İSTAD Genel Başkanı ve TADEF Basın Sözcüsü Sefer Karakoyunlu, Iğdır’ın daha yaşanabilir bir şehir olması ve sahip olduğu doğal değerlerin geleceğe taşınması gerektiğine dair kapsamlı bir değerlendirme yaptı.
Çevre temizliği konusunda gösterdikleri duyarlılık dolayısıyla Iğdır Valisi M. Fırat Taşolar ve Iğdır Milletvekili Cantürk Alagöz’e teşekkür eden Karakoyunlu, aynı hassasiyetin şehir yönetiminin tüm kademeleri tarafından sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.
"Ağrı Dağı Denilince Iğdır, Iğdır Denilince Ağrı Dağı Akla Gelmeli"
Açıklamasının merkezine Türkiye'nin en yüksek noktası olan Ağrı Dağı'nı alan Karakoyunlu, 5 bin 137 metre yüksekliğindeki dağın yaklaşık yüzde 65’lik kısmının Iğdır sınırları içinde yer aldığını hatırlattı.
Karakoyunlu, Uludağ’ın Bursa, Erciyes’in Kayseri ile bütünleştiğine işaret ederek şu ifadeleri kullandı:
"Ağrı Dağı yalnızca bir zirve değildir. Iğdır’ın doğal kimliğidir, Türkiye’nin çatısıdır ve dünyaya açılabilecek güçlü bir kapıdır. Ağrı Dağı’nın yaklaşık yüzde 65’i Iğdır sınırları içerisindeyken, biz bu büyük değeri ne kadar sahipleniyoruz? Uludağ denilince Bursa, Erciyes denilince Kayseri akla geliyorsa; Ağrı Dağı denilince Iğdır, Iğdır denilince Ağrı Dağı akla gelmelidir."
Ağrı Dağı İsmi Şehir Dokusuna İşlenmeli
Ağrı Dağı’nın şehir yaşamında da daha görünür kılınması gerektiğini savunan Sefer Karakoyunlu; mahalle, cadde, meydan ve sosyal alanlarda dağın adının yaşatılmasını önerdi. Karakoyunlu, "Bir mahallemiz, caddemiz, meydanımız veya önemli bir sosyal alanımız neden 'Ağrı Dağı' adını taşımasın? Bu adım, şehir kimliğimizin güçlendirilmesine doğrudan katkı sağlayacaktır" dedi.
Somut Projeler: Ziyaretçi Merkezi ve Uluslararası Festival
Karakoyunlu, Iğdır’ın marka değerini yükseltmek amacıyla bütüncül bir "Ağrı Dağı–Iğdır Vizyonu" hazırlanmasını isteyerek somut çözüm önerilerini sıraladı:
-
Çeşitlendirilmiş Rotalar: Dağcılık ve tırmanış rotalarının geliştirilmesi, trekking, doğa sporları, kamp ve karavan alanları ile seyir noktalarının oluşturulması.
-
Ağrı Dağı Ziyaretçi ve Tanıtım Merkezi: Dağın doğal özelliklerinin, dağcılık tarihinin ve kültürel mirasın tanıtıldığı; sanal gerçeklik (VR) teknolojileriyle ziyaretçilere zirve deneyiminin sunulduğu bir merkez kurulması.
-
Uluslararası Festival: Her yıl doğa, spor, dağcılık, bisiklet, fotoğrafçılık, gastronomi, halk kültürü ve sanatı bir araya getirecek “Uluslararası Ağrı Dağı Doğa, Spor ve Kültür Festivali” düzenlenmesi.
"Sahiplenmek Hem Ekonomiye Katmaktır Hem de Korumaktır"
Turizmden elde edilecek gelirin doğrudan Iğdır halkına yansıması gerektiğinin altını çizen Karakoyunlu; esnafın, kadın girişimcilerin, yerel üreticilerin ve gençlerin sürece dahil edilmesini istedi. Gençlere dağcılık, arama-kurtarma, yabancı dil ve turist rehberliği eğitimlerinin verilmesini önerdi.
Doğal yapının korunmasının önemine de değinen İSTAD Başkanı, "Ağrı Dağı’nı sahiplenmek, onu sınırsız biçimde kullanmak değildir. Sahiplenmek aynı zamanda korumaktır" diyerek uzun vadeli "Ağrı Dağı 2035 Vizyonu" master planının hazırlanması gerektiğini savundu.
"Ne Zaman Sahipleneceğiz? Cevabım Nettir: BUGÜN"
Iğdır’ın Nahçıvan, İran ve Ermenistan’a komşu olan stratejik konumunun turizm hamlesiyle birleştirilmesi gerektiğini kaydeden Karakoyunlu, çağrısını şu net sözlerle tamamladı:
"Ağrı Dağı orada. Türkiye’nin zirvesi, Iğdır’ın doğal simgesi ve dünyaya tanıtılabilecek büyük bir değer olarak bizi bekliyor. Artık yalnızca bakmanın değil, etrafında bir gelecek kurmanın zamanı gelmiştir. Markamızı oluşturalım, master planımızı hazırlayalım, festivalimizi başlatalım ve Iğdır’ı dünyaya anlatalım. Ağrı Dağı bir kurumun, bir partinin veya bir kişinin meselesi değildir; Iğdır’ın ortak değeridir. 'Ağrı Dağı’nı ne zaman sahipleneceğiz?' sorusuna cevabım nettir: BUGÜN."