ÇOCUKSUZ BAYRAM OLUR MU?

Abone Ol

Dünya genelinde okullarda silahlı saldırı çok nadir görülen ve bir o kadar da en büyük travmatik olay olarak kayıtlara geçiyormuş.

ABD ilk sırada ve oradaki okullarda saldırılar sistematik bir sorun haline gelmiş. Bizde ise istisna…

Dünden beri bu acı olayın altında yatan sebepleri araştırdıkça üzücü gerçekleri tekrar yazmak istedim. Biliniyor elbet tüm bu sebepler fakat söz uçuyor, hafıza unutuyor yazı ise baki kalıyor.

1999-2023 arasında dünya genelinde yaklaşık 3526 okul saldırısı kaydedilmiş. Bu olaylarda toplam 5200 ‘den fazla insan yitip gitmiş.

2010-2020 arasında ise yılda ortalama 237 çocuk/ergen hayatını okul saldırılarında kaybetmiş.

Dünyanın diğer gelişmiş ülkelerine nazaran ABD, 57 kat fazla bu acı olaylarla karşı karşıya… Ülkemizde zaman içinde giderek okul saldırıları sayısı 12 kat artmış.

2023’ten beri 44 saldırı gerçekleşmiş yani çocukların bu tip olaylarda hayatını kaybetme riski dört kat artmış. Peki ne yapılmış?

Kelebekle, çakı ile, çakmak ile okula giren çocukların çantaları “Benim çocuğumun özel eşyalarını karıştıramazsınız” diyen veliler yüzünden aranmamış. Okul önlerinde yasaklı maddelerin satışına gerekli tedbir alınmamış, kapı önlerinde emekli yaşlı amcalarla güvenlik sağlanmaya çalışılmış. Meclise önerge sunulmuş, 65 bin güvenlik görevlisi atansın diye fakat reddedilmiş…

Bu saldırıların büyük bir bölümü psikolojik ve bireysel olarak farklı nedenlerden oluşuyormuş. Yoğun öfke, dışlanmışlık, değersizlik, yalnızlık hissi, depresyon, anksiyete, tedavi edilememiş ruhsal sorunlar, intikam alma düşüncesi, takıntılar, ergen zorbalığı gibi nedenler kulağa basit sebepler gibi gelse de suçun kaynağı olarak tespit edilmiş. Ayrıca silaha erişim kolaylığı, evde silah bulunması en tehlikeli neden. Araştırmalar silaha erişimin kolay olduğu yerlerde saldırı riskinin fiilen kolaylaştını söylüyorlar.

Büyük olaylar örneğin Columbine Lisesi katliam gibi günlerce medyada yer alan görseller fotoğraflar psikolojide taklit etkisi (Copy cat) ile olayların sistematik devam etmesine neden oluyormuş. Yani bu gibi durumlarda ne kadar kızsak da sosyal medyada görsel paylaşımının yapılmasının yasaklanması iyi bir şey. Hasta kişiler bu saldırıları görerek kendilerine örnek alabiliyorlarmış.

Aile içi şiddete maruz kalan, fiziksel ya da sözel şiddet, ilgisiz ya da aşırı ilgili ebeveynlerin çocukları da öfke kontrol sorunları yaşayabiliyormuş. Ergen çağlarda ise kimlik ve kontrol arayışı, kendini güçsüz ve değersiz hisseden gençler şiddet meyilli oluyormuş.

Kontrolü yeniden kazanma ve dikkatleri üzerine çekmek, iz bırakmak için suça eğilim gösterebiliyorlarmış.

Asıl en büyük sebeplerden biri de, çocukların beyinlerini yıkayan onlara farklı düşünceleri gerek oyunlarla gerek müzik içerikleri ile etkileyerek davranışlarını ve düşüncelerini değiştiren, nefret söylemleri yaptıran, şiddeti öven, saldırıya meyilli gençleri destekleyen kapalı gruplar varmış.

Korkunç ötesi…

Bütün bu nedenlerin gözden kaçması, önemsememesi tedbir alınmaması bu acıları yaşamamıza sebep oldu. Çocuklarımızın hayatlarını ne kadar kontrol edebiliyoruz? En güvenilir yer diye gönül rahatlığı ile teslim ettiğimiz okullar güvenli mi?

Onları ne kadar koruyabiliyoruz? Aslında işaretler önceden var ama fark etmiyor, önemsenmiyor, ciddiye alınmıyoruz. Acı olaylar yaşanmadan tedbir almak gibi bir alışkanlığımız yok…

Birkaç gün sonra 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Çocuksuz bayram olur mu?

{ "vars": { "account": "G-LFQRKY8JGD" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }