banner304
banner246
23 Mart 2015 Pazartesi 11:13
Op. Dr. Ali Şeker: Çarpık sağlık sistemini değiştireceğiz!
Şeker, 7’den 70’e herkesin sevdiği, özellikle sünnet ettiği çocukların gönlünde ‘sünnetçi amca’ diye taht kurmuş. Sünnet ettiği çocuklardan Emre Çağlın, amcasına kendi ürettiği sloganla “Sünnet ederken hiç acıtmıyor, siyasette de acıtmayacak” diyerek oy topluyor.
“İnsan kazanmanın sırrı, çalışarak, üreterek ektiğini biçmek, ‘Bu siyasette de böyledir’ ifadelerini dürüstçe söylemektir. Şimdi ben başarılı mıyım değimliyim bilmiyorum ama başarının arkasında hak etmek vardır. Mücadelesini vermeden bir şeylere sahip olunamayacağını bilmeliyiz, o yüzden siyaseti meslek haline getirmiş siyasetçilerden bir an önce kurtulmalıyız” diyen CHP İstanbul 3. bölgeden aday adayı olan Op. Dr. Ali Şeker’i gelin hep birlikte siyasi anlamda daha yakından tanıyalım.

Neden aday oldunuz?
Siyaset, kamu kaynaklarının, olanaklarının ve yetkisinin kamu yararına kullanılması demektir. Ben kamu kaynaklarının son yıllarda arsızca, yüzsüzce talan edildiğine şahit oldum. Bu ülke, mesleğini sorduğumuzda ‘siyasetçiyim’ diyen; ama siyasetle ilgilenmeyen kişiler tarafından yönetilmenin acısını yaşadı. Bu nedenle mesleğinde başarılı olan, çevresine faydalı olan insanların, kamu adına en büyük bütçeye sahip olan siyaset kurumunu ele alması gerektiğini düşünüyorum. Eğer kendi alanlarında başarılı olanlar siyasetle ilgilenmezse, siyaseti meslek haline getirmiş, üretim yapmadan halkın ürettiklerini tüketen bir mekanizma haline dönüşür. Bu siyaset anlayışını değiştirebileceğimi, bu düzene dur diyebileceğimi bildiğim için aday oldum.


Halk sizce hangi adayları mecliste görmek istiyor?

Halk, kendi içinde yaşayan, kendisiyle aynı dili konuşan, kolayca ulaşabileceği yerel milletvekilleri istiyor. Ben mesleğim gereği gerek kamu görevimde, gerekse kendi işletmemde İstanbul 3. bölgede yüz binlerce insana sağlık hizmeti sundum. Hizmet sunduğum insanlarla sıcak ve samimi ilişkiler kurdum. Onların dertlerini ve sevinçlerini paylaştım. Mesleğimin gereği olarak sürekli halkla iç içeyim. Halkın sorunlarını, beklentilerini ve siyasilerden taleplerini çok iyi biliyorum. Bu nedenle halkın mecliste görmek istediği adaylar arasında yer aldığımı düşünüyorum.






Türkiye bu noktaya nasıl geldi?
Bu seçim 1989 seçimine benziyor. Hatta CHP olarak daha da avantajlı durumdayız. Çünkü o günün Anavatan Partisi iktidarı kamu kaynaklarını talan ediyordu. Özelleştirmelerle bütün kazanımları, mal varlıklarımızı, fabrikaları yandaşlara peşkeş çekiyordu. Kamuda görevini dürüstçe yapmayan kişilerin rüşvet alması ‘Benim memurum işini bilir’ diyen devlet adamları tarafından hoş karşılanıyordu. Ahlak, siyasal ahlak ve etik değerler ayaklar altına alınmıştı. Arsızlık, yüzsüzlük, hırsızlık, talan, yağma normalleştirilmeye çalışılıyordu. ‘Çalıyor ama çalışıyor’ dedikleri ahlaksız bir kültürü Türk toplumuna dayattılar. 12 Eylül’den sonra bir ahlaksız çöküntü yaşattılar.
Biliyorsunuz ki ülkemizde ‘Solcular namusludur, dürüsttür, ülkenin malına zarar vermezler ve ülkenin çıkarlarını düşünürler’ anlayışı vardır. 12 Eylül sonrasında iktidara gelen ANAP iktidarı bu anlayışı yıkmak istedi ve Türk siyasetine ahlaki yozlaşmayı, çürümeyi getirdi. AKP de bu alt yapının üzerine işi biraz daha ilerletip insanları din, etnik köken ve mezhep üzerinden bölen nefret politikalarıyla bu ülkeyi kutuplaştırdı. Bu kutuplaştırma öyle bir noktaya geldi ki, 6-7 Ekim’de iç savaş propagandası yaşandı. Kobani olayları nedeniyle provokasyona açık bir alanda kimlerin provoke ettiği daha bugün için belli olmayan bir iç savaş provasını yaşadık.


Bunu Bosna Hersek’te yaşamıştık. Yanı başımızda Kuzey Irak’ta da yaşadık. İnsanların din, dil temel ırk üzerinden birbirlerini boğazladığını, 5-6 yaşındaki çocukların öldürüldüğünü sınırlarımızın yanı başında yaşandığını çıplak gözlerimizle gördük. Bu kirli savaşın yaşandığı yere 2 bin tır dolusu silahın bizim kaynaklarımızdan aktarıldığı itiraflarının ses kayıtlarını bütün dünyaya rezil olarak birlikte dinledik.
‘TÜRKİYE AKP’YE MAHKÛM DEĞİL’
Ülkede bir yandan hırsızlık, arsızlık, yüzsüzlük, talan yaşanırken; bir yandan da kin ve nefret politikaları halk arasında pompalandı. Türkiye artık yönetilemez hale geldi. İnsanlar hırsızlığı, talanı görmesin diye hükümet tarafından ‘birbirlerini boğazlamaları gerekiyor’ politikasıyla yönetildi. Ancak bu durum Türkiye için sürdürülebilir değil. AKP’ye oy vermiş vatandaşlarımızın da sürdürebileceği, istediği bir durum değil. Her şeyden önce insanlar AKP’ye mahkûm değil.
CHP bu seçimde AKP iktidarına karşı nasıl başarılı olur?
Bu ülkenin her şeyden önce bir barışa ihtiyacı var. Bu barışı da temin edebilecek olan CHP’dir. Tüm Türkiye’yi kapsayan, Türkiye partisi olan CHP, bu seçimde ön seçim yaparak halkın karşısına çıkıyor. ‘CHP varsa herkes için var’ sloganı gerçek anlamını iktidar olduğunda bulacak. Halk kendisini CHP’de görebilecek. Daha önce atama ile gelen milletvekilleri yerine, bölgelerinden seçilmiş, kabul görmüş olan insanlar halkın tercihine sunulmuş olacak. Bunu AKP, MHP ve diğer partiler yapmıyor. Bunu yapan, ön seçimle adaylarını belirleyen tek parti CHP’dir.
Ön seçim hakkında ne düşünüyorsunuz?
Ön seçim kararıyla Türkiye’nin her bölgesinden aday olunabileceği gösterilmiş oldu. Artık ‘CHP seçkinci, elitist bir partidir’ eleştirisinin geçerliliği yoktur. Artık rotasyonla milletvekili gelmeyecek. AKP geçen dönem memur, bakan, şube müdürü tayin eder gibi milletvekillerini oradan oraya tayin etti. Bu demokrasiye hakarettir. İstanbul’un milletvekilini Edirne’ye göndermek, Bursa’nın milletvekilini İstanbul’a göndermek demokrasiyi aşağılamaktır. Bu bir memuriyet kadrosu değildir. Milletvekilleri bölgelerinden kopartıldı. Ön seçim çalışmasından sonra göreceksiniz ki CHP çok daha avantajlı durumda olacak.

Kontenjan konusunda özellikle İstanbul için sayı biraz fazla, bundan sonraki dönemlerde azalacağını biliyoruz. Türkiye’de demokrasi CHP iktidarıyla yeniden inşa edilecek. Demokrasi yeniden kurulurken biz de bölgemizin sorunlarını bilenler tecrübelerimizi sunmak için, ‘sorunların çözümüne mutlaka bir katkımız olabilir’ düşüncesiyle partimizden aday adayı olduk.
Ön seçim dediğim gibi bir önemli karar ve bundan sonra ki seçimlerde de olacaktır. Bunun da meyvelerini bütün Türkiye toplayacaktır. Kardeşliği, barışı ve ‘dokunabildikleri’ milletvekillerini görecekler. Ben bunu diğer partilere de tavsiye etmiştim ama maalesef bunu kullanamadılar. Biz CHP olarak bu ön seçimle halkın karşısına çıkacağız ve 3. bölgede birinci olarak çıkacağız, genel başkanımızı da başbakan yapacağız. Bunun şartları bugün için vardır. CHP Türkiye’nin bütün sorunlarını çözme konusunda attığı bu adımla insanların umudu olacaktır. CHP çalmadan, yetim hakkı yemeden, insana insanca yaklaşan tavırlarla geliyor. Belki buna bazıları inanmıyor olabilir ama solda siyaset bunun için yapılıyor. Büyüyen ekonomi ile nasıl refaha geldiğimizi görecekler.
Siz seçilirseniz nasıl bir milletvekili olacaksınız?
Her ne kadar ilçe başkanlığı, il genel meclis üyeliği, çevre sağlık komisyonu görevlerinde bulunduysam da ben bir tıp adamıyım. Hem kamuda, hem özelde sağlık sektörünün nerden nereye geldiğini, nasıl sorunları olduğunu, sıkıntıların neler olduğunu, çözümünün ne olabileceğiyle ilgili fikirlerim, projelerim var. Halkın sağlık sorunlarının en verimli şekilde nasıl çözüleceği ile ilgili projelerimi hayata geçirmek için de adayım. Halkın siyasete katılımı ile ilgili bölgeden kamu yararına çalışan siyasetçilerin siyaset yapmasının daha fazla olmasını sağlamakla da ilgili bir iddiam var.
Milletvekili olursanız ilk yapacağınız şey ne olacak?
Milletvekili olursam ilk yapacağım şey sağlık sektöründe yaşanan bu yanlışları düzelmek olacaktır. Son yıllarda AKP’nin sağlıkta reform devri diye sunduğu bir sistem var. Bugün özel hastanelerin önemli bir kısmı uluslararası tekellerindir. Uluslararası sermayenin ve fonların hastanesi olmuşlardır. Ben özel sağlık işletmecisi olarak bu fonların, bu holdinglerin hastanelerinin sıkıntılarını çözmede yerel unsur olarak devreye girmek durumunda kalıyorum. Sanıyorlar ki SSK çok büyük paralar ile insanların sağlığını çözme konusunda katkı sunuyor. Bugün ayaktan muayenelerde SSK 12 lira ücret öderken hastalar 30-35 lira cebinden para veriyor. Halk kendi parası ile özel hastanelerde gidip muayene oluyor. Bu konuda halkımız kandırılıyor, aldatılıyor. Gelecekteki projeksiyon da AKP’nin bu gidişle büyük hastane projeleri adı altında devlet hastaneleri kompleksleri yapıp bunları da kiralamak.
Kamu hastanelerinin özelleşmesi ile insanlar sağlık hizmeti alacak alanlar bulamayacaklardır. Büyükçekmece’ye, Avcılar’a devlet hastaneleri yapıldı, AKP döneminde bunların bir kısmı hizmete açıldı. AKP’den önce açılanlar da var. Ancak gece gittiğinizde uzman doktor bulmanız imkansız. Ben bunlara ‘hastanecik’ diyorum. Devlet hastanelerin, gece uzman doktorun bulunduğu hastaneler olmalıdır. Bunlar 500 bin-1milyon nüfuslu bölgelere hizmet veren hastaneler. Bunlar planlarken yan yana değil, nüfusun merkezine göre yerlerde yapılmaları gerekiyor. Şimdi bakıyorsunuz bir yanda heyelan bölgesinde hastane yapılıyor, bir yandan da bakıyorsunuz çimento fabrikasının yanına hastane yapıyorlar. Mezarlık manzaralı ve doğrudan çimento tozlarının üzerine yayıldığı yere yapılıyor. Benim önerim şu: Kumburgaz’da gişeler bölgesinde 7,5 milyon metrekarelik bir alan var. Bu alana Türkiye’nin en büyük sağlık kompleksi, üniversite hastanesi, yurtlar, yaşlı bakım evleri, fizik tedavi merkezleri, acil travma merkezleri ile bir hastane yapmak mümkün. Bu bölge hem E-5 hem E-6’nın ortasında. Deprem olduğunda hem E-5 hem E-6 dan geçilebilecek bir yerde olmalı hastaneler. Bu yerlerde devlet hastanesi yapmak mümkün ama yap işlet devret değil, özel sektöre peşkeş çekilerek değil. Sağlam, ücretsiz sağlık hizmetlerinin verilebildiği, insanların ulaşabildiği bu tür büyük üniversite kompleksleri yapmak gerekiyor. Bugün gördüğümüz üniversite hastanelerin durumu içler acısı. Bu bilinçli olarak yapıldı, çökertildi. Özel üniversiteler kurulurken devlet olanlar çökertildi. İnsanları ücretsiz devlet üniversiteleri varken özel mahkum etmenin kimsenin hakkı yoktur.
Seçmeninize kendinizi nasıl anlatıyorsunuz?
Ali Şeker CHP’lidir. Partisinin, sol sosyal demokrat politikasının Türkiye’de çözüm olacağını iddiasında olan bir kişidir. Ülkenin sorunları 60 yıldır sağ partili iktidarların nedeniyle büyüdü, kaos haline geldi. Bu sorunları çözebilecek olan, gelir adaletini sağlayabilecek olan, doğru ekonomik politikalarla Türkiye’nin büyümesini sağlayabilecek olan, adaleti, özgürlükleri sağlayacak olan sosyal demokrat parti CHP’dir. Ben bu partinin politikalarının hayata geçirebilmesi için doğru kadroların bu konuları anlatması gerektiğini düşünüyorum. Doğru kadrolar konusunda partimiz maalesef güven verecek kadrolarla çıkamadı. İnsanlar güvenemedi. Doğru politikaları, doğru insanların anlatması CHP’yi iktidar yapacağını inanıyorum. Türkiye’nin sorunları en büyük olan özgürlük sorunu, yolsuzluk sorunu, insanların kin ve nefret politikaları ile birbirinden nefret ettirilmesi. Bu sorunların çözümünü de sosyal demokrat bir parti sağlayabilir.

AKP bugün cemaatle kavgalı, yarın başka bir cemaatle kavgalı olabilir. Daha önce de başka guruplarla kavga etti. Burada herkesi kendine benzetmeye çalışan bir siyaset anlayışı var. Tekçi siyaset anlayışı günün birinde herkesi ötekileştirecektir. Biz ötekileştirmeyi değil, barışı ve hoşgörüyü temsil ediyoruz. Halkımızın ihtiyacı olan şey barış, hoşgörü ve iyi niyettir. Bunun da yolu CHP’nin iktidar olması. Biz bunun temsilcisi olmak için yola çıktık. 2002 yılından bu yana süren AKP iktidarı süresince, ülkenin maruz kaldığı yönetim anlayışıyla karanlığa sürükleniyor.

“Bu gidişe son vermek için; son zamanlarda yakalanan parti rüzgarına, İstanbul 3. bölgenin tamamında sağlık hizmeti sunmuş, hem mesleği hem de parti çalışmaları nedeniyle tanınan yerel milletvekili adayı olarak katkıda bulunmak istiyorum.

Herkesin de bildiği gibi bölgemizde yıllardır süren rant, talan, yolsuzluk, yoksulluk ve hukuksuzluk düzenine karşı, CHP’liliğimden hiç bir şekilde taviz vermeden Tekel işçilerine destekten, gazetecilerin özgür basın yürüyüşüne kadar her türlü siyasal mücadelenin içerisinde yer aldım. Sağlık alanında hem kamu hem özel sektörde, meslek örgütlerinde ve yerel siyasette edindiğim bilgi birikimimle parti politikalarına katkı sunabilecek tecrübeye sahibim.

Son olarak Türkiye seçmenlerine söylemek istedikleriniz nelerdir?
CHP’nin kadroları ile bu eleştirilerin son bulacağı bir ön seçim yaşıyoruz. Burada hep birlikte bölgesinde kabul gören, ilçesinin sorunlarını bilen, insanını tanıyan yapıyla karşınızdayız. Bu dönemde CHP sizin bir parçanız olan aday arkadaşlarımızı karşınıza çıkaracak, sorunlarınızı hep birlikte sizleri de işin içine katarak çözecek. Bu konuda CHP çok önemli bir adım attı. İkinci bir adımı da halk atacak. Halkımız kin ve nefret politikalarını beslemekten medet uman partiye desteklerini geri çekecektir. Eğer bu geri çekilmez ise dün Bosna Hersek’te olduğu gibi bu ülkede de hiç kimseyi huzurlu bırakmayacak, kimsenin faydasına olmayacak. Kendi kirli düzenlerini sürdürebilmek adına kendilerine oy veren insanları da bu bataklığa itenlerden kurtulmak bu partilere oy verenlerinde sorumluluğunda. Halkımızın huzuru için, ücretsiz sağlıktan yararlanmak için, işsizliğin ortadan kalkması için, şiddetin olmadığı bir ülke için oylar CHP’ye!
-KUTU-
1973 yılından beri İstanbul 3. Bölge’de ikamet eden, 17 Ağustos Büyük Marmara depremi sonrasında Arama Kurtarma Acil Yardım ve Organizasyon çalışmalarında ortaya koyduğu mücadeleyle halk tarafından “Kahraman Doktor” unvanıyla tanınan, 2005 yılında CHP’nin en genç ilçe başkanı olarak Büyükçekmece İlçe Başkanlığı görevine seçilen, 10. Dönem’de, CHP’den il genel meclis üyeliğine seçilen, 2000 Tıp Merkezi’nin kurucusu Op. Dr. Ali Şeker, CHP İstanbul 3. bölgeden milletvekili aday adaylığını ilan etti.
-KUTU-
Ali Şeker Kimdir?
1968 yılında Sivas'ta doğan Op. Dr. Ali Şeker, 1973 yılında bu yana İstanbul’da yaşıyor. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ni 1991’de bitiren Şeker, 1991’de Erzincan'ın İliç ilçesi Merkez Sağlık Ocağı'nda mecburi hizmete başladı. 1992-1993 yılları arasında İliç Devlet Hastanesi Başhekimliği ve İliç Sağlık Grup Başkanlığı görevlerini yürüttü. Mecburi hizmet döneminde yaptığı çalışmalar ve 1992 tarihinde meydana gelen Erzincan depreminde, yerli ve yabancı ekiplerle birlikte yürüttüğü Arama Kurtarma Acil Yardım faaliyetleri, İliç Kaymakamlığı tarafından takdirname ile ödüllendirildi. 1993 yılında Tekirdağ'ın Malkara ilçesinde görev yaptıktan sonra, tıpta uzmanlık sınavını kazanarak Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Genel Cerrahi İhtisasına başladı. 1997’de Genel Cerrahi Uzmanı oldu. 1998 yılında Ağrı Doğubeyazıt Devlet Hastanesi'nde Başhekimlik yaptı. 1998-2001 yılları arası Bakırköy Devlet Hastanesi'nde; daha sonra Bağcılar Semt Polikliniği, Bahçelievler Semt Polikliniği ve Esenyurt Semt Polikliniği’nde görev yaptı.
2001-2003 yılları arasında Büyükçekmece Devlet Hastanesi'nin kuruluşunda Genel Cerrahi Uzmanı olarak çalıştı. 1998-2003 yıllarında Bakırköy, Bağcılar, Bahçelievler, Esenyurt ve Büyükçekmece’yi kapsayan görevleri nedeniyle İstanbul 3. Bölge’nin hemen hemen tamamında sağlık hizmeti verdi.
2000 yılında Büyükçekmece'de kurduğu 2000 Cerrahi Tıp Merkezi'nin sahibi ve Başhekimi olarak görev yapıyor. 2008 yılında Büyükçekmece ilçesinde vergi rekortmenleri arasında yer aldı. Çok sayıda mesleki örgüt ve sivil toplum kuruluşunda da aynı anda görev alan Op. Dr. Ali Şeker, öğretmen Sevim Şeker ile evli ve 3 çocuk sahibi.
 

Son Güncelleme: 23.03.2015 11:20
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner272