banner246
isa karaarslan
isa karaarslan
09 Kasım 2021 Salı 11:02
Merter’in Yedikule Bostanları ve Kara Surları ile ilgili önergesi hayata geçti
banner290

Önceki dönem İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Bahçelievler Belediyesi Meclis Üyesi Mehmet Berke Merter’in meclis üyeliği yaptığı süreçte, dönemin Belediye Başkanı merhum Kadir Topbaş’ın yanıtlaması istemiyle hazırladığı önergelerinden biri daha İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla hayata geçiyor. Merter,  Yedikule Bostanları’nın da içinde olduğu Tarihi Kara Surları’nın tarihsel niteliğini kaybetmeyecek şekilde restore edilmesi ve kente yeniden kazandırılması gerektiği ile ilgili 2016 yılında hazırladığı yazılı soru önergesinin bugün uygulanarak hayata geçmesinden memnuniyet duyduğunu belirtti.

“KARA SURLARI TARİHİ NİTELİĞİNİ YİTİRMEMELİYDİ”

Meclis üyeliği yaptığı 2016 yılının Aralık ayında gazetelerin, “Tarihi Yarımadayı Yok Edecek Karar” manşetiyle yaptığı, İstanbul 2. İdare Mahkemesi Yedikule Bostanlarının da bulunduğu alana yapılması planlanan açık spor ve rekreasyon alanlarının iptaline dönük CHP’li İBB Meclis Üyeleri tarafından yapılan başvuruyu reddettiğini ve böylece projenin uygulanabilirliğinin önünü açtığı öne sürülen haber üzerine önergeyi başkanlık makamına sunduğunu belirten Merter,  “Oysa Temmuz 2015 tarihinde yine aynı mahkeme tarafından verilen yürütmeyi durdurma kararına bakıldığında Yedikule’den Ayvansaray’a dek uzanan alanda yapılacak projenin ‘Kara Surları’nın tarihsel kimliğiyle çelişecek olması’ nedeniyle bu kararın verildiği görülmekteydi. 17 ay içinde aynı mahkemenin aldığı aralarında uçurum olan iki karara bakıldığında;  bize şaşırmak kalıyordu.  Aradan geçen bu kısa zaman zarfında ‘Kara Surları tarihsel niteliğini yitirmiş olabilir miydi?’ diyerek önergemi hazırlamıştım” dedi.

“İMAMOĞLU’NA TARİHSEL HASSASİYETİ DOLAYISIYLA TEŞEKKÜR EDİYORUM”

2013 senesinden beri dönem dönem kepçelerle girilen, üzerine moloz dökülen ve çiftçilerinin bin bir emekle ürettikleri sebzelerin üzerinde ağır iş makineleri gezdirilen Yedikule Bostanlarının, 2005 yılında çıkarılan ve kültürel devamlılığı olan yerleri rant amaçlı olarak dönüştürmek olan 5366 sayılı kanun kapsamına alındığını belirten Merter, “Bu kanun kapsamında olan Sulukule, Emek Sineması, Tarlabaşı gibi yerlerin başına gelenler düşünüldüğünde Yedikule Bostanları için öngörülen kaderi de anlamak mümkündü. Bugüne baktığımızda İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin başlatmış olduğu Kara Surları Restorasyon çalışmaları tüm bu kaygı ve endişelerimizi ortadan kaldırdı. Sayın Ekrem İmamoğlu’na özellikle tarihsel kimliğimize gösterdiği hassasiyet nedeniyle teşekkür ediyorum.” dedi.

Yedikule'de verimli bostanlara moloz dökülerek kullanılamaz hale getirilmiştir

BUKOLEON SARAYI RESTORASYONU TURİZME ÖNEMLİ KATKILAR SUNACAK”

Merter, “Tarihi, İstanbul’un Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkenti ilan edildiği döneme dek uzanan bostanlar, hem Bizans Dönemi hem Osmanlı Dönemi hem de Cumhuriyet Döneminde asıl işlevini sürdürmüş ve günümüze kadar gelmiştir. Yine Kara Surlarının içinde yer alan ve 1610 yıl önce inşa edilmiş olan Bukoleon Sarayı var.  Bir gün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu ile başkan olmadan önce yaptığımız bir sohbette bu kendisine bu saraydan bahsetmiştim. Kısa bir süre önce duydum ki Sayın İmamoğlu, UNESCO’nun dünya mirası listesinde yer olan bu 1610 yıllık sarayı yani bu güne kadar kaderine terkedilen bu önemli tarihi eseri restore etmeye başlamış. İBB’nin burayı restore ederek müzeye dönüştüreceği düşüncesi bile çok heyecan verici. Özellikle turizmin gelişmesine önemli katkıları olacağına inanıyorum. Bu çalışma dolayısıyla da Sayın İmamoğlu’na teşekkür ediyorum.” diye konuştu.

“MANEVİ KÜLTÜR MİRASI OLARAK KABUL EDİLMİŞTİR”

Tarihi Kara Surları Restorasyon Projesi devam ederken, Yedikule Bostanları başta olmak üzere Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi’ne ait tüm tarihi eserlerin de korunarak bu çalışmaların sürdürülmesi gerektiğini önergesinde ifade eden Merter, ayrıca önergede şu ifadelere de yer vermişti;

M.S. 10 yüzyılda yazılan ve Geponica adı ile bilinen ve İstanbul’da yetiştirilen ürünler hakkında bilgi veren eserde resmedilen sebzeleri bugün dahi bostanlarda görmek mümkündür. İstanbul’un fethinin ardından bu gelenek aynı şekilde devam ettirilmiş hatta tarım alanları daha da genişletilmiştir. 18. yüzyıla ait bir kefil defterine göre İstanbul Surları içinde 344 bostan ve 1381 bostancı bulunmaktadır. Bu bölgedeki bostancılık geleneği günümüze dek devam etmiş ve geçen zaman içinde Kara surları ile bostanları ayrılmaz bir şekilde birbirine bağlamıştır. 1985 yılında UNESCO tarafından ‘Dünya Kültür Mirası Listesi’ ne dahil edilen İstanbul Kara Surları etrafında yer alan bu bostanlar bir bakıma Kara Surları için de koruma bandı işlevi görmektedirler. Marul, biber, nane, turp, pancar, semizotu, domates gibi sebzelerin yetiştirildiği bu alanlar literatürde “Manevi Kültür Mirası” olarak tanımlamaktadırlar.  Şehrin devamlılık arz eden tarım kültürünün en eski örneği olduğu gibi aynı zamanda dünyanın en eski şehir içi ekili alanıdır.

Bizans Dönemi İstanbul Canlandırması. Kara surları tarafından bulunan bostanlar açıkça görülmekte

“BİLİM ADAMLARI KÜLTÜREL MİRASA SAHİP ÇIKILMASI GEREKTİĞİNİ ÖNERDİ”

2013 yılının Temmuz ayında Dünyanın farklı üniversitelerinden 20’nin üstünde Osmanlı Tarihçisi adına basın açıklaması düzenleyen Harvard Üniversitesi’nden Profesör. Cemal Kafadar, Şehir Üniversitesi’nden Profesör Günhan Börekçi, Boğaziçi Üniversitesi’nden Profesör Çiğdem Kafesçioğlu ve Profesör Ahmet Ersoy Yedikule Bostanları ilgili yaptıkları basın açıklamasında özetle şunları söylediler: “Bu mirası hatırlamak, korumak, bostanı tarihi ve bugünkü kullanımı ile mahallenin ve şehrin gündelik hayatı içerisinde yaşatmak istiyoruz. Belediyenin rekreasyon projesini tadil ederek bu değerli kültürel mirasa sahip çıkabileceğini düşünüyor, park tasarımının surdibinde varolan tarihi dokuyu da koruyacak şekilde yeniden ele alınmasını öneriyoruz. Yedikule bostanları olarak anılan kent içi tarım alanının İsmail Paşa bostanının ve yakınında, tasarlanan park alanı içinde kalan diğer küçük bostanların, işlevlerini sürdürerek benzersiz bir eğitim alanı ve kültürel değer olabileceğine inanıyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı’nın başlatmayı planladığı çevre derslerinin öğretilebileceği ve uygulanabileceği en güzel laboratuvarlar bu tür yerlerdir.
Park projesi planlandığı şekliyle uygulanırsa İstanbul’un tarihsel mirasının önemli bir unsurunun son izi de bizzat şehrin yönetimi tarafından yok edilmiş olacaktır. Bunun sorumluluğu da tarihsel olarak şimdiki yöneticilerin üzerinde kalacaktır. Unsurunun son izi de bizzat şehrin yönetimi tarafından yok edilmiş olacaktır. Bunun sorumluluğu da tarihsel olarak şimdiki yöneticilerin üzerinde kalacaktır.”

Bostanlar'da bulunan tarihi eserler ve belediye uygulamaları

“EKOLOJİK TARIMSAL FAALİYETLERE ÖNCÜLÜK EDEBİLİR”

İstanbul gibi binlerce yıllık geçmişe ve köklü bir kültüre sahip olan bir şehirde Suriçi’nde var olan turizmi Sultanahmet’le sınırlandırmamak ve Suriçi’nin tamamına yaymak amacıyla faydalanılabilecek en önemli araçlardan biri de yine bu bostanlardır. Dünyada son yıllarda oldukça popüler ve hızla yaygınlaşmakta olan ekolojik tarım turizmi olarak adlandırılan yöntemle belirlenen ücreti ödeyen turistler tarım alanlarında çapa sallayıp ürün toplayabilmekte ve oluşturulan atölyelerde topladıkları ürünleri salça, konserve, turşu yapmayı öğrenmektedirler. Özellikle Japon, Hollandalı ve Alman turistlerin ilgi gösterdiği bu turizm biçimi en karlı turizm yöntemlerinden biri haline gelmiştir. Özellikle kırsal kesimlerde yaygın olan bu turizm biçimini üstte de belirtildiği gibi dünyanın en eski şehir içi ekili alanı olan Sur bostanlarında uygulamanın, turizmin zor günlerden geçtiği bu dönemde nefes aldıracağı ve ilgi uyandıracağı muhakkaktır. Dönemin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’in belirttiği gibi “Kültürün kaynağı agrikültürdür yani tarımdır” Dolayısıyla bu alanda yapılacak olan turizm faaliyeti de Kültür Turizmi kapsamına girecek ve 1500 yıllık tarım faaliyetinin devamlılığını sağlayarak hem bostancılarımıza hem de bölgeye gelir imkanı sunacaktır.

Dünyada gittikçe yaygınlaşan ekolojik tarım turizmi 

“BÖLGE KAMUSAL ALAN STATÜSÜNÜ KAYBETMEMELİDİR”

Bunun dışında kuşkusuz konunun bilimsel boyutları da vardır. Bölge, arkeolojik verilerin yanı sıra Osmanlı Dönemi tarım teknolojilerine dair de veri sunmaktadır. Genel görüş Osmanlı Dönemi’nde tarımsal faaliyetlerin yüzlerce yıldır aynı şekilde sürdüğü yönünde olsa da bostanların bulunduğu alanda bulunan kuyular, su havuzları ve bölgenin topografyası tarım sürecinde teknolojik bir ilerlemenin olduğunu göstermektedir. Ayrıca bölgede Koruma Kurulu tarafından tescillenmiş Osmanlı evi ve ahırı da bulunmaktadır. Her ne kadar bostanların bulunduğu bölge kamusal alan olarak planlansa da geçmişte ki örneklerde gördüğümüz gibi buranın da kamusal alan statüsünü kaybetme riski bulunmaktadır; Örneğin 2010 yılında inşa edilen Yedikule Konakları’nın bulunduğu alandaki bostanlar önce futbol sahasına çevrilip kamusal alan haline getirilirken daha sonra ranta açılarak konut alanına çevrilmiştir. FİDAN UĞUR / KENT YAŞAM

Osmanlı Dönemi sur civarı bostancılık faaliyetleri


Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner272