Esenyurt… Ah Şu Esenyurt Belediyesi

Abone Ol

Ah Esenyurt…
Ne dense eksik, ne söylense yarım kalıyor.

Namı diyar “Esencılıs”; 1 milyonu aşan nüfusu, bitmeyen konut mağduriyetleri, gökyüzüne doğru yükselen devasa beton bloklarıyla İstanbul’un en çok konuşulan ilçelerinden biri. Ancak Esenyurt’ta yalnızca yapılaşma sorunları değil, belediye yönetimiyle yaşananlar da uzun süredir kamuoyunun gündeminden düşmüyor.

Esenyurt Belediyesi’nde kayyım uygulaması, 31 Ekim 2024 tarihinde yürürlüğe girdi. CHP’li Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanmasının ardından, İçişleri Bakanlığı kararıyla İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy, belediyeye başkan vekili olarak atandı.

Resmî tanımıyla “geçici” bir görevlendirme…
Ancak bugün takvimler 2 Ocak 2026’yı gösteriyor. Kamuoyunda artık şu soru yüksek sesle soruluyor:
Bu geçicilik gerçekten geçici mi, yoksa kalıcı bir yönetime mi evrildi?

Sessiz Bir Belediye, Sessiz Bir Yönetim

Kayyım atamasının üzerinden geçen sürede dikkat çeken en önemli başlıklardan biri, belediyenin basınla kurduğu (ya da kurmadığı) ilişki oldu. Sayın Aksoy’un göreve geldiği günden bu yana, basın mensuplarıyla herhangi bir tanışma toplantısı gerçekleştirmediği biliniyor.

Oysa 32 yıllık kurumsal bir basın organı olan Kent Yaşam Gazetesi, Esenyurt’un 2008 yılında ilçe statüsü kazanmasından bu yana belediyeyle düzenli iletişim hâlinde olan, yerel hafızayı temsil eden bir yayın kuruluşu. Bugün gelinen noktada ise ne bir selam ne bir bilgilendirme, ne de kurumsal bir temas söz konusu.

Belediyenin resmî sosyal medya hesaplarında paylaşılan günlük etkinlik takvimleri var. Ancak şu soruyu sormak kaçınılmaz hâle geliyor:
Bu etkinlikler gerçekten kamuoyuna duyurulmak mı isteniyor, yoksa yalnızca “yapılmış olsun” diye mi paylaşılıyor?

Daha da önemlisi; belediye hakkında yayımlanan eleştirel ya da muhalif haberlerle ilgili tek bir resmî açıklama dahi yapılmıyor.
Yeni yönetim anlayışı bu mu?
Görmüyorum, duymuyorum, yok sayıyorum…

İmar Planları İptal, Sessizlik Tam

İstanbul’un imar ve yapılaşma sorunları denildiğinde ilk akla gelen ilçelerden biri Esenyurt. Bu nedenle 1/5000’lik ve 1/1000’lik imar planları, yalnızca teknik bir konu değil; yüz binlerce insanın yaşamını doğrudan etkileyen hayati bir mesele.

Geçtiğimiz aylarda kapalı olan Esenyurt 1/1000’lik 4. ve 7. etap imar planlarının, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden geçtiği ve askıya çıkarıldığı yönünde kamuoyuna duyurular yapılmıştı.

Ancak sonrasında kamuoyuna yansıyan bilgilere göre; İBB ile İstanbul Mimarlar Odası arasında yaşanan görüş ayrılıkları sonucu, odanın idare mahkemesine yaptığı başvuru neticesinde Esenyurt’un 1/5000’lik imar planları iptal edildi.

Daha dikkat çekici olan ise şu iddia:
Bu süreçte, Mimarlar Odası’na yakınlığıyla bilinen, önceki dönem Esenyurt Belediyesi başkan yardımcılarından bir ismin yönlendirme ve bilgilendirme yaptığı ileri sürülüyor.

Peki soralım:
Belediye yönetiminin bu gelişmelerden haberdar olmama ihtimali var mıydı?
Böylesine kritik bir iptal kararını “görmemiş” olmaları mümkün mü?

Belediye İçinden Yükselen Tepkiler

Kayyım atamasının ardından yalnızca kamuoyunda değil, belediye binasının içinde de ciddi rahatsızlıkların yaşandığı biliniyor. Kayyım yönetimiyle uyumlu çalışamayan bazı üst düzey yöneticilerin görevlerinden istifa ettiği yönündeki açıklamalar, bu rahatsızlığın somut göstergesi oldu.

Bu istifalar, kayyım kararının yerel yönetim pratiğinde de tartışmalı bir zemine oturduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Son Söz Yerine

Esenyurt; sorunlarıyla, nüfusuyla, mağduriyetleriyle görmezden gelinecek bir ilçe değil. Belediyecilik yalnızca bina yönetmek değil; şeffaflık, iletişim ve hesap verebilirliktir.

Basın susturularak değil, konuşularak yönetim olur.
Sorular yok sayılarak değil, cevaplanarak güven tesis edilir.

Esenyurt’un ihtiyacı sessizlik değil; açıklık.
Görmezden gelmek değil; yüzleşmektir.

Ve evet…
Ah Esenyurt… Ah şu belediye…

{ "vars": { "account": "G-LFQRKY8JGD" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }