Biz hangi ara bu kadar kötüleştik?

Abone Ol

Birçok Batılı devlet adamı ve ekonomist, enflasyonun milletlerin en büyük düşmanı olduğunu, iktidarları düşürüp, yenilerini getirdiğini söyler. Enflasyonun hayat pahalılığını derinleştirdiği ve bu derinleşmenin toplumsal bozulmalara sebep olduğu bilinir.

Türkiye’de de uzun yıllardır yüksek enflasyon nedeniyle toplumun etik değerlerinde bir bozulmanın olduğunu görüyoruz.

Biz ne zaman bu kadar kötü bir toplum haline geldik, biz ne zaman bu kadar zalimleştik?

KİRACIYA TAAHHÜTNAME…

Son yılların en çok öne çıkan konusu, ev sahiplerinin daha fazla kira almak adına kiracısına yaptığı zulümler oluyor. Ev sahipleri kiracılara kontratla beraber taahhütnamede imzalatarak istedikleri an kiracının durumunu dikkate almayarak gözünün yaşına bakmadan kapı önüne koyuyor...

Merhamet bitti, iman kayboldu, vicdan firar etti ve insanlık öldü....

Bodrum katları dahi, 2 hatta 3 aileye oda şeklinde kiraya veren ev sahipleri hangi ara ve hangi şartlardan dolayı türedi…

Biz hangi ara bu kadar kötüleştik...?

Oysa, çok değil birkaç yıl öncesine kadar toplumda vicdan her zaman öne çıkardı ve insanlar kiracısına, komşusuna yaşlısına gencine, çocuğuna ve kadınına daha merhametli bakar yapılacak her türlü girişimlerde bunlar gözetilirdi. Ama şimdi tamamen tersine dönmüş durumda. Toplum vicdanını yitirmiş, attığı her adımda kişisel çıkarını her şeyin üstünde tutmuş durumda…

OTO TAMİRCİSİ: BEN KAZIKLAYACAĞIM MÜŞTERİYE BAKARIM

Belki inanması çok zor gelecek ama birebir yaşadığım gerçeklerden örnekler vereceğim. Gazete merkezimizin bulunduğu Sefaköy’de hemen arka sokağımda bir oto tamirhanesi var. Uzun yıllardır müşteri olarak gittiğim ve yıllara dayanan bir muhabbet nedeniyle birbirimize müşteri-usta gözüyle bakmadık. Sorun varsa giderdik ve en uygun şekliyle ücretini de öderdik. Özetle arabamda sorun olduğunda hesapsız kitapsız Murat usta arabada böyle bir sorun var diye bıraktığımda “tamam Celal abi sen merak etme o iş bizde” der ve sorunu giderir akşama da ödemesini yapar anahtarımı alırdım.

Yaklaşık 10 yıldır aracımın tüm sorunlarında kaç para olur demeden bıraktığım aracıma yapılan işlemlerden sonra borcum ne demişimdir ve ne dediyse bu rakam çok demeden ödemişimdir. Ne zamana kadar, 14-28 mayıs seçimlerinden sonra gelen zamlara kadar. Son zamlar Murat ustanın da kimyasını bozmuş anlaşılan.

Ne mi olmaya başladı?

Kurban Bayramı öncesi arabaya bakım yaptırmak ve birkaç sorununu gidermek için gittiğimde duyduğum sözler şöyle; “Abi bayram üstü çok müşterim var ve ben günlük bu mekana 10 bin tl sokamazsam batarım. Bunu kazanmak için de para kazanacağım müşterileri öne aldım.” Yapma usta desem de, “abi işin özü ne biliyor musun? Ben ve tüm tamirci arkadaşlar aynı fikirdeyiz bizim için para kazanacağımız yani ‘kazıklayacağımız’ müşteri lazım. Hatır gönül işi artık eskilerde kaldı. Hiçbir tamirci, emek vereceği bir işe girmez, bizim için sök- tak ve bol para kazandıracak işler lazım. Bunun için emeğe dayalı ve çok zaman alıp az para kazandıracak işlere girmiyoruz” deyip benim arabaya bakmadı. Hoş, bunun üzerine öneriler dahilinde gittiğim 4 farklı ustada işimiz çok yoğun bayramdan sonra bakabilirim demişti. Şartlar nasıl oldu da insanları bu kadar vicdansızlaştırdı?

TAKSİCİLER: MESAFE VE FAZLA YOLCU ÜCRETİ ALIR OLDU

İstanbul’un en önemli sorunlarından biri trafiktir ve bu şartlarda sayısal olarak da yetersiz olan taksi sorunu hep gündemde.

Taksi şoförleri müşteriyi alırken her ne kadar mesafeyi ve gideceği yönün trafiğini müşteriye sorun olarak yansıtıyor olsa da bir başka sorun da, taksiye 4 kişi birden bindiğinde kimi taksi sürücüsü “siz fazla kişisiniz bunun için ekstradan ….. kadar para vermeniz” gerekiyor diyerek ayrıca para talep ediyor. Yani burada da kural yok, kişi daha çok kazanmak adına elinden geleni yapıyor. Anlayacağınız ülkede artık orman kanunları geçerli. Haydi bakalım toplum bu hızla ve bu kafayla nereye gidecek.