Röportajında, insanların Türkiye hakkında olumlu fikirler edinmesinin kendisi için her şeyden daha değerli olduğunu vurgulayan kestaneci, turistlere karşı sergiledikleri tutumun ülkenin genel imajı için kritik bir önem taşıdığını belirtti. Türkiye’nin nasıl bir yer olduğunu ve insanımızın misafirperverliğinin sınır tanımadığını herkesin bilmesini istediğini söyleyen kestaneci, tezgahına uğrayan her bir bireyin bu topraklardan güzel hatıralarla ayrılması için çaba gösterdiğini ifade etti.
Tezgahının başında dünyanın dört bir yanından gelen insanları ağırladığını anlatan esnaf; Rusya’dan Özbekistan’a, İtalya’dan Fransa’ya kadar pek çok farklı ülkeden misafirin kestane tadına bakmak için kendisini ziyaret ettiğini söyledi. Kestanenin o kendine has lezzetinin birleştirici bir gücü olduğunu belirten kestaneci, gelenlerin hangi ülkeden olduğundan ziyade burada gördükleri samimiyete odaklandığını kaydetti. "Sadece bilsinler ki, burada insanlar tertemizdir; insanlara karşı her zaman saygılı ve hoşgörülüdür. Ben sadece bunun peşindeyim" diyerek, toplumsal hoşgörünün önemine dikkat çekti.
Konuşmasını mesleki vizyonuyla noktalayan kestaneci, asıl hedefinin ticaret hacmini büyütmek değil, yabancı misafirlerin zihninde silinmez ve pozitif bir iz bırakmak olduğunu belirtti. Türkiye’nin turizm elçisi gibi hareket eden emektar esnaf, insanların ülkeden ayrılırken "Türk insanı gerçekten çok saygılı ve nazik" demesinin kendisi için en büyük kazanç olduğunu sözlerine ekledi. Sosyal medyada büyük beğeni toplayan bu röportaj, esnafın Anadolu irfanıyla harmanlanmış hoşgörü felsefesini bir kez daha gözler önüne serdi.





