OKUMAK BİR İŞE YARAMAZ DEDİ!

Abone Ol

Her yeni okunan kitap insanın gönlüne gökyüzüne doğru uzanan yeni bir pencere açar. Bu anlamda kitap okumak insanı daha güçlü yapar. İnsan, bir kitabı okuduktan sonra düşüncesi değişir.

Aydınlık yarınlar hep okumanın yolundan geçer.

Dünya haritasına bakıp kitap okuyanlarla, okumayan devletleri bir karşılaştırın…

Farkı göreceksiniz…

Kitap, uygarlığa giden tek yoldur.

Kitap kavgayı önler.

Şiddeti önler.

Kitap, canlıların, doğanın ve yaşamın anlamını öğretir.

Kitap; insana, bir başka insanı öğretir, anlatır, tanıştırır.

Kadını öğretir.

Aşkı öğretir.

Sevgiyi öğretir.

Kitap, kadına el kaldırmamayı öğretir...

Hani derler ya, “kitap okumayan yerlerde, mürekkebin yerine gözyaşının ve kanın daha fazla aktığını göreceksiniz”

Çok doğru bir sözdür.

Kitap bilgi demektir.

Bilgi, bilmediğinin farkına varmasını sağlayan insanın gönlüne yeni gönüllere yer açan, düşüncesinde yeni ufukların yolunu gösteren güç demektir.

Bilgi; ne aradığımızı, neden aradığımızı sorgulama düşüncemizin gelişmesi demektir.

Bu anlamda bilgi öncelikle kendini, çevreni ve içinde yaşadığın toplumu tanımakla başlar.

Kitap okumakla ilgili aşağıdaki yazı çok güzel, paylaşmak istedim.

“(*1) Üstat, o kadar çok kitap okudum ki… Ama çoğunu unuttum. Öyleyse, okumak ne işe yarar?”
Bu, meraklı bir öğrencinin samimi sorusuydu.
Üstat cevap vermedi.
Sadece sessizce ona baktı.
Birkaç gün geçti.
Nehrin kenarında oturuyorlardı.
Aniden yaşlı adam dedi ki:
— Susadım. Bana biraz su getir, ama yerde duran o eski süzgeci kullan.
Öğrenci şaşkınlıkla ona baktı.
Bu mantıksız bir emirdi.
Delik deşik bir süzgeçle nasıl su getirilirdi ki?
Ama yaşlı adama itaatsizlik etmeye cesaret edemedi.
Süzgeci aldı ve denedi.
Bir kez.
Sonra bir kez daha.
Ve tekrar…
Koştu, doldurdu, yolda suyun hepsini kaybetti.
Daha hızlı gitmeye çalıştı.
Parmaklarıyla delikleri kapatmaya çalıştı.
Süzgecin açısını değiştirdi.
Hiçbir şey işe yaramadı.
Bir damla su bile kalmadı.
Bitkin ve umutsuz, üstadın ayağına geri döndü:
— “Üzgünüm. Başaramadım. İmkansızdı…”
Üstat ona şefkatle baktı ve dedi ki:
— “Başarısız olmadın. Süzgece bak.”
Öğrenci gözlerini kaldırdı.
Ve gördü:
O kirli, eski, kararmış süzgeç şimdi parlıyordu.
Su, defalarca içinden geçerken onu temizlemişti.
Ve üstat ekledi:
— “Okumak budur işte.
Okuduklarının hepsini hatırlamamış olman önemli değil.
Bilginin hafızandan, süzgeçten akan su gibi akıp gitmesi önemli değil.
Çünkü okurken zihnin arınıyor.
Ruhun yenileniyor.
Düşüncelerin aydınlanıyor.
Ve farkında olmasan bile, içten bir dönüşüm yaşıyorsun.”
İşte okumanın gerçek amacı budur.
Gaye, hafızanı doldurmak değil ruhunu yıkamak, onu arındırmaktır.

Önemli not: (*1) Bu alan bana internet ortamında ulaştı. Yazarının ve çevirinin kime ait olduğunu bilmediğim için özür dileyerek yazamıyorum. Okumaya dair çok güzel bir örnek olduğu için paylaşmak istedim.

{ "vars": { "account": "G-LFQRKY8JGD" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }