banner304

Dilinden silah, belinden tabanca eksik olmuyordu. Her aile toplantısında ya da kimi bulursa karşısına alıyor, yarısı palavra, yarısı da hava olsun diye uydurulmuş, içinde de kesinlikle silah olan gençlik maceralarını anlatıyordu.

“Onun kafasına tabancayı dayadım”, “bunun arkasından sekiz el tetiğe bastım”, “elimi belime atınca bir kaçışları vardı ki göreceksin”, “düğünün birinde tam altı şarjör boşaltmıştım” diye başlayan ve yılan hikayesi gibi uzayıp giden masallardı anlattığı.

Ve hemen hemen tanıdık herkesin ezberlediği bu palavralar her defasında başka şekil alıyor, kahraman değiştiriyor ama silah elden düşmüyordu. Sanki silahla doğmuş, onunla yaşıyor ve o olmadan ölmeyecekti.

Aslında temel neden içindeki aşağılık duygusunu bastırmaktı. Böyle yaparak, uydurma hikayelerle insanların gözünde büyük ve önemli biriymiş gibi görünmeye çalışıyordu.

Oysaki yaptığı öylesine yanlıştı ki..!

İşin kötüsü bazen anlattığı yalan ve palavra hikayelere kendisi de inanıyor, gerçekten de öyle biriymiş gibi davranmaya çalışıyordu.

Ancak o güne kadar ne kimseyle kavga ettiği ne birilerini vurduğu ne de yaraladığı görülmüş, duyulmuş şey değildi. Zaten kendisini kimsenin adam yerine koyduğu da yoktu. Sanırım baş neden buydu. Adam yerine koyulmamak. Hep bu ezikliği yaşamış, hep içinde bu kompleksi büyütmüştü.

Bu yüzden yabancıdan birine “öte git” diyemese de, evde terör estiriyordu. Eşini dövüyor, çocuklarına değişik biçimlerde şiddet uyguluyor ve ona göre ‘erkek olma duygusunu!’ bu şekilde tatmin etmeye çalışıyordu.

Hayatı böyle geçti.. Yalanı, dolanı, palavrası bitmedi.. Ruhsal ve fiziksel olarak ailesi dışında kimseye de zarar vermedi.

Ama ne oldu biliyor musunuz? Onun baskısı ve şiddeti altında büyüyen çocukları da tıpkı kendisi gibi oldu. Üç oğlunun dilinden silah, belinden tabanca eksik olmadı. Hep o demir parçasına güvenip, hep o güvenle insanlara kaba davrandılar, “vururum, kırarım, öldürürüm” gibi ilkel sözcükleri sıkça kullandılar.

Armut dibine düşmüştü..

Ve o babanın, o çocuklarından biri karıştığı bir kavga sırasında başından vurularak öldürüldü.

Ama o ölümdeki gerçek neden hiçbir zaman görülmek istenmedi. Hep başkaları suçlandı. Tohumu eken, tarlayı sulayan, toprağı kazan yok sayıldı.

Bilinmedi ki bu dünya üzerinde o baba gibi daha niceleri var, sokaklarda dolaşan, o gibi babaların yetiştirdiği ne kadar çok dengesiz, psikopat var.

Bu yüzden böyle babalar olduğu sürece ne kavgalar biter, ne cinayetler son bulur, ne de kadına ve çocuğa karşı olan şiddet azalır.

Hani hep diyoruz ya “eğitim ailede başlar” diye. Bunun için yukarıda örneğini verdiğim  ‘baba’ların akıllarını başlarına almaları ve çocuklarına iyi örnek olmaları gerekiyor. Erkeklik silahla olmaz. Kadına, çocuğa şiddet uygulamakla babalık olmaz. Hele hele yalan dolanla, palavra sıkmakla adam hiç olunmaz.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner272