banner304

İnsanlar önce geçici bir heves sandı, bu nedenle de sanal adı verildi. Yani öyle olduğu sanıldı. Oysaki geldiğimiz noktada öyle olduğunu sanmak bir yana hemen hemen yerini kapmış gibi bir durum söz konusu. Yani kimse basılı gazetenin yüzüne bakmıyor, almıyor, okumuyor, görmüyor bile.

Durum öyle olunca bu işten ekmek yiyenler, özellikle de yerel gazetecilikten para kazanıyoruz sanıyorlar ama giderek dibe vuruyorlar.

Çünkü toplum artık kendi işini kendi görmeye başladı. Kim ne yapsın gazeteciyi? Kim neden para versin de gazetede ilan yayınlatsın. Facebook, twitter, instagram, youtupe ne güne duruyor. Hem anında, hem daha geniş bir kitleye ulaşmak varken, hem de parasız pulsuz.

Oysaki bu olay çok çok öncelerden batı ülkelerinde başlamış ve oldukça uzun bir yol almıştı. Biz olaya önce fantezi gözüyle baktık, gelip geçici heves sandık, sanaldır, insanlar gazete sanıyordur ama aslında öyle değil diye düşündük.

Ama giderek gücünü fark edince kimileri ne oluyor, nereye gidiyoruz, battık, yandık diye çığlık atmaya başladı.

Ancak sanal manal ama dijital medya, basılı gazetelerin, hatta televizyonların bile yerine göz koymuş, alttan alta daha geniş bir alana yayılıyor. Bu yüzden yarım yamalak bile olsa her gazete alelacele dijital haber sitesi oluşturdu.

Oysaki ileri görüşlü insanlar olayın bu noktaya geleceğini biliyordu. Yıllar öncesinden hocalarımız bize söylüyordu, gün gelecek basılı gazeteler yavaş yavaş yok olacak diye. Yok olmadı ama varla yok arasındalar.

Hele hele bizde olduğu gibi medyanın yüzde doksanının aynı telden çaldığı bir yerde, kim bakar basılı gazetenin yüzüne, kim alır, kim satar, kim ilan verir..?

Yaygın basın varlığını sürdürmenin bir yolunu bulur da yerel basın ne yapacak bilmiyorum. Çünkü tek kazancı ordan burdan, eşten dosttan aldığı ilanlar olan yerel basın bugünlerde kan ağlıyor desem yalan olmaz.

Ne belediyeler, ne siyasetçiler, ne sivil toplum kuruluşları ne de iş insanı ve ticari kuruluşlar. Yerel basının olduğu kaldırımdan bile geçmiyor, geçmek istemiyor. Çünkü bireysel olarak sesini topluma duyurmak isteyenler zaten birkaç cümlelik yazıyla içini boşaltıyor.

Kurum ve kuruluşlar da çok zorunlu olmadıkça yazılı basını kullanmayıp, çalıştırdığı bir iki kişilik ekiple bu işi götürüyor. Yani sanal dediğimiz dijital medya, internet ağı sayesinde kartopu gibi yuvarlanarak büyüyor ve önüne kattığını götürüyor.

Yerel gazeteleri yayınlayanların zaten ne gücü var ki, büyük bölümü bu ekonomik durgunlukta, bu pahalılık, işsizlik ve yoksullukta ayakta kalma mücadelesi veriyor.

Anlayacağınız sanal medya yerel medyanın kuyusunu kazıyor..

Ama madalyonun bir de öteki yüzü var.

Bunu görmek için de ülkemizin var oluş mücadelesi verdiği Kurtuluş Savaşı günlerindeki yerel medyanın üstlendiği görevi bilmek ve anlamak gerek.

Şuan internet iletişimin kesildiğini düşünelim. Hiçbir dijital yayın organının hizmet veremediğini varsayalım. Ne anında fotoğraf paylaşma ne de kimseyle anlık iletişim kurma olanağımız kalır. Dut yemiş bülbüle döneriz. Birden elektrikler kesilmiş de gecenin karanlığına hapsolmuş bir hale geliriz.

O zaman yaygın ve yerel medyanın var olması gerekir. Özellikle de yerel basının harcanmaması, yaşatılması ülke ve toplum olarak bizim için çok önemli olduğunun bilinmesi ve elinden tutulması gerekir.

Yokluk günlerini düşünüp, varlık günlerinde önlem almak gerekir. Taş başımıza düşmeden, üç kuruşluk ilan vermeyi bile çok gördüğümüz yerel basından kaç kişinin geçimini sağladığını, bu kişilerin gece gündüz demeden çalışarak ayakta kalma mücadelesi verdiğini bilmemiz gerekir.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner272