Bazen bir meseleyi yazarsınız.
“Artık bundan sonra gereği yapılır” dersiniz.
Sonra gerçekten bir şeyler olur.
İnceleme başlatılır.
Soruşturma yapılır.
Okul müdürü görevden uzaklaştırılır.
İhale iptal edilir.
Yeni bir süreç başlatılacağı söylenir.
İnsan ister ki mesele artık çözülsün.
Ama gelin görün ki…
Mesele çözülmek bir yana, bu kez çocukların ve velilerin önüne başka bir sorun olarak çıkıyor.
İmam Buhari İmam Hatip Ortaokulu'ndaki öğrenci servis taşımacılığı meselesini daha önce bu köşede yazmıştık.
Başlığımız da hayli açıktı:
“Sayın Mustafa Anteplioğlu'na açık mektup: Küçükçekmece'de raconu artık siz kesin.”
Yazımız daha sonra Hicrethaber.com tarafından da haberleştirildi.
O yazıda servis taşımacılığıyla ilgili yaşananları, firmaların iddialarını, velilerin birbirinden farklı beyanlarını, taşıyıcı belirleme komisyonunun kararını ve İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü'nün yaptığı incelemeyi kamuoyunun bilgisine sunduk.
Sonrasında önemli gelişmeler yaşandı.
Ve bugün geldiğimiz noktada artık yeni bir soru sormak gerekiyor:
İMAM BUHARİ'DE ÖĞRENCİ SERVİS TAŞIMACILIĞI NE OLACAK?
ÖNCE MÜDÜR GÖREVDEN UZAKLAŞTIRILDI
Elimizde artık bu konuda resmi bir belge de var.
Küçükçekmece İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü'nün 13 Ağustos 2026 tarihli ve Kaymakamlık makamına hitaben düzenlenen yazısında, İmam Buhari İmam Hatip Ortaokulu Müdürü Mehmet Çelik hakkında yürütülen süreç ayrıntılarıyla anlatılıyor.
Yazıya göre okulun 2026-2027 eğitim-öğretim yılı servis taşıyıcısı tespit süreciyle ilgili olarak okul müdürlüğüne ve CİMER'e yapılan başvurular üzerine inceleme/soruşturma başlatılmış.
Dosyanın kapsamının geniş olduğu, birden fazla firmanın itirazlarının bulunduğu ve CİMER başvuruları nedeniyle konunun idari ve mali yönleri itibarıyla uzmanlık gerektirdiği değerlendirilmiş.
Dosya Maarif Müfettişlerine gönderilmiş.
Ve müfettiş incelemesinde önemli tespitler ortaya çıkmış.
Servis taşıyıcısı tespit sürecinin ilanında ve komisyon kararında eksiklikler tespit edilmiş.
Okul müdürlüğüne gerekli düzeltmelerin yapılması ve işlemlerin yeniden yürütülmesi bildirilmiş.
Buraya kadar tamam.
Fakat mesele burada bitmiyor.
“KAYITLARIMIZ BAŞLADI” DENİLMİŞ
İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü'nün 13 Ağustos tarihli yazısındaki en dikkat çekici bölümlerden biri bundan sonrası.
Yazıda, okul müdürlüğüne gerekli bildirimler yapılmasına rağmen, okulun resmi internet sitesinde 30 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla “Okul Servisi İçin Kayıtlarımız Başladı” başlıklı duyurunun hâlen yayımlandığı ve duyuruda bulunan QR kod üzerinden öğrenci servis kayıtlarının yapılmasına yönelik yönlendirme bulunduğu belirtiliyor.
Daha da önemlisi…
Yazıya göre söz konusu uygulamanın 12 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla devam ettiği tespit edilmiş.
Ve İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü bu durumu, mevzuata ve idari işleyişe uygunluk bakımından ciddi bir sorun olarak değerlendirmiş.
Ardından da okul müdürü Mehmet Çelik'in görevden uzaklaştırılması uygun görülerek konu Kaymakamlık makamına arz edilmiş.
Sonrasında Mehmet Çelik görevden uzaklaştırıldı.
Yerine yeni okul müdürü atandı.
Buraya kadar yaşananlar artık geçmişte kalan bir idari süreç.
Fakat bugün bizim konuşmamız gereken asıl mesele bundan sonrası.
Çünkü müdür değişti ama servis sorunu çözülmedi.
PEKİ ŞİMDİ NE OLACAK?
İlk taşıyıcı belirleme süreci iptal edildi.
Yeni bir süreç yapılacağı söylendi.
Yeni okul müdürü göreve geldi.
Fakat bize ulaşan bilgilere göre yeni müdür, taşıyıcı belirleme sürecinin yeniden başlatılabilmesi için İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü'nden gerekli yazıyı bekliyor.
İlçe Millî Eğitim tarafında ise farklı bir değerlendirme olduğu ifade ediliyor.
“Önceki süreç iptal edildi. Yeni taşıyıcı belirleme işlemini okul yeniden yapmalı.”
denildiği aktarılıyor.
Şimdi ben burada kurumların yerine geçip “Şu haklı, bu haksız” diye hüküm vermeyeceğim.
Çünkü bunun kararını bizim vermemiz gerekmiyor.
Yetkili makamlar verecek.
Ama bir vatandaş ve gazeteci olarak şunu sormak hakkımız:
Kim yapacaksa yapsın.
Ama artık biri yapsın!
Çünkü bugün 4 Eylül.
Okullar 14 Eylül'de açılacak.
Önümüzde yalnızca 10 gün var.
BU 10 GÜNDE NELER YAPILACAK?
Yeni bir taşıyıcı belirleme süreci başlatılacak.
Taşıyıcı Belirleme Komisyonu toplanacak.
Gerekli ilan ve askı işlemleri yapılacak.
Firmalar teklif verecek.
Komisyon değerlendirme yapacak.
Sonuç açıklanacak.
İtiraz süreci beklenecek.
Ardından Kaymakamlık makamının onayı alınacak.
Ve bütün bunlar okul açılmadan tamamlanacak.
Peki 10 gün yeter mi?
Evet, eğer bugün başlanırsa belki.
Ama başlamazsa?
İşte o zaman asıl soru karşımıza çıkıyor.
14 EYLÜL SABAHI ÇOCUKLAR NE YAPACAK?
Şimdi biraz da işin ironisini yapalım.
Servis ihalesi yetişmezse veliler ne yapacak?
Çocuklarını sırtlarına alıp okula mı götürecek?
Belki de yeni bir uygulama başlatırız:
“Veli destekli öğrenci yaya taşıma sistemi.”
Sabah namazıyla kalkılır.
Şafak sökmeden yola çıkılır.
Bir veli önde…
Bir veli arkada…
Çocuklar ortada…
Küçükçekmece'nin yolları da böylece yeni eğitim-öğretim yılına hazırlanmış olur!
Olmadı.
Taksiye binsinler.
Gerçi sabahın erken saatinde taksi bulabilirlerse…
O da olmadı, kendi aracı olan veliler olmayan velilerin çocuklarını taşısın.
Belki sınıf sınıf WhatsApp grupları kurulur:
“Bugün benim araba müsait, dört öğrenci alırım.”
Yarın başka veli…
Öbür gün başka veli…
Böylece servis taşımacılığı sorununu da mahalle dayanışmasıyla çözmüş oluruz!
Korsan taşımacılığa hiç girmeyelim.
Çünkü devletin çözemediği bir servis probleminin çözümünü vatandaşın mevzuat dışı yollarda araması kabul edilebilir bir şey değildir.
At sırtında taşıma fikrini de şimdilik rafa kaldıralım!
Şaka bir yana…
Çocukların ulaşımı şakaya gelmez.
Çünkü burada çocuklar var
Hicret Turizm'in hakkı varsa Hicret Turizm taşısın.
MSM Turizm'in hakkı varsa MSM Turizm taşısın.
Yapılacak yeni değerlendirmede başka bir firma hak kazanacaksa o firma taşısın.
Bizim derdimiz hangi firmanın kazanacağı değil.
Bizim derdimiz kararın verilmesi.
Çünkü çocukların hangi firmayla taşınacağı belli olmadığı sürece veliler de ne yapacağını bilemeyecek.
Ve belirsizlik uzadıkça başka bir sorun daha ortaya çıkacak.
OKULUN ÖNÜ SERVİS FUARINA DÖNÜŞMESİN
Bize ulaşan duyumlara göre mevcut belirsizlik devam ederse okulların açıldığı gün hem MSM Turizm'in hem Hicret Turizm'in okul önünde masa kurarak bireysel veli sözleşmeleri yapma hakkını kullanmak isteyeceği konuşuluyor.
Başka servis firmalarının da bu boşluğu değerlendirmek üzere okul önünde masa kurabileceği yönünde bilgiler geliyor.
Bunların ne kadarının gerçekleşeceğini elbette 14 Eylül gösterecek.
Ama devletin görevi 14 Eylül sabahını beklemek değildir.
Devletin görevi 14 Eylül sabahı ne olacağını bugünden öngörüp tedbir almaktır.
Çünkü okulun önü bir servis fuarına dönüşürse ne olacak?
Bir masada Hicret…
Bir masada MSM…
Bir başka masada başka bir firma…
“Biz daha iyiyiz.”
“Biz daha güvenliyiz.”
“Biz daha ucuzuz.”
“Bizim araçlarımız daha yeni.”
Veliler de çocuklarını okula bırakmak yerine servis firmalarının vaatlerini dinlemek zorunda kalırsa…
Bu nasıl bir görüntü olur?
YA REKABET GERİLİME DÖNÜŞÜRSE?
İşte benim asıl endişem burada.
Servis sektöründe yıllardır ekmeğinin peşinde olan çok sayıda düzgün esnaf olduğunu biliyorum.
Kimseyi töhmet altında bırakmak istemiyorum.
Ama bu sektörün içerisinde zaman zaman duyulan bazı sözler de hepimizin kulağına geliyor.
“O ihaleye gelirse ayaklarını sıktırırım.”
“Benim okuluma göz dikmesin.”
“O okul benim.”
“Gözü olanın kafasını kırarım.”
Bunları belirli bir kişiye söylemiyorum.
Belirli bir firmaya da isnat etmiyorum.
Ama böyle kaba ve tehditkâr ifadelerin zaman zaman servisçilik rekabetinin içinde dolaşabildiğini hepimiz biliyoruz.
Peki ya bir gün laf, laf olmaktan çıkarsa?
Ya birisi gerçekten icraat yapabilecek kadar gözü dönmüş bir şekilde ortaya çıkarsa?
Bir okul bahçesinde…
Çocukların gözleri önünde…
Velilerin arasında…
İki servisçi arasında başlayan tartışma kavgaya dönüşürse?
Sonra herkes birbirine bakıp:
“Biz bunu nasıl engelleyemedik?”
derse?
O zaman ne olacak?
SAYIN ANTEPLİOĞLU, SAYIN ÇIKRIKÇI…
Tam da bu nedenle bu yazıyı kimseyi suçlamak için yazmıyorum.
Tam tersine…
Bir olay yaşanmadan önce tedbir alınsın diye yazıyorum.
Küçükçekmece Kaymakamı Sayın Mustafa Anteplioğlu…
Küçükçekmece İlçe Millî Eğitim Müdürü Sayın Çıkrıkçı…
Artık bu dosyanın bir an önce sonuçlandırılması gerekiyor.
Kim haklıysa o haklı çıksın.
Kim hak ediyorsa o taşısın.
Hicret'in hakkıysa Hicret.
MSM'nin hakkıysa MSM.
Başka bir firmanın hakkıysa başka firma.
Ama hak eden belirlensin.
Ve herkes de o karara uysun.
Çünkü yeni bir müdür atamakla sorun bitmiyor
Mehmet Çelik görevden uzaklaştırıldı.
Yeni müdür göreve başladı.
İlk süreç iptal edildi.
Bütün bunların ardından yeni bir sayfa açılması gerekiyor.
Yeni müdürün önüne eski tartışmaların değil, çözülmüş bir servis organizasyonunun konulması gerekiyor.
Velinin önüne belirsizlik değil, netlik konulması gerekiyor.
Servisçinin önüne kavga değil, hukuk konulması gerekiyor.
Çocuğun önüne ise yalnızca okul çantası konulmalı.
İhale dosyası değil.
Kimsenin ekmeğiyle oynamayalım, ama kimse çocukların güvenliğiyle de oynamasın
Burada bir başka hassas noktayı da özellikle belirtmek istiyorum.
Servis taşımacılığı yapan insanların da aileleri var.
Araçları var.
Şoförleri var.
Ödemeleri var.
Geçimleri var.
Dolayısıyla bu süreçte alınacak her kararın birileri için ekonomik sonucu olacak.
O nedenle kararlar adil, şeffaf ve mevzuata uygun olmalı.
Kimsenin hakkı yenmemeli.
Ama aynı zamanda hiçbir firma “Ben bu işi kesin aldım” diyerek okul açılmadan kendi başına sistemi kurmamalı.
Çünkü devlet bir taşıyıcı belirleyecekse…
O karar verilene kadar herkesin sınırının ne olduğu belli olmalı.
Böylece hem servis esnafının hakkı korunur hem velinin kafası karışmaz hem de çocukların güvenliği sağlanır.
BİR OLAY OLDUKTAN SONRA “KEŞKE” DEMEYELİM
Benim asıl korkum şu:
Bugün basitçe çözülebilecek bir mesele, 14 Eylül'de okul kapısında çözülmeye çalışılmasın.
Çünkü okul kapısında çözüm aranmaz.
Orada çocuklar olur.
Veliler olur.
Öğretmenler olur.
Servisçiler olur.
Kalabalık olur.
Gerilim olur.
Birilerinin sabrı taşabilir.
Birileri bir başkasına bağırabilir.
Bir tartışma çıkabilir.
Ve Allah korusun…
Çocukların gözleri önünde hiç istemediğimiz bir olay yaşanabilir.
Sonra hep beraber üzülürüz.
Sonra hep beraber “Neden daha önce önlem alınmadı?” diye sorarız.
Ben bugünden soruyorum:
Neden bekleyelim?
4 EYLÜL'DEN 14 EYLÜL'E…
Bugün 4 Eylül.
14 Eylül'de ders zili çalacak.
İmam Buhari'de öğrenciler sınıflarına girecek.
Öğretmenler ders anlatacak.
Veliler çocuklarını okula gönderecek.
İstediğimiz şey aslında çok basit.
O sabah okulun kapısında:
“Servis işi ne oldu?”
“Biz kiminle sözleşme yapacağız?”
“Hangi firma taşıyacak?”
“Bu masa neden burada?”
“Öteki firma neden burada?”
“Bunlar neden tartışıyor?”
sorularının sorulmasını istemiyoruz.
Hele hele çocukların gözleri önünde bir tartışma, kavga veya daha ağır bir olay hiç istemiyoruz.
Biz 14 Eylül sabahı çocukların okul kapısından huzur içinde içeri girmesini istiyoruz.
Bunun yolu da belli.
Yeni süreç başlatılacak.
Firmalar teklif verecek.
Komisyon değerlendirecek.
İtirazlar değerlendirilecek.
Kaymakamlık onaylayacak.
Ve taşıyıcı belli olacak.
Bu kadar.
Kimseye ayrıcalık istemiyoruz.
Kimsenin hakkını istemiyoruz.
Kimsenin ekmeğini elinden alalım demiyoruz.
Sadece hukukun ve mevzuatın gösterdiği yolun bir an önce yürünmesini istiyoruz.
Çünkü bu işin sonunda kazananın Hicret olması da mümkün.
MSM olması da.
Başka bir firmanın olması da.
Ama bir tek tarafın kaybetmesine izin verilmemeli:
Çocuklar ve veliler.
Onlar kaybetmesin.
Onlar mağdur olmasın.
Onlar okul kapısında servis tartışmasının ortasında kalmasın.
Ve Sayın Kaymakam…
Sayın İlçe Millî Eğitim Müdürü…
Bugün 4 Eylül.
14 Eylül'e sadece 10 gün var.
Bazen bir meseleyi çözmek için aylar gerekir.
Ama bazen de çözüm için yalnızca bir karar gerekir.
İmam Buhari'de artık o kararın verilme zamanı.
Çünkü çocuklar 14 Eylül'de okula gelecek.
Onları kim taşıyacak?
İşte bütün mesele bu.
Ve cevabını çocukların okul kapısında değil, bugünden vermek gerekiyor.