Milletin ağzının tadı öyle bir kaçtı ki, kimi barınma derdinde, kimi karnını doyurma derdinde...
Kimi de seçerek yetki verdiği siyasilere, adalet yolunda inanma derdinde...
Yaşlılar geçmişini arama, gençler de yarınlar için hayata tutunma derdinde... Elbette ki, çocukların geleceği daha da endişeli günlerde...
Öyle bir savuruldu ki memleket, adalete bakanlar, günün beş vaktinde çağrısı yapılan ibadetin derdinde...
Öyle ya; boşuna dememişler: "ÖNCE ADALET SONRA İBADET..." Diye.
"NEREDE ADALET ORADA BEREKET..." Diye...
Dahası: "MÜLKÜN TEMELİDİR ADALET..." Diye...
Demek oluyor ki; Önce adalet, sonra millet ve devlet...
Önce adalet, sonra inanç ve güven...
Önce adalet, sonra iş, aş ve de emek...
Önce adalet, sonra sosyal barış, demokrasi, özgürlük, bağımsızlık ve de tüm insan hakları...
Önce adalet, sonra birlik ve beraberlik ruhu...
Bu ruhla gelen sevgi, saygı, huzur ve mutluluk adına ne varsa...
Bu yüzden: Adaleti asla bir siyasal kin ve intikam balyozu olarak devreye sokmamalı..
Hale hele öz tarafına doğru yontacak bir nalıncı keseri olarak kullanmamalı...
Adı üstünde: ADALET...
Terazisi iki kefeli...
Her kefesi: AHLAK, VİCDAN, İNSAF VE DE ERDEM tartan bir terazi...
Hem devletin hem de siyasetin gücüne göre değil...
Haklı olup hak arayanların en insanı gücüne göre bir taraf tutmadan tartarak karar veren terazi..
Tam da bir ADALET TERAZİSİ...
Sadece bir şekil veya simgeden ibaret değil...
Tam ifadesiyle hakkı haklıya sunan bir adalet terazisi...
İnsanlık tarihiyle sürekli kendisini yenileyen, her devrin ve de her adresin en başta gelen güven kaynağı... Olmazsa olmazı elbette.
Böylesine hassas bir kavram...
Elbette ki ADALET: Özen ister, saygı bekler, tarafsızlık ve de bağımsızlık ister.
Milletin ve devletin selameti adına... Memleketin de bir kutsal BEKASI adına ister.
O hassas ADALET kefelerinden biri sarsılmaya görsün, İşte o zaman: Zalimlik hortlar.. Zulüm yağar... Ne kadar felaket varsa tümü birden hayata dair ne varsa onları yok eder.
İster canlı.. İster cansız olsun. İster katı, gaz ya da sıvı olsun, nasıl olursa olsun; öyle bir savrulur ki, yerinde esecek yeller bile yok olup gider.
ADALET BU...
Kiminin yoksulluk ve açlık çemberinde...
Kiminin bir zindan tutsaklığı zulmünde...
Kiminin emek dünyasında sömürülen alın terinde...
Kiminin hak ettiği, Kiminin de hak etmediği bir LİYAKAT nöbetinde, bir insanlık onuru olup, insanların imdadına yetişendir elbette.
"Önce eğitim" diyenlerin geçtiği her sınıfın bir aydınlık basamağı...
Önce bilim diyenlerin, tüm evren adına yola çıktıkları bir adım ilerleme ve bir değişim uğruna nice uğraşlar harcanan bir yaşam gerçeğidir adalet.
İNSANI İNSANA KUL VE KÖLE OLMAKTAN KURTARAN, MİLLETTEN YETKİ ALARAK DEVLETİ YÖNETENLERE EN HASSAS BİR VİCDANİ REHBER OLANDIR ADALET.
Aslında Adaletin olduğu ve olmadığı yerlere iyi bakmalı!.. Bakmalı ki, insanlık adına ders almalı!..
Ders almalı ki, bir yurttaş olarak utanç ve zulüm içinde yaşamamalı!..
Temelinde adalet olmayan her yerden uzak durmalı!..
Ne boş laflara ne de medya üflemeli çıkar siyasetine bakmalı!..
ADALETE BAKMALI ADALETE!..
Milletin, devletin ve de memleketin tek güvenilir gerçeği olan adalete bakmalı!..
Bakmalı ve de gerçekleri gören bir duyarlı yurttaş olarak yaşamalı!..