Özellikle İstanbul'da hız kazanan kentsel dönüşüm projelerinde, arsa sahipleri ile müteahhitler arasındaki anlaşmazlıklar ve yarım kalan inşaatlar sektörün en büyük sorunlarından biri olmaya devam ediyor. 2006 yılından bu yana yap-sat konseptinde faaliyet gösteren ve Küçükçekmece bölgesinde 30’un üzerinde binayı tamamlayarak iskanlarını teslim eden Ömer Develioğlu, sürecin sağlıklı işlemesi için izlenmesi gereken yol haritasını anlattı.
"KAR İLE ZARAR KARDEŞTİR" İLKESİ VE İSTİKRAR
İnşaat sektörünün piyasa koşullarındaki dalgalanmalardan doğrudan etkilendiğini belirten Develioğlu, sürdürülebilirliğin ve güvenin ticari kardan daha önemli olduğunu vurguladı. Zaman zaman durağanlaşan konut piyasasında ayakta kalmanın sırrını "istikrar" olarak tanımlayan Develioğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Birinci önceliğimiz hiçbir zaman sadece para olmadı. Sektörde bazen çok açık, bazen çok kapalı dönemler yaşanabilir. Önemli olan zor şartlarda dahi kaliteden ödün vermemek, imalatçıları ve tedarikçileri yarı yolda bırakmamaktır. 'Kâr ile zarar kardeştir' düsturuyla hareket ediyoruz. Bazen zararına iş yaptığımız dönemler de oldu ancak bize inanan hiçbir müşterimizi veya arsa sahibini yarı yolda bırakmadık."
KENTSEL DÖNÜŞÜMDE MÜTEAHHİT SEÇİMİNİN ALTIN KURALLARI
Deprem gerçeği göz önüne alındığında, eski yapıların hızlı, emniyetli ve ruhsata uygun şekilde yenilenmesinin hayati önem taşıdığını hatırlatan Develioğlu, mülk sahiplerinin müteahhit seçerken dikkat etmesi gereken temel kriterleri şu şekilde sıraladı:
Bölgesel Tecrübe ve Referans
Yüklenicinin, projenin yapılacağı ilçe veya bölgede daha önce iş bitirmiş, iskan (yapı kullanma izin belgesi) almış ve önceki arsa sahipleriyle sorunsuz el sıkışarak ayrılmış olması şart.
Güçlü Öz Sermaye
Müteahhidin öz sermayesinin ve finansal kaynaklarının, projeyi başından sonuna kadar finanse edebilecek güçte olması gerekiyor. "Yola bir çıkalım, bazı eksikler yolda düzelir" mantığıyla hareket eden firmaların ileride büyük mağduriyetler yaratabileceği unutulmamalı.
Teknik Yeterlilik
Yüklenicinin sadece ekonomik gücü değil, teknik kapasitesi de üst düzeyde olmalı. Müteahhit projeyi okuyabilmeli veya bu yetkinliğe sahip profesyonel bir ekibi bünyesinde barındırmalı.
Adaletli Paylaşım
Sürecin en başında arsa sahipleri ile müteahhit arasında empatiye dayalı, her iki tarafın da makul fayda sağlayacağı adil bir sözleşme zemini oluşturulmalı.
Develioğlu, müteahhit seçiminde Ziya Paşa'nın “Ayinesi iştir kişinin, söze bakılmaz” sözünü hatırlatarak, verilen vaatlerden ziyade firmanın geçmişte tamamladığı projelerin incelenmesi gerektiğini vurguladı.
"1500 MİKSER BETONUN BİZZAT BAŞINDA DURDUM"
İnşaat sektörünün dışarıdan göründüğü gibi sadece bir yatırım alanı olmadığını; büyük bir emek, efor ve sosyal hayattan fedakarlık gerektirdiğini belirten Develioğlu, işin ciddiyetini çarpıcı bir istatistikle özetledi:
"Bugüne kadar tamamladığım 30’u aşkın inşaatta toplam ortalama 250 beton dökümü gerçekleşti. Bu en az 1500 mikser beton demektir. Döküm esnasında bizzat başında durmadığım tek bir mikser dahi olmamıştır. Bu işi sevmiyorsanız, gecenin üçünde veya sabahın beşinde şantiyeye gitmeyi göze alamıyorsanız, bu sektörde tutunamazsınız."
DEVLET DESTEKLERİ VE SIKI DENETİM VURGUSU
Kentsel dönüşüm sürecinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın rolüne de değinen deneyimli mühendis, devletin sunduğu teşviklerin hem vatandaşı hem de sektörü rahatlattığını ifade etti. Bakanlığın kira yardımı, taşınma desteği, hibe ve kredi imkanlarıyla sürece öncülük ettiğini belirten Develioğlu, ayrıca projelerin temelden çatıya, kullanılan demirden dökülen betona kadar Bakanlık tarafından rutin ve ani baskınlarla sıkı şekilde denetlenmesinin yapı güvenliği açısından son derece olumlu olduğunu sözlerine ekledi. Sümeyra Duğan Şahinbay-KENT YAŞAM








