Koç, Bahçeli ve Özel: Ankara'nın Fay Hatlarını Titreten Fotoğraf

Abone Ol

Siyaset, söylenenlerden çok söylenmeyenlerin, atılan adımlardan çok verilmeyen fotoğrafların sanatıdır. Ancak bazen bir fotoğraf karesi, ciltlerce siyaset bilimi kitabının anlatamadığını tek saniyede özetler. Bugün Ankara’ya baktığımızda, uzun süredir "et ve tırnak" olarak tanımlanan Cumhur İttifakı'nın dikişlerinde belirgin bir esneme, hatta yer yer sökülmeler görüyoruz. Devlet Bahçeli ile Recep Tayyip Erdoğan ortaklığı kağıt üzerinde devam ediyor gibi görünse de, siyasi haritadaki fay hatları çoktan hareketlenmiş durumda.

MHP’nin bir süredir AK Parti’den, daha doğrusu Beştepe'nin mevcut politik güzergahından sessiz ama derinden bir şekilde uzaklaştığını okumak için kahin olmaya gerek yok. Sadece son birkaç aya dönüp bakmak yeterli.

Yanıtsız Kalan Çağrılar ve "Ahmetler" Mesajı

Devlet Bahçeli, Türk siyasetinde kelimeleri en tasarruflu ama en isabetli kullanan liderlerin başında gelir. Esenyurt ve Mardin ekseninde patlak veren kayyum krizinde, Bahçeli'nin çıkıp seçilmiş başkanlara yönelik "Ahmetler göreve" demesi, basit bir temenni değildi. Bu, doğrudan devletin zirvesine, yürütmenin başına çekilmiş bir hiza çizgisidir. Ancak ne oldu? İktidar bloku bu çağrıyı sağır edici bir sessizlikle karşıladı. Kayyumlar yerinde kaldı, Ahmetler göreve dönemedi. Bahçeli'nin, ittifakın ana ortağı tarafından böylesine açıkça "açığa düşürülmesi", MHP cephesinde not edilen ilk büyük kırılmalardan biridir.

CHP'ye Uzatılan Zeytin Dalı ve Yağmur Altındaki Siyaset

Asıl dikkat çekici hamleler silsilesi ise ana muhalefet cephesine yönelikti. İptal edilen CHP kurultayı sonrasında Bahçeli'nin, adeta bir "devlet aklı" refleksiyle CHP'nin kurumsallığına sahip çıkması, sıradan bir nezaket göstergesi olamaz. Siyasette nezaket, her zaman bir mesajın ambalajıdır.

Bahçeli'nin Özgür Özel'e yönelik, "Yağmurda ıslanmışsın, sağlığına dikkat et" şeklindeki o samimi, adeta bir "ağabey-kardeş" sıcaklığındaki uyarısı, sadece Özel'in sağlığını düşündüğü için söylenmiş sözler değildi. Bu, Beştepe'ye dönüp "Benim siyasi iletişim kanallarım sizinle sınırlı değil, ana muhalefetle de gayet sağlıklı bir zeminde konuşabilirim" demenin Devlet Bahçeli'cesiydi.

Bardağı Taşıran Fotoğraf O Kare mi?

Ve geldik filmin koptuğu yere. Koç Topluluğu’nun 100. yılı kutlamaları, aslında Türkiye'nin yeni siyasi ve ekonomik denkleminin vitrini gibiydi. Özgür Özel ile Devlet Bahçeli'nin bir araya gelmesi, o samimi tokalaşmalar, verilen sıcak pozlar...

Ama bir kare var ki, Ankara'da birilerinin uykusunu kaçırmaya yetti. Rahmi Koç, Ali Koç, Özgür Özel ve Devlet Bahçeli’nin aynı karede buluşması. Sermaye, ana muhalefet ve milliyetçi kilit partinin bir araya geldiği bu fotoğraf, iktidar kanadında nasıl okundu dersiniz? Mevcut iktidar yapısını baypas eden, olası bir "post-Erdoğan" veya "yeni normalleşme" döneminin fragmanı olarak...

Hedef Fotoğraf mı?

İktidarın refleksleri devreye girdi. Rahmi Koç’un hastanede söylediği o "Kürt kadın fıkrası", adeta bir işaret fişeği işlevi gördü. Münferit Kürtlerin Rahmi Koç’a öfkelenerek üç gündür Koç grubunun mekanlarına yönelik sistematik saldırılarının gölgesinde, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in en üst perdeden verdiği o sert tepki ve Rahmi Koç hakkında anında başlatılan soruşturma...

Devletin çarkları bir anda, eşi görülmemiş bir hızla ve öfkeyle dönmeye başladı. Şimdi soruyorum: Bu kopan fırtına, gerçekten de hastane koridorlarında anlatılan tatsız bir fıkranın yarattığı haklı bir infial mi?

Biz gazeteciler görüneni yazarız ama görünmeyeni sorarız. O fotoğraf, Beştepe'de birilerini çok rahatsız etti.

{ "vars": { "account": "G-LFQRKY8JGD" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }