2026 yılının henüz ilk ayında basına yansıyan haberlere göre 17 kadın erkekler tarafından katledildi. 2025 yılında ise 297’si şüpheli ölüm olmak üzere toplam 591 kadın yaşamını yitirdi. Kadınlar; evlerinde, sokakta, iş yerlerinde ve kamusal alanlarda yalnızca kadın oldukları için şiddete maruz kalırken, failler çoğu zaman cezasızlıkla korunuyor. Bu tablo, kadına yönelik şiddetin münferit değil; sürekli, yaygın ve sistematik bir sorun olduğunu ortaya koyuyor.

Kadının özgürce “var olma” hakkını tanımayan politikalar ve etkin biçimde uygulanmayan koruma mekanizmaları, kadınların yaşam hakkını doğrudan hedef alıyor. Hukuki başvurularına ve defalarca yapılan yardım çağrılarına rağmen korunamayan kadınlar, her geçen gün daha görünür hale gelen bir şiddet döngüsü içinde yaşam mücadelesi veriyor.

Artan kadın cinayetleri ve cezasızlık tartışmaları sürerken, spor eğitmeni, aksiyon sanatçısı ve profesyonel yakın koruma Feray Açıkgöz, kadınlara yönelik dikkat çeken bir çağrıda bulundu. Açıkgöz, sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Kadın olarak her zaman kendini savunmayı bil. Başına gelebilecek her türlü kötülüğe hazır ol. Antrenman yap. Bize verilen özgürlüğe sahip çık, sen kadınsın.”

Kadına yönelik şiddetle mücadelede uygulanan cezalar, kadına zarar vermeyi ya da onu hayattan koparmayı göze alan failleri caydıracak düzeyde değil. Kadınlar çoğu zaman ancak öldürüldükten sonra devletin cinayet bürosu, olay yeri inceleme, adli tıp morgu ve mezarlıklar müdürlüğü gibi birimleriyle muhatap oluyor. Bu tablo, kadınların hayatta kalmak için çoğu zaman kendi imkânlarına yaslanmak zorunda bırakıldığını gösteriyor.
Peki bir kadın kendini nasıl koruyabilir? Nereden başlamalı? İşte bu soruların yanıtlarını spor eğitmeni, aksiyon sanatçısı ve profesyonel yakın koruma Feray Açıkgöz’e sorduk.

“Kendini savunmayı öğrenmek” dediğinizde bir kadın için ilk adım sizce ne olmalı?

Öncelikle cesaretli olmalı. Uluslararası adıyla self-defence, yani kuralsız kendini savunma sporlarını öğrenmeleri gerekiyor.

Fiziksel olarak güçlü olmadığını düşünen kadınlar savunma sporlarına mesafeli duruyor. Bu algı doğru mu?

Yanlış, bu toplumsal bir ön yargı. Güç; kas, boy ya da kilo ile ölçülmez. Karşımızdaki insanın hassas noktalarını bilmemiz ve öğrenmemiz gerekir. Göz, burun, kulak, gırtlak, kaburga ve özel bölge gibi hassas noktalara ne yapılması gerektiğini bilmek önemlidir. Bir de bu çalışmalara sopa, bıçak, delici ve kesici aletleri eklediğimizde bu korkular daha da azalıyor.

Sokakta, evde ya da kapalı alanlarda kadınların en sık karşılaştığı riskler neler?

Sokakta gaspa uğramak, sözlü ya da eylemli tacizler; evde ise aile içi şiddet ve taciz. Daha ileri boyutta ise tecavüz.

Kendini savunma sadece teknik öğrenmek midir, yoksa zihinsel bir hazırlık da gerekir mi?

Bir bütün olarak ele almamız gerekir. Bu tür antrenmanlar disiplinli ve düzenli yapıldıkça özgüven gelişiyor, yaşam kalitesi artıyor. Zihinsel, psikolojik ve mental olarak da gelişmemek mümkün değil.

Bir kadın kısa sürede kendini koruyabilecek temel refleksleri kazanabilir mi?

Eğer profesyonel bir spor geçmişi yoksa “kısa sürede kazanabilir” demek yanlış olur. Doğru eğitmen, düzenli antrenman, bilimsel çalışmalar ve çok tekrar ile kazanabilirler. Bruce Lee’nin bir sözü var: “Çalışmak, çalışmak, çalışmak…” Yani sır doğru eğitimle çok çalışmak.

Profesyonel yakın koruma olarak sahada edindiğiniz deneyimler size kadın güvenliği konusunda ne öğretti?

Yakın koruma olmamdaki amaç, tacize uğradığım zor bir dönemde bana tüm desteğini veren bir partinin genel başkanına vefa borcumu ödemekti. Aynı zamanda bir kadının bir erkeği de koruyabileceğini göstermekti. Çünkü kadın olunca “zayıflık” algısı var. Bu nedenle birçok kadını cesaretlendirdim ve artık bu mesleği yapan çok sayıda kadın var.

Bu alandaki eğitimlerim hâlâ emekli polis hocalarım tarafından devam ediyor. Sürekli antrenman ve çalışma isteyen bir meslek. Kısa bir süre bu işi gönüllü olarak yapsam da çok şey deneyimledim. Ancak bir eksikliği de gördüm: İşini hakkıyla yapan bazı yakın korumalar antrenman yapmıyor . Çok iyi silah kullanmak ya da teorik bilgilere sahip olmak yeterli değil; fiziksel olarak da her an bir saldırıya hazır olmak gerekir. Belki vakitleri yok ya da uzun saatler çalışıyorlar ama buradan sizin aracılığınızla seslenmiş olayım: Antrenman yapın.

En çok hangi hatalar kadınları daha savunmasız hâle getiriyor?

Yanlış arkadaşlık seçimleri, insanlara hemen güvenmek, sokaklar güvenli hâle gelene kadar bazı tekin olmayan bölgelerde geç saatlerde yalnız dolaşmak. Ülkemiz bu haldeyken biraz daha temkinli olunması gerektiğini düşünüyorum.

Şehit Gazi Aileleri Derneği'nde Çift Görev
Şehit Gazi Aileleri Derneği'nde Çift Görev
İçeriği Görüntüle

Kadınlara sürekli “önlem al” denmesi, devletin sorumluluğunu görünmez kılıyor mu sizce?

Hayır. Neden sürekli bize tedbir alın deniyor? Evet, bizler önlemimizi alalım; fakat devletin bizi koruması için sokaklardan başlayarak caydırıcı cezalarla kadınların gece geç saatlerde güvenle evlerine dönebilmelerini sağlaması gerekmiyor mu? Bir erkek çıkıp “İşten çıkıp evime giderken kadınlar tarafından tacize uğradım” diyor mu? Erkeklerin, gerekirse zorla, bu konularda eğitilmesi şart.

Sizce kendini savunmayı öğrenmek bir tercih mi, yoksa bugün Türkiye’de bir zorunluluk mu?

Tabii ki zorunluluk. Bu sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada; kötü insanların olduğu her yerde bir zorunluluk.

Bugün şiddet korkusuyla yaşayan kadınlara tek bir cümleyle ne söylemek istersiniz?

Kadın olarak her zaman kendini savun, başına gelebilecek her türlü kötülüğe hazır ol, antrenman yap ve bize verilen özgürlüğe sahip çık. Korkma…

Kadına şiddet konusunda toplumsal mesajınız nedir?

Kadına karşı şiddet, tüm dünyanın sorunu ve ülkemizde de günden güne artıyor. Caydırıcı cezalar olmadığı sürece bu asla bitmeyecek. Ben bugün profesyonel bir sporcu olarak kendimi ya da yanımda bulunan kadınları koruyabiliyorum. Ancak işler tersine gider ve bir gün kendimi ya da başka bir kadını korurken bir yaralama ya da Allah korusun ölümle sonuçlanan bir durum yaşanırsa, devlet bana sahip çıkabilecek mi? Yoksa “Sesini çıkarmasaydın” mı diyecek? TAYFUN ERCAN- KENT YAŞAM