Atlas Çağlayan’ın hayatını kaybettiği trajik olaya ilişkin yargı süreci, yeni bir hukuki boyuta taşındı. Gazeteci Çağdaş Evren Şenlik’in aktardığı bilgilere göre, cinayette kullanılan sustalı bıçağın mülkiyetine dair yapılan incelemeler neticesinde, bıçağın katil zanlısı Efe Çekli’nin babası Yusuf Çekli’ye ait olduğu kanaatine varıldı. Bu tespitin ardından savcılık, 6136 Sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamında Yusuf Çekli hakkında kamu davası açılmasına karar verdi.
"CEZAEVİNDEYDİM, BIÇAĞI HİÇ GÖRMEDİM"
Hakkında açılan dava kapsamında savunma yapan Yusuf Çekli, iddianamedeki suçlamaları kesin bir dille reddetti. Olayla veya suç aletiyle herhangi bir bağı bulunmadığını savunan Çekli, suçun işlendiği tarihlerde başka bir suçtan dolayı cezaevinde olduğunu belirtti. Mahkemeye sunduğu ifadesinde; olaydan haberdar olmadığını, bıçağın kendisine ait olmadığını ve oğlunun bu aleti nereden temin ettiğini bilmediğini ifade etti.
Yusuf Çekli’nin Savunmasından: "Suç tarihinde ben zaten cezaevinde bulunuyordum. Olayın nasıl gerçekleştiğine dair bir bilgim yok. Bahsi geçen sustalı bıçak bana ait değildir, suçlamaları kabul etmiyorum."
DOSYADAKİ KRİTİK EŞİK
Atlas Çağlayan davasında suç aletinin aidiyeti, cinayetin planlanma aşaması ve ihmal unsurlarının tespiti açısından büyük önem taşıyor. Eğer bıçağın babaya ait olduğu ve ulaşılabilecek bir yerde muhafaza edildiği kanıtlanırsa, davanın seyri "ihmal" veya "yardım ve yataklık" gibi farklı hukuki zeminlere kayabilir. Mahkeme, Yusuf Çekli’nin suç tarihindeki cezaevi kayıtlarını ve bıçak üzerindeki parmak izi/DNA incelemelerini değerlendirerek kararını verecek.