ve her türlü tedbir alınıyor." dedi.

'BÜTÜN SİYASİ PARTİLERİN GÜVENLİĞİ HÜKÜMET TEMİNATI ALTINDADIR'

IŞİD'in HDP merkezlerini hedef aldığına yönelik iddialara ise şu cevabı verdi: "Bu saldırının veya başka saldırıların şu veya başka partiyi hedef almasına gelince: Biz siyasi partilerle rekabet içinde olabiliriz. Ama bütün siyasi partilerin güvenliği ve onların yapacağı faaliyetlerin güvenliği hükümet teminatı altındadır. Alınacak her tedbir alınır. Ankara saldırısı da planlandığı iddia edilen saldırılar da herhangi bir siyasi partiye değil Türkiye’nin bütününedir. Hepimizin bu saldırılar karşısında açık ve net tutum almamız gerekir. Yoksa bu saldırıları bir siyasi malzeme olarak değerlendirip hükümeti ve siyasi partileri ilzam edecek şekilde yorumlarda bulunmak da doğru değil."

'SURİYE HALKININ KABUL ETMEYECEĞİ BİR SÜRECİ BİZ DE KABUL ETMEYİZ'

Davutoğlu'na son olarak Türkiye'nin, Suriye'de Esed'li bir geçiş dönemini kabul ettiğine dair iddialar ve Beşşar Esed'in Moskova ziyareti soruldu. Davutoğlu, böyle bir geçiş sürecine onay verildiği iddialarını yalanladı: "Türkiye’nin Suriye politikası son derece açık ahlaki ve stratejik ilkelere dayanmaktadır. Biz kendi halkına kimyasal silahlar da dahil her türlü insafsız barbar silahlarla saldırmış bir yönetimin meşruiyetinin kalmadığı inancındayız, bu konudaki pozisyonumuz da hiç değişmemiştir. Önce ilk bir yıl içinde Suriye yönetimini, şimdi tavsiye edilecek şekilde geçiş dönemlerine ikna etmeye demokrasiye ikna etmeye çalışan ülkelerin başında biz geliyorduk. Maalesef Suriye yönetimi ve Esad, böyle bir geçiş dönemi böyle bir demokratikleşme sürecindense halkına baskı zulüm yapmaya ve onları Suriye’den sürmeye dayalı bir politika takip etti. Şimdi hangi kapalı kapılar ardında neyin konuşulduğu önemli değil. Önemli olan Suriye halkının bu ülkeye barış geldiği inancına sahip olacağı bir geçiş döneminin temin edilmesidir. Herkes anlaşsa ve bir formül önerse dahi eğer Suriye’den göç etmiş toplamda 5 milyonu aşkın mülteci benim ülkeme barış geliyor deyip ülkesine geri dönmeye meyletmediği sürece o barışın geçiş sürecinin gerçek anlamda geçiş süreci olması mümkün değil. Dolayısıyla Suriye halkının kabul etmeyeceği bir süreci biz de kabul etmeyiz. Bizim diplomatik bir çözüm olarak Cenevre II’de de ortaya konulduğu şekliyle savunduğumuz şey açıktır. O da; Suriye Esad’lı bir geçiş değil, Esad’ın gidişini sağlayacak bir geçiş olması lazım. Esad’ın gidiş formülleri üzerine durmak lazım. Halkının üzerinde bu derece baskı uygulamış bir yönetimin artık tekrar meşruiyet kazanması mümkün olmadığına göre Suriye halkının bütün kesimlerinin üzerinde mutabık kalacağı bir geçiş sürecinin devreye sokulmasıdır. Bu pozisyonumuzda da herhangi bir değişiklik söz konusu değildir. Ama bütün diplomatik müzakereleri sürdürürüz."

'KEŞKE MOSKOVA’DA DAHA UZUN SÜRE KALSA DA SURİYE HALKI BİRAZ RAHAT ETSE'

Davutoğlu'nun Moskova ziyaretine ilişkin değerlendirmesi ise kısa oldu: "Esed’in Moskova’ya gitmiş olması ise zaten Rusya yaptığı müdahale ile bu rejime verdiği desteği açık bir şekilde ortaya koymuş oluyor. Ne diyeyim, keşke Moskova’da daha uzun süre kalsa da Suriye halkı biraz rahat etse. Hatta daimi olarak kalsa da gerçek geçiş süreci böyle başlasa."
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner258

banner257

banner241

banner245

banner183