GÜNCEL

Akmugan: Geçmişin minneti, geleceğin umuduyla yerel seçime hazırız

Yeminli Mali Müşavir ve Bağımsız Denetçi Abdulhadi Akmugan, gazetemize konuk olarak çok özel bir söyleşi gerçekleştirdi.

Abone Ol

31 Mart 2024’te yapılacak yerel seçimlere kısa bir süre kala siyaset ve iş dünyasından ağırladığımız konuklarla gündemi konuşmaya devam ediyoruz.

Uzun yıllardır siyasetin ve iş dünyasının içinde olan ve Cumhuriyet Halk Partisi’nde önemli görevler üstlenen Yeminli Mali Müşavir-Bağımsız Denetçi Abdulhadi Akmugan, haber merkezimizin konuğu oldu. 

Kent Yaşam Gazetesi İmtiyaz Sahibi Celal Karaali’ye konuşan Abdulhadi Akmugan, CHP’de yaşanan kurultay süreciyle ilgili konuşarak yerel seçime giderken ısınan siyasetten, Türkiye ekonomisinin güncel durumuna ve memleketi Iğdır’a kadar birçok konu başlığı hakkında sorularımızı yanıtladı.

“KURULTAYIMIZ ÜLKEMİZE VE BÖLGEMİZE HAYIRLI OLSUN”

C.K: CHP çok önemli bir Kurultayı geride bıraktı, bununla ilgili görüşleriniz nelerdir?

A.A: CHP kurultayları, kongreleri renkli geçer. CHP kendi içinde demokrasiyi kabullenmiş, içselleştirmiş bir partidir. 100 yıldır CHP ayaktadır. Birçok parti geldi geçti ama CHP dimdik ve güçlenerek ayakta durmayı sürdürdü. Sadece Türkiye’de değil, dünyada da hayranlıkla izlenen bir partidir Cumhuriyet Halk Partisi.

Demokrasinin özü CHP’dir. Uzun süredir partimizi onurlu bir şekilde temsil eden ve her ne kadar dilim varmasa da önceki dönem dediğim genel başkanımız demokrasinin kahramanıdır. O bizim onursal başkanımızdır. Çok sesli örgütün önünü açan şahsiyettir. Bu kurultayda kaybeden yok, CHP kazanmıştır. Bu kurultay CHP için de Türkiye için de ve hatta sorunlar yumağına dönüşen Ortadoğu için de hayırlı olsun.

“BAŞAKŞEHİR’DE BİR BAŞARI ELDE ETTİK”

C.K: Siyasi hayatınızda buralara nasıl geldiniz?

A.A: Ben hep sol partilerde yer aldım. ÖDP, SHP gibi partilerde görev yaptım. Başakşehir ilçe olduğu zaman yine partimize sahip çıkmak ve biz varız diyerek gidip belediye meclis üyeliği için başvurdum. Seçim sonrası 5 oyla kaybettiğimiz açıklandı ve yaptığımız itirazlar sonucunda yeniden sayım yapıldı ve kazandık. 12. Sırada Başakşehir Belediyesi Meclis Üyesi oldum. Çalıştım, mücadele ettim ikinci dönemde yani 2014- 2019 seçimlerine geldiğimizde arkadaşlarımız yine yazdı ve hem partimizin meclis grup başkanı oldum hem de İBB meclisinde görev aldım. Sonrasında 2019 seçimlerine geldiğimizde ise 10 yıl meclis üyesi olarak görev yaptıktan sonra arkadaşlarımız başta ilçemizin milletvekili Sayın Özgür Karabat ve İBB Başkanımız Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere örgütümüz beni bu sefer Başakşehir Belediyesine Başkan Adayı olarak gösterdi. Millet İttifakı olarak girdiğimiz 2019 yerel seçimlerinde maalesef kazanamadık ve 36,75 gibi bir oy aldık. Tabi sayın Muharrem İnce’nin Cumhurbaşkanlığı yarışını kazanamamasının verdiği moral bozukluğu ile seçimlere girmiştik. Başakşehir’de CHP’nin potansiyelini biliyorduk tabi ki başarı seçimi kazanmak ama biz yine de HDP’nin ayrı başkan adayı çıkarmasına rağmen kötü bir sonuç elde etmedik.  

“EN ZOR İLÇEDE BİLE GÖREVE HAZIRIM”

C.K: Yerel seçimlerde aday mısınız?

A.A: “Siyaset nedir?”in anlamı çok fazladır. Günümüzde ekmeğin fiyatından tutun da hayatın her alanını siyaset belirliyor. Biz istesek de istemesek de siyasetin göbeğindeyiz. Kaldı ki yeminli mali müşavir ve akademisyen olarak da ekonomist kimliğinizle siyasetten kendinizi soyutlayamıyorsunuz. “Ben bu görevi istiyorum” demekle olmuyor, örgütün ve vatandaşın istemesi gerekir. İstendiği takdirde de görevden kaçmayacağımı söylüyorum. En zor ilçede de görev yapmaya hazırım.

C.K: 5 yılda daha çok piştiğinizi düşünüyor musunuz?

A.A: 5 yıl öncesine göre daha da piştim. 5 yıl siyaset yapmak 5 yıl üniversite okumaktan daha büyük bir tecrübe. Ben üniversite, yüksek lisans, doktora gibi yüksek akademik eğitimler aldım, askere gittim ama siyasette edindiğim tecrübe bambaşka. En önemlisi insanları dinlemeyi ve sabır etmeyi öğrendik. Bizim partimizin de geleneğinde bulunan eleştiri ve özeleştiriyi ben belediye meclis üyeliği görevim boyunca ve belediye başkan adaylığım döneminde sahada yaşadıklarımla geliştirdim. Negatif siyaset de var tabi ki. Vatandaşımız, kimin koltuğa yapışıp kendisine rant cenneti kurmak istediğini, kimin halk için çalıştığını görüyor. Bizim partimiz dışında iktidar koltuklarında oturanlar en büyük örnektir.

“IĞDIR’IN DÜNYADA BİR ÖRNEĞİ YOK”

C.K: Hemşerileriniz kendisinden birisini önemli bir mevkide görmek istiyor

A.A: Iğdır’ın Özdemir köyündenim. Ailem Iğdır’da. Abim ve birçok aile üyem de dışarıda genelde memuriyet görevlerindeler. Memur bir aileyiz diyebilirim. Babam sevilen sayılan bir kişiydi ve sözü geçerdi.

Iğdır 4 ülkeyle huduttur. Dünyada örneği var mıdır bilemiyorum. Böyle olunca siz zaten otomatikman çok kültürlü, çok sesli ve çok renkli biri oluyorsunuz. İddiam şudur ki; Kars, Ardahan ve Iğdır’daki sohbet, mizah, şair kültürü Türkiye’nin başka bir vilayetinde yoktur. Iğdırlı hemşerilerimiz de istiyorsa neden aday olmayalım? Partimizin, burada yaşayan milletimizin ve hemşerilerimizin talebi doğrultusunda aday olabilirim. Ben 40 yıldır siz de biliyorsunuz kendi büromda işim, gücüm, kurulu düzenim var. Belediye başkanlığına maddi bir kazanç olarak bakmam mümkün değil. Ben ya da başka bir kişi fark etmez. O koltuğa oturacak adamın hele ki CHP’dense bu kişi, bir fark yaratması gerekiyor. Mahalle komiteleri, komisyonları, kent konseyleri vs. gibi örgütlü yapıların belediye yönetimlerine yansıtılması ve sosyal demokrat belediyeciliğin uygulanması gerekir.

C.K: Olur da eğer aday ve başkan seçilirseniz biz bunları hatırlatırız.

A.A: İki yakamdan yapışıp hesap sorabilirsiniz.

“SERMAYE KUŞ GİBİDİR”

C.K: Türkiye ekonomisini nasıl görüyorsunuz?

A.A: Ekonomide gelinen noktada durum iyi değil. İşçi, esnaf, fabrikatör herkes şikayetçi. Son 20 yılda uygulanan politikaların başarısızlığı tüm bunlara sebep olmuştur. İnşaat sektörüne olağanüstü teşvikler verilerek diğer sektörler unutuldu. Yolsuzluklar aldı başını gitti. Yolsuzluk başlayınca ne oldu sermaye kaçtı. Sermaye kuş gibidir. Kuşlar nereye gider? Ormana, ağaca, suya, hayata.

Hükümet ilk 5 yılında mükemmel bir yönetim görüntüsü çiziyor, iyi şeylerden bahsediyordu ve buna paralel olarak muazzam bir para girişi de oldu. Şimdiki hükümet demokrasiden, haktan, hukuktan ve adaletten bahsediyordu. Ama bugün bunlardan eser yok ve bunları dile getiren CHP’dir. Dolayısıyla para ve sermaye de doğal olarak kaçtı.

Merkez Bankası’nın 130 milyar dolarını iç ettiler ve halen bir plan programları yok. Buraya göç eden sığınmacılar bile Avrupa’ya kaçıyor. Nitelikli insanımız Avrupa’ya kaçıyor. Biz kimi alıyoruz? Büyük oranda suçluları ve niteliksiz kitleleri.

Ben de emekliyim ve 7500 lira maaş alıyorum. Arabanın deposunu 2 bin liraya doldurdum. Siz bu ücretleri verirseniz insanlar harcayamaz, harcayamayan halk ekonomiyi büyütemez. Bu bir daralma kısır döngüsüdür. Talep azalırsa arz da daralır ve ekonomi büyümez.

“ÇÖZÜM ARTIK CHP’DİR”

C.K: CHP değişti, Türkiye de değişir mi?

A.A: Bu hükümetin artık Türkiye’ye vereceği hiçbir şey kalmamıştır. Önce yerel seçimler sonra da genel seçimlerde inşallah Cumhuriyet Halk Partisi rüzgarı esecek. Yeni bir yönetimle de geleceğe umutla bakıyoruz ve Türkiye’yi değiştireceğimize inanıyoruz.

“BAŞTA YAŞAM GAZETESİ OLMAK ÜZERE YEREL MEDYAYA BORÇLUYUZ”

A.A: Yaşam Gazetesi bizim için çok önemlidir. İstanbul’a geldiğim günden beri sadece Kars-Ardahan-Iğdır ve Küçükçekmece değil burada büyük bir bölgede şu gazete büyük emekler vermiştir. Bu gazeteyi ve çalışanlarını selamlıyorum. Bu gazeteyi ayakta tutmamız gerekiyor, biz buraya borçluyuz. Ve sizin özelinizde yerel medyayı da korumak ve kollamak görevimizi hatırlatmak istiyorum. Ulusal medya bir şekilde yolunu buluyor ama yerel medyanın böyle bir imkanı yok çünkü yerel medya halkımızın haber alma hakkının can damarıdır. Serkan Horuz/KENT YAŞAM