BİLİM VE TEKNOLOJİ

İşitme Sektöründe Devrim: "İşitme Cihazı" Terimi Tarihe Karışıyor, Yeni Nesil Akıllı İşlemciler Geliyor!

İstanbul Bakırköy’de faaliyet gösteren Emel Çetin İşitme Merkezi, tıp ve teknoloji dünyasında uzun süre konuşulacak ezber bozan bir röportaja ev sahipliği yaptı. Yaşam Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Celal Karaali ile Yöntem Gazetesi İmtiyaz Sahibi Yılmaz Bacacı’nın sorularını yanıtlayan Odyolog Emel Çetin, işitme sağlığı ve gelişen teknolojiler hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Abone Ol

Sağlık dünyası ile yüksek teknolojinin kesişim noktası olan odyoloji alanı, kabuk değiştirmeye devam ediyor. Hacettepe Üniversitesi Odyoloji bölümünü birincilikle bitirdikten sonra Londra'da üst düzey eğitimler alan ve uzun yıllar Avrupa genelinde üst düzey yöneticilik yapan uzman odyolog Emel Çetin, Bakırköy Zuhuratbaba'daki merkezinde gazeteciler Celal Karaali ve Yılmaz Bacacı ile bir araya geldi. Sektörün dünü, bugünü ve yarını üzerine yapılan bu kapsamlı nehir söyleşide, özellikle Uzak Doğu merkezli teknolojik gelişmelerin hayatımızı nasıl kökten değiştireceği gözler önüne serildi.

"İŞİTME CİHAZI TERİMİ TARİH OLUYOR; TELEFONLAR EVDE KALACAK, TEKNOLOJİ KULAĞA TAŞINACAK"

Röportajda en çok dikkat çeken ve adeta sektörün geleceğine ışık tutan başlık, işitme yardımcılarının evrildiği yeni boyut oldu. Uzun yıllar boyunca bu alanda Ar-Ge liderliğini Danimarka, İsviçre ve Almanya gibi Avrupa ülkelerinin üstlendiğini belirten Emel Çetin, son dönemde "ışığın Doğu’dan yükseldiğini" vurgulayarak okları Çin’e çevirdi. Pekin Üniversitesi ile yakın temas halinde olan ve küresel kongreleri yakından takip eden Çetin, Çin başta olmak üzere dünyanın birçok gelişmiş noktasında terimlerin ve tanımlamaların bambaşka yerlere doğru gittiğini aktardı:

"Çin'de en son gittiğim bir toplantıda dediler ki: 'Herkes cihaz takacak.' Nasıl yani herkes cihaz takacak, işitme kaybı olan, olmuyor? 'Herkes takacak. Telefonları artık evde bırakacağız' dediler. Yani telefon gelmeyecek bizimle. İşitme kaybıyla beraber cihazı, günlük hayat adaptasyonu hepsini küçücük cihazlara yükleyeceğiz, telefonlar artık yanımızda gelmeyecek ve navigasyondan tutun iletişime kadar her şeyi yapacağımız özel bir teknolojiye doğru hazırlık yaptıklarını söylediler. Ben de takipteyim, bırakmıyorum zaten. İşitme cihazı artık 'işitme cihazı' kelimesi olmayacak anladığım kadarıyla. Yani işitme kaybı olanlar sadece kullanmayacak bu işi. Sağlıkta teknoloji anlamında çözüm arayanlar da kullanacak ama konfor isteyenler ve iletişimde hız isteyenler de kullanacağı özel işlemci içerikli cihazlar da yetişiyor tabii Çin'de. Takip ediyorum. Olgunlaşma dönemine geldikten sonra zaten herkesle paylaşacağız."

DUYULARIN ŞAHI KULAK: "DİLSİZLİK DİYE BİR ŞEY YOKTUR, BİR İNSAN DUYMUYORSA KONUŞAMAZ"

Söyleşide insan biyolojisine dair ezberleri boğan bilimsel açıklamalarda da bulunan Emel Çetin, beş duyu organı arasında en stratejik ve vazgeçilmez olanının kulak olduğunu net bir şekilde ortaya koydu. Toplumda yerleşmiş olan "sağır ve dilsiz" kalıbının tıbben hiçbir karşılığı olmadığını belirten tecrübeli odyolog, dilsizlik diye bir rahatsızlığın bulunmadığını ifade etti. İnsanın konuşma yetisinin tamamen işitsel hafıza ve reflekslere bağlı olduğunu dile getiren Çetin, şu sözlerle ezberleri bozdu:

"Sizin Japonca konuşabilmeniz için bir kere Japoncayı duymanız lazım. Duymadan konuşamazsınız. Yani bizim duymamız, anlamamız, artikülasyonumuz, konuşmamız hepsi kulaktan gelen algılara ve reflekslere göre değişiyor. Aslında kulağı sadece işitme organı diye tanımlıyoruz ya, inanın değil. Yani beynin dünyaya açılan kapısı aslında kulak. O çok önemli. Gözü kandırmak çok kolay. Böyle yarım elma gösterin, hemen tam elmaya tamamlar. Gözün bir hayal dünyası var çünkü, o tamamlar. Ama kulak ne duyuyorsa onunla yetiniyor. Ne ekliyor, ne çıkartıyor. Tamamlamaya çalışıyor ama gerçekten kulağın duyması beyne verilen bilgileri kaydeden şeydir. Aslında beyin bütün gelen görseli unutabiliyor ama kulakta işitsel olarak aldıklarımızı daha iyi kaydediyoruz."

0-5 YAŞ DÖNEMİNDEKİ KRİTİK EŞİK

Çocuk gelişimi ve ileri yaş sağlığı süreçlerinde de kulak sağlığının hayati rolünü gözler önüne seren Emel Çetin, beynin dil öğrenme mekanizmasının şifrelerini ve yaşlılık döneminde karşılaşılan riskleri kendi ağzından şu cümlelerle aktardı:

"Beynin duyma, anlama dönemini kaçırmamamız lazım aslında. 0-5 yaşındayken çocukların ana dili açık. Bu dönemde çocuklar ne kadar kelime duyarlarsa, ne kadar dil duyarlarsa onlar için ana dil oluyor ve devam ediyor. 0-5 yaş bitti. 5 yaştan sonra yabancı dil açıldı; unutulan ve zaman içerisinde hatırlanmayan bir dile dönüyor. Ortaokuldaki çocuğunuzu İngilizce kursuna gönderiyorsunuz, unutuyor. Eğitim alsanız da unutuyor. Tam anlamıyla ana dili olmuyor. Ama 0-5 yaşındayken, beynin ana dili açıkken duyduğumuz bütün kelimeler ve diller bizi ta nefesimize, son nefesimize kadar taşıyor. Bizim kulak sağlığımızı 0-5 yaşındayken asla kaybetmememiz ve çok iyi duymamız çok önemli. Bu çocukların gelişimi için olmazsa olmaz."

İleri yaş grubundaki hastaların yaşadığı "duyup da anlamama" problemine ve bu durumun nörolojik hastalıklara davetiye çıkardığına değinen Çetin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Buraya hastalar geliyor, 'Ya beni buraya çocuklar gönderdi. Ben duyuyorum da işte ben niye geldim buraya' falan filan. 'Tamam' diyorum, 'Gelin bir bakalım'. Tek tek hastalara anlatmak lazım orada. 'Bak A harfini şu kadar iyi duyuyorsun, E harfini bu kadar ama H harfi çok zayıf. F harfini duymuyorsunuz.' Kelimenin içerisinde kalın harfleri duyup ince harfleri duymayınca, söylenenleri anlayamamak beynin duyup anlamaması için en büyük sebeplerden biri oluyor. Daha büyük bir perde var arkada. Beyin duyup da anlamadığı hiçbir kelimeyi hafızaya kaydetmiyor. Kaydetmediği kelimeler birleştiğinde unutkanlık, unutkanlıklar bir araya geldiğinde dikkat dağınıklığı, dikkat dağınıklığı bir araya gelince konsantrasyon bozukluğu, ondan sonra da nörolojik rahatsızlıklar ortaya çıkıyor ki adını bile anmak istemiyorum, Alzheimer, demans gibi..."

MUCİZENİN ADI: ÜMİT

Röportajın en duygusal anları ise Emel Çetin'in hayatına dokunduğu çocuklardan bahsettiği anlar oldu. Doğuştan sıfır işitme kaybı olan ve çevresi tarafından "sağır-dilsiz" denilerek bir kenara itilen Türkmenistanlı Ümit ile yollarının kesişme hikayesini ve onun hayata nasıl tutunduğunu Çetin, şu sözlerle paylaştı:

"Onunla tanışmamız bir tesadüf oldu. İşitme engelli bir çocuğun, doğuştan işitme kayıplı olan bir çocuğun böyle işte sağır dilsiz denmiş, çocuk bir kenara atılmış falan. Ya diyorum ki dilsiz değil. Türkmen bir çocuk. Dilsizliği, duymuyor bu çocuk. Duymayan bir çocuğun nasıl konuşmasını beklersiniz falan diyorum. Çocuk da geldiğinde bana 6,5-7 yaşında. Neyse geldi, tek kulağına işte biyonik kulak yaptık. Tek kulağına cihaz taktık ve böyle tek kelimeler konuşturmaya başladık. Sıfır duyma, hiç duymuyor. İlk defa duyduğundaki anı sizinle bir paylaşsam... Yani sesi tutmaya çalıştı mesela. Ses tutulan bir şey zannediyor. Şimdi ağlamayayım yine, 'Bir şey kaçmasın' diye yakalamış. Yani çocuk ilk defa duyduğunda sesi böyle havada tutmaya çalışıyor. Bir de bana getiriyor. 'Yok' diyor, hani 'Bir şey geldi, yakaladım' bana getiriyor yavrum, 'Yok' diyor. 'Oğlum' diyorum, 'işte böyle böyle falan filan'."

Ümit'in bu büyük eşiği aşarak spor kariyerinde nasıl devleştiğini anlatan tecrübeli odyolog, sözlerini şu cümlelerle tamamladı:

"Ben bu çocuğu gönderemedim ülkesine. Çok zekiler. İşitme kayıplılar gerçekten çok zeki. Gönderemedim, ülkesine göndermedim de. Evin eşyalarının bir kısmına el koyup, onları işte bir dayadık döşedik, bir apartmanın dairesine yerleştirdik. Çocuğu da oraya yerleştirdik ama çocuk 7 yaşına geldi. Ben duymayı sağlayıncaya kadar, aldım ilkokula yazdırdım. Ortalık karıştı, 'Emel Hanım Türkmen, sağır dilsiz bir çocuğu devlet okuluna ilkokula yazdırdı' diye. 'Ya diyorum ki bakın ben uğraşacağım, çabalayacağım. Bu çocuk okuyacak. Okuyamazsa alırım, söz veriyorum ama bu şansı verin bu çocuğa.' Sağ olsunlar onlar da destek verdiler ve ilkokula yazdırdık. Ya inanın o ilk karnede yaşadığım mutluluğu keşke şimdi size anlatabilsem. Bu sene ortaokulu bitirdik. Yüzmede lisanslı. Olimpiyatlarda da inşallah bizi temsil edecek. Çok mutluyum o yönden. Yani geçen hafta da ortaokul diplomamızı aldık, lise sınavlarına girdik. Gelişmeleri de sizinle paylaşırım. Benim için Ümit çok önemli. Neden? Ümit gibi olanlara çok büyük bir umut."

Röportajın sonunda gazeteciler Celal Karaali ve Yılmaz Bacacı, "işitme merkezi" kavramının sadece basit bir cihaz satım noktası olmadığını, arkasında devasa bir klinik takip, psikolojik destek ve insan hayatını sıfırdan inşa eden bir uzmanlık yattığını yaşayarak öğrendiklerini belirterek, verdikleri değerli bilgiler için Odyolog Emel Çetin’e teşekkür ettiler.

Anıl Kılıçlı/KENT YAŞAM

{ "vars": { "account": "G-LFQRKY8JGD" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }