banner262

Kapıyı kapatmadan rahat edemeyenlerdenim. Mesela annem çay getirdikten sonra kapıyı kapatmadan çıkıyor ise, üşenmeden kalkar kapatırım o kapıyı. Ya da gayet sakin bir sesle ‘Annee kapıyı kapat’ diye sesleniyorum arkasından. Buradaki ‘sakin’ sözcüğünü sen istediğin gibi anla, orasına karışmıyorum. O kapı kapanacak arkadaş...

Aslında bakarsan son derece tembel bir insanım. Mecbur kalmadıkça yerimden kıpırdadığımı görenler; ‘Aa baya ayakları ile yürüyor’ gibi tepkiler veriyor. ‘Gayet tabii evladım, ne sandınız?’ Ama işte, yumurta kapıya dayanınca oluyor o. Bir ulusun geleneklerini bozacak kadar alçalmadım kusura bakmayın. Bak şanlı tarihimize; yumurta kapıya dayanmadan yazılan bir tarih yok. Meraklısı olanlar tarih kitaplarına bakabilir. Yalnız söylediklerimin aksini ispatlayacak bir şeyler bulursanız ödül falan beklemeyin ha! Neticede ‘bence’ yazılan şeyler bunlar. Sonra, ‘yok böyle, yok şöyle’ demeyin. Çok isteyene ‘aferim’ derim, geçerim.

Son zamanların ‘cool’ diliyle yazılar yazıp herkese ‘muck’ diye öpücükler atmayı da beceremiyorum. Rica edeceğim öyle şeyler bekliyorsanız yazının sonuna kadar kendinizi yormayın. Ben beceremiyorum canımın içi, selam yerine ‘SLM’, nasılsın? yerine ‘NABER’ yazmayı. Huyum kurusun ne yapayım. ŞEY! Sanırım ben, biraz eski kafalı, biraz,‘bak oğlum doğrusu böyle yazılır’cıyım.  Böyle olmak iyi bir şey mi onu da tam kestiremiyorum ama, kestirdiğim gün onu da yazacağım, sana söz.

İlkokul yıllarında boynuma astığım beslenme çantası yüzünden sürekli yere bakarak yürüdüm. Hâla da öyle yürüyorum. Bunu fark eden birkaç arkadaş  omuzlarımdan tutup dikleştirmeye çalışsalar da başımı, bir şeye alışmış olmanın  ne menem bir şey olduğunu o zaman anlamıştım. Yüzümün her zaman yere bakmasını alay konusu yapanlar ‘yıkılacak gibi duruyor’ diyorsa da  cevabım hazırdı her daim: “Yıkılmadım ama, yere meyilli şekilde italik duruyorum.” Nasıl? Havalı cevap değil mi? (Benim değil)

İlk bisikletimi çaldıklarında hayatın en ağır darbesini yemiş gibi hissediyordum. O güzelim yeşil rekli bisiklet benim bu hayatta kullandığım ilk vasıtamdı. Üstelik bazen iki  elimi bırakıp sürdüğüm bile oldu. O kadar da yatırım yapmıştım. Işıklı süslerden tutun da pedallarına taktırdığım havalı aksesuarlar falan...Tam bir Contra BMX olacaktı ki,kariyerinin zirvesinde çaldılar. Ama mahallenin en güzel kızı rahime kadar kalıcı hasar bırakmadı bende. Zira bisiklete verdiğim ismi unuttum ama, onun ismini unutmadım. Çocukluk garip şey abiler.

İzlediğim çizgi flimlere de  ayar olurdum. Hele o Jerry nasıl bir faredir arkadaş. Garibim Tom en uslu haliyle koltuğunda uyurken, sen gel biraz eğleneceksin diye kedinin huzurunu boz, sonra da türlü hilebazlıklarla hikayenin kahramanı ol. Ulan Jerry, senin yüzünden bu çocuk ilk kez küfür etmeyi öğrendi. Mahşerde bunun da hesabını soracağım senden.Bekle sen!

Son olarak;

Kapıyı kapatmadan rahat edemeyen, tarih kitaplarında adı geçmeyecek olsa da yine de kendi hikayesini yazmaya devam eden, gençlerin dili ile yazmaya çalışırken türlü rezilliğe malzeme olan, yere bakarak yürüyen, çocukluğunun kalıcı hasarları ile dalga geçen ben, bir gün kaldırdım kafamı ve şöyle söyledim;

“Aldırma kimseye, senin en azından yazacak bir hikayen var çocuk. Kendine iyi bak.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner263

banner241

banner245

banner183