Yerel yönetim anlayışını sadece fiziki yatırımlarla veya beton binalarla sınırlamayan; çocukların, gençlerin ve dezavantajlı kesimlerin sesini kentin merkezine yerleştiren Kartal, son yıllarda kabuk değiştiriyor. Göreve başladığı ilk andan itibaren "Vicdan ve Halkçı Belediyecilik" mottosuyla yola çıkan Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, geride kalan hizmet süresinin muhasebesini gazetemize yaptı.
Türkiye’nin içinden geçtiği derin ekonomik krizin ve hızla değişen kent yaşamının belediye bütçelerine getirdiği ağır yüklere rağmen, kaynakları doğru planlamayla halkın yararına kullandıklarını belirten Başkan Yüksel, en büyük önceliklerinin "deprem ve can güvenliği" olduğunu bir kez daha ilan etti. Kartal sokaklarında kentsel dönüşümün somut örneklerinden Mustafa Necati Eğitim Akademisi'ne, teknoloji merkezlerinden sosyal dayanışma ağlarına kadar pek çok vizyon projenin izi sürülürken; bu başarının arkasındaki kurumsal hafıza ve İBB ile olan kesintisiz koordinasyon da tüm şeffaflığıyla gözler önüne serildi.
İşte Kartal’ın bugününe yön veren, yarınını şekillendiren ve "Adalet, güven ve umut birbirinden ayrı düşünülemez" diyerek toplumsal barışın şifrelerini yerelden başlatan Başkan Gökhan Yüksel ile gerçekleştirdiğimiz o ses getirecek röportaj...
2019’da göreve gelirken Kartal için kurduğunuz hayalin ne kadarını gerçekleştirebildiniz?
Göreve gelirken Kartal için kurduğumuz hayal; dayanışmanın güçlü olduğu, çocukların ve gençlerin söz sahibi olduğu, çevreye duyarlı, sosyal belediyecilik anlayışının kentin her noktasında hissedildiği bir Kartal oluşturmaktı.
Bugün geriye dönüp baktığımızda bu hedeflerin önemli bir bölümünü hayata geçirdiğimizi görüyoruz. Elbette yapılacak daha çok işimiz var. Ancak Kartal’ın her mahallesinde, her sokağında bu değişimin izlerini görmek mümkün. Sosyal dayanışmadan eğitime, kültür-sanattan kentsel dönüşüme kadar birçok alanda Kartal’ın geleceğine dokunan işler yaptık.
Bugün Kartal sokaklarında yürürken “İşte bu bizim eserimiz” dediğiniz çalışma hangisi?
Ben belediyeciliği tek bir eser ya da tek bir proje üzerinden tarif etmiyorum. Bir kente değer katmak, yalnızca bina yapmakla ya da fiziki yatırımlarla sınırlı değildir. İnsanların hayatına dokunabilmek, çocuklara fırsat yaratmak, gençlere alan açmak, komşularımızın zor zamanlarında yanında olabilmek de en az büyük projeler kadar kıymetli.
Ama elbette kentsel dönüşümde elde ettiğimiz ilerleme, Mustafa Necati Eğitim Akademimiz, Yalı Yunus Topselvi Kültür Merkezi, Makina Hangar Teknoloji Merkezi, Mustafa Necati Kız Öğrenci Yurdu, Yakacık Kadın Yaşam Merkezi, Aşevi, Gıda Bankası, Afet Yönetim Merkezi, Sokak Hayvanları Hastanesi, Gezegen Sosyal Tesisleri gibi vizyon projelerimiz ve sosyal dayanışma ağlarımız Kartal’ın geleceğine bırakılmış önemli izlerdir. Bunlar sadece bugünü değil, yarını da şekillendiren çalışmalar olarak öne çıkmakta.
Peki ya içinizde ukde kalan? “Şunu hâlâ tamamlayamadım” dediğiniz konu nedir?
Kentsel dönüşümün daha hızlı ilerlemesini isterdim. Çünkü deprem gerçeği karşısında zamanla yarışıyoruz. Kartal’da çok önemli mesafeler katettik; binlerce yapının dönüşüm sürecine katkı sunduk, on binlerce komşumuzu daha güvenli yapılara kavuşturduk.
Ama tüm riskli yapıların dönüşümünü tamamlayana kadar kendimizi tam anlamıyla rahat hissedemeyiz. Bu konu bizim için yalnızca bir imar meselesi değil, doğrudan can güvenliği meselesidir.
Deprem, ekonomik kriz ve hızla değişen kent yaşamı arasında sizce Kartal’ın önündeki en kritik mesele hangisi?
Hiç şüphesiz deprem. Çünkü deprem yalnızca bir afet riski değil; ekonomik, sosyal ve psikolojik sonuçları olan büyük bir yaşam meselesi.
Bir kentin geleceğini konuşuyorsak, önce o kentin güvenliğini konuşmak zorundayız. Bu nedenle kentsel dönüşüm çalışmalarını, afet hazırlıklarını ve riskli yapıların yenilenmesini en önemli önceliğimiz olarak görüyoruz. Kartal’ı depreme daha dirençli, daha güvenli ve daha hazırlıklı bir kent haline getirmek için çalışmaya devam ediyoruz.
Kentsel dönüşümde hangi noktadasınız? Kartal’da kentsel dönüşüm konusunda vatandaşların size en sık yönelttiği soru nedir ve bu soruya verdiğiniz cevap yıllar içinde değişti mi?
Bugün itibarıyla Kartal’da kentsel dönüşüm konusunda ciddi bir mesafe aldık. Binlerce riskli yapının dönüşüm sürecine katkı sunduk ve 130 binden fazla vatandaşımızın daha güvenli yapılara kavuşmasını sağladık.
Vatandaşlarımızın bize en sık yönelttiği soru genellikle “Benim binam ne zaman dönüşecek?” oluyor. Yıllar önce bu soruya daha çok süreçleri, yasal prosedürleri ve teknik aşamaları anlatarak cevap veriyorduk. Bugün ise artık tamamlanan projeler, dönüşen mahalleler ve somut örnekler üzerinden konuşabiliyoruz. Bu da Kartal’ın bu alanda kat ettiği mesafenin önemli bir göstergesi.
Bir belediye başkanı olarak sizi en çok zorlayan şey nedir; bütçe, bürokrasi, siyaset yoksa vatandaşın artan beklentileri mi?
Vatandaşın beklentileri beni zorlamaktan çok motive ediyor. Çünkü bir belediye başkanı için en önemli rehber, vatandaşın talebi ve ihtiyacıdır.
En büyük zorluk ise ekonomik koşulların yerel yönetimlerin hareket alanını daraltması. Maliyetlerin arttığı, kaynakların daha dikkatli kullanılması gereken bir dönemden geçiyoruz. Buna rağmen doğru planlama, güçlü ekip çalışması ve kaynaklarımızı verimli kullanma anlayışıyla hizmet üretmeye devam ediyoruz.
Göreve geldiğiniz günden bu yana Kartallıların sizden beklentileri nasıl değişti?
İlk yıllarda temel belediyecilik hizmetleri ve altyapı çalışmaları daha fazla ön plandaydı. Bugün ise kültür-sanat, teknoloji, çevre, eğitim, spor, sosyal destekler ve yaşam kalitesine ilişkin beklentilerin arttığını görüyoruz.
Bu değişimi çok kıymetli buluyorum. Çünkü bu, Kartal’ın geliştiğini, kentlilik bilincinin güçlendiğini ve komşularımızın yaşadıkları kentten daha fazlasını beklediğini gösteriyor. Biz de bu beklentilere uygun olarak Kartal’ı sadece hizmet alan değil, üreten, düşünen, katılan ve geleceğini birlikte kuran bir kent haline getirmeye çalışıyoruz.
Bugün yeniden göreve ilk başladığınız güne dönseniz farklı yapacağınız bir şey olur muydu?
Elbette geriye dönüp baktığınızda “Şu projeyi daha erken başlatabilirdik” dediğiniz anlar oluyor. Ancak göreve geldiğimiz günden bu yana pandemi, ekonomik krizler, deprem felaketleri ve olağanüstü birçok süreç yaşadık. Bu gelişmeler doğal olarak birçok planı yeniden şekillendirdi.
Buna rağmen temel hedeflerimizden hiç kopmadık. Sosyal belediyecilikten, dayanışmadan, kentsel dönüşümden, çocuklara ve gençlere yatırım yapmaktan vazgeçmedik. Bugün geldiğimiz noktada doğru bir yolda ilerlediğimize inanıyorum.
7 yılın sonunda Kartal’a bırakmak istediğiniz en büyük miras nedir?
Kartal’a dayanıklı, sosyal ve umutlu bir kent kültürü bırakmak istiyorum.
Elbette fiziki yatırımlar, projeler, tesisler çok önemli. Ama bana göre asıl miras; birlikte karar alan, birbirine sahip çıkan, dayanışmayı büyüten ve geleceğine güvenle bakan bir kent oluşturabilmektir. Eğer Kartal’da yaşayan bir çocuk, genç, kadın, emekli ya da ihtiyaç sahibi bir komşumuz “Bu kentte yalnız değilim” diyebiliyorsa, en büyük miras budur.
Türkiye son yıllarda hem ekonomik hem siyasi olarak oldukça hareketli bir dönemden geçiyor. Sizce toplumun en çok ihtiyaç duyduğu şey nedir: adalet mi, umut mu, güven mi?
Bu üç kavram birbirinden ayrı düşünülemez. Ancak adalet varsa güven oluşur, güven varsa umut büyür.
Bugün toplumun en çok ihtiyaç duyduğu şey; herkesin kendisini eşit, özgür ve güvende hissettiği adil bir düzendir. İnsanların geleceğe umutla bakabilmesi için önce adalet duygusunun güçlenmesi gerekir. Biz yerel yönetimlerde de bu anlayışla hareket ediyoruz. Hizmette adaleti, kaynakların doğru kullanılmasını ve kimseyi geride bırakmayan bir belediyecilik anlayışını önemsiyoruz.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından İBB ile ilçe belediyeleri arasındaki koordinasyonun ve yatırım süreçlerinin etkilendiği yönünde yorumlar yapılıyor. Kartal özelinde baktığınızda devam eden projelerde bir yavaşlama, aksama ya da belirsizlik yaşadınız mı?
İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile koordinasyonumuz kurumsal bir yapı içerisinde devam ediyor. Elbette yaşanan süreçlerin kamuoyunda yarattığı tartışmalar ve kaygılar var. Ancak biz Kartal özelinde, devam eden projelerin tamamlanması ve yeni yatırımların hayata geçirilmesi konusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Bizim önceliğimiz, siyasi gündemlerden bağımsız olarak vatandaşlarımıza hizmet etmektir. İstanbul’un ve Kartal’ın ihtiyaçları ortada. Bu nedenle kurumlar arası iş birliğini, ortak aklı ve hizmet sürekliliğini önemsiyoruz. Kartal için planlanan yatırımların takipçisi olmaya devam edeceğiz.
Görev süreniz sona erdiğinde Kartallıların sizi nasıl hatırlamasını istersiniz?
Kartal’ı seven, bu kentin çocuklarına ve geleceğine inanan, zor zamanlarda komşularının yanında olan ve görevini samimiyetle yapan bir belediye başkanı olarak hatırlanmak isterim.
Geride bırakılan eserler elbette önemlidir; ama benim için asıl kıymetli olan insanların hayatına dokunabilmektir. Bir çocuğun eğitimine katkı sunabilmek, bir gencin hayaline destek olabilmek, bir ailenin zor gününde yanında olabilmek, bir mahallenin sorununu çözebilmek benim için en büyük mutluluktur.
Kartal’da birlikte ürettiğimiz, birlikte karar aldığımız ve birlikte umut ettiğimiz bir dönemi geride bırakmak isterim.