DEFTERİMDEKİ HUKUK NOTU

Abone Ol

Bu yazıma, bugünlerde Türkiye'nin gündeminde önemli yer tutan iki konuyla başlıyorum:

Bunlardan birincisi "MEKKE ANLAŞMASI"...

Diğeri de: "ÇERÇEVE YASASI"DIR.

MEKKE ANLAŞMASI'NIN, NATO Toplantısı'nın hemen sonrasında PAKİSTAN, SUUDİ ARABİSTAN VE TÜRKİYE arasında, MEKKE'de imzalanmasını, özellikle kardeş ve komşu ülke İran'ın güvenliği ve geleceği açısından oldukça yanlış ve isabetsiz bulduğumuzu... Bu anlaşmanın bir ABD-BOP düzenlemesi olduğuna dair de endişelerimizin ağır bastığını belirtelim.

Çünkü hem Suudilerin hem de Pakistanlıların İran ile sorunları vardır. Bunlardan birinin İran'la çatışması halinde, MEKKE ANLAŞMASI uyarınca Türkiye de bu çatışmaya dahil olabilir. Sahi, böyle bir anlaşmaya neden gerek görüldü, neden kardeş İran bölgede yalnızlaştırıldı, anlamak mümkün değildir.

"ÇERÇEVE YASA"YA gelince: Eğer bu bölgede at koşturan ABD, İSRAİL ve diğer emperyalist ülkeler burnunu sokmasa, "Kürt Sorunu" Türkiye'de iki kardeş halk arasında rahatça çözülür. Ne var ki bu çözüm şekli, bölüp parçalayarak sömüren emperyalistlerin işine gelmez. Umarız bu emperyalistlerin değil, biz iki kardeş halkın ortak kararı daha ağır basar... Böylece Türkiye'yi diğer Orta Doğu ülkeleri gibi düşman cephelere bölemezler.

Elbette ki barış ve huzurumuzu kendilerine göre dizayn edemezler.

Gerçek şu ki içinde ABD ve İsrail olan ne anlaşmalardan ne de çözüm ve yasalardan hayır gelir, biline...

DEVLET ADAMI VE HUKUK

Umumi Amme Hukuku Hocamız Ord. Prof. Dr. Recai Galip Okandan'ın derslerinden birinde, defterime şunları not etmişim: "Devlet adamları millete hizmet ederken hukukun üstünlüğünü her aşamada korumalıdır. Aksi halde milletin devlete olan güveni sarsılır. Bu yüzden Devlet Adamlığı oldukça önem arz eden bir makamdır."

Yaklaşık 55 yıl önceki bu notun günümüzdeki açılımına derinden bir kafa yorsak, herhalde devlet adamını görsek hukuku... Hukuku görsek devlet adamını mumla aramak zorunda kalacağız. Çünkü o eski yıllarda ne sosyal normlar bir kirli siyaset yüzünden yara bere içinde kalırdı. Ne de siyasal çıkarlar bugün olduğu gibi vatan ve millet sevdasının önünde yer alırdı.

Ne diyordu o defterdeki notta? "Devlet Adamı hukuka olan saygınlığını korumalıdır. Aksi halde milletin devlete olan güveni sarsılır!"

Ne diyelim, her sabah bir başka operasyonla uyanan ülkemin bugününe?

Ne diyelim, milletin seçtiklerinin ya tek tek zindanlara konulduğu... Ya da tek tek iktidar partisine transfer edildiği bugünlere?...

Ne diyelim, kendilerini eleştirenlere HAKARET DAVASI... Genel fikir beyan edenlere de HALKI KİN VE DÜŞMANLIĞA TAHRİK davasının çok çok açıldığı ülkemin bugünlerine?

Herkese suç, herkese ceza... Ancak herkesten dağlarca fazla yanlışlar yaparak milleti ve devleti mağdur eden kendilerine ne dava açan var ne de hesap soran var...

Ülkemin devlet adamıyla hukuka duyduğu derin özlemine ne diyelim?

Evet, ne diyelim?

En iyisi hukukun üstünlüğünü bekleyelim.

NE DE OLSA UMUT UMUTTUR ELBETTE: Haksızlıklara karşı doğacak bir ADALET GÜNEŞİ GİBİ...

{ "vars": { "account": "G-LFQRKY8JGD" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }