YÜREKLERİ ISITAN BİR DAYANIŞMA HİKAYESİ

İstanbul’un göbeğinde, Küçükçekmece Sefaköy’de filizlenip kısa sürede tüm Anadolu’ya köprü olan olağanüstü bir iyilik hareketinin merkezindeyiz. Yaşam Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Celal Karaali, fedakarlık ve dayanışmayla örülen, şubeleşme sınırlarını aşarak T.C. ibareli dev bir genel merkeze dönüşen Hızır Türkiye Derneği’ni ziyaret etti. Derneğin kurucusu ve Genel Başkanı Özlem Yüce ile gerçekleştirilen bu derinlemesine röportaj; Yalınayak köy okullarında eğitim almaya çalışan miniklerden, deprem bölgesindeki felçli depremzedelere uzanan; paradan ziyade emeği ve ayni yardımı kutsayan bir organizasyonun perde arkasını aralıyor. Sadece kırtasiye, bot ya da mont değil; aynı zamanda resmi makamlarca onaylanan okuma-yazma ve bağlama kurslarıyla annelerin de hayatına dokunan bu gönüllü ordusunun ilham veren mücadelesini başarı hikayeleri köşemize taşıyoruz.

CELAL KARAALİ: Bugün Hızır Türkiye Derneği'ndeyiz. Hızır Türkiye çok farklı içerikleri olan, farklı şubeleşmesi olan bir dernek. Bu dernekle ilgili kısa bir bilgi alabilir miyiz önce?

ÖZLEM YÜCE: Evet, derneğimiz dört sene önce kuruldu ama onun öncesinde şubeydik.

CELAL KARAALİ: 4 seneden önce mi şubeydiniz? O zaman derneğin genel merkezi daha eskiydi.

ÖZLEM YÜCE: Evet, daha eskiydi. Ben şube başkanlığı yapıyordum ama sadece belirli yerlere yardım yapıyordu. Ben kırsal bölgelerde A partisi, B partisi demeden, mezhep ayrımı gözetmeden bütün illerimizin kırsal kesimlerindeki köy okullarına ulaşmak adına şube açtık.

"HIZIR, GİZLİDEN YAPILAN YARDIMDIR"

CELAL KARAALİ: Bu derneğin kuruluş amacı köy okullarına eğitim ve sağlık, Hızır yani yardım ulaştırmak mı?

ÖZLEM YÜCE: Hızır’ın ne demek olduğunu az çok herkes bilir; Hızır, bilinmeden, gizliden yapılan bir yardımdır. Biz o amaçla kurulduk. Kurulduğumuzda da 750 çocukla başladık. Daha sonra büyüdük. Bizlere diğer bazı derneklerden "Biz de sizinle beraber bu işe girmek istiyoruz" talepleri geldi, derneklerimiz de bizlere katıldı. Bununla ilgili biraz daha böyle bir destek alarak şube açmamız gerekti. T.C. ibaresini almamız için şubeleşme ve bazı maddeler vardı. Onları tamamladıktan sonra şu anda da Türkiye'nin belirli yerlerinde şubelerimiz ve temsilciliklerimiz var.

CELAL KARAALİ: Yani siz genel merkez oldunuz şu an doğru mu? Şube olarak başladınız, şu an genel merkezindesiniz. Peki çocuklara yardım amaçlı kurulan dernek, şu an gelinen noktada başka neler yapıyor?

ÖZLEM YÜCE: Dediğim gibi, sadece kırsal bölgelerde bizlerden talep eden okul öğretmenlerimiz, müdürlerimiz, muhtarlarımız vasıtasıyla ulaşıyoruz. Bireysel destek yapmıyorduk ama artık bireysel desteklere de girdik. Senede birkaç tane böyle devletin dokunamadığı, günümüzde yapılamayan özel ameliyatlar var biliyorsunuz, onları yapar olduk. Bir gün bir annemiz kapıya gelip "Benim çocuğum okuyamıyor, burs verir misiniz?" dediğinde, burs vermeye de başladık. Şu anda 13 tane bursumuzu bitirdik, bu sene de 4 tane bursumuz bitiyor, 2 tane bursumuz kaldı. İnşallah bağışçılarımız ve yönetimimizle beraber biz yine çocuk okutmaya devam edeceğiz. Şu anda maksimum 13-14 tane okulumuz var. Onun haricinde muhtarlıklarımız var.

"EYLÜL GİRMEDEN OKUL PAKETLERİNİ HAZIRLIYORUZ"

CELAL KARAALİ: 13-14 yardım yaptığınız sabit okul sayısı mı?

ÖZLEM YÜCE: Evet, sabit okullarımız bunlar. Mesela okul müdürümüze biz bu sene diyoruz ki "Geçen sene 70 tane çocuğun vardı. Halen 70 misin? İniş ya da çıkış oldu mu?" İşte diyor ki "75 olduk veya düşüş oldu." Biz de onlara mesela eylül girmeden, eğitim dönemi başlamadan hemen ağustos sonu paketlerini hazırlıyoruz.

CELAL KARAALİ: Yardım taleplerine göre listelerini yapıyorsunuz değil mi?

ÖZLEM YÜCE: Tabii, listeleri "Kız çocuğu kaç tane, erkek çocuğu kaç tane?" diye alıyoruz. Yani sayfamız da var, takipçilerimiz sayfamızı da takip edebilir. İşte bir çantanın içine ne konulması gerekiyorsa hepsini koyuyoruz. Okul üniforması olmayan çocukların okul üniformasından çorabına kadar... Her okulun isteğine göre eksikleri öyle tamamlıyorsunuz. Mesela her okulda biliyorsunuz annesi babası olmayan bir çocuk olabiliyor. Biz onlara anne ve baba oluyoruz, teyze oluyoruz, hala oluyoruz. Bayramlıklarına kadar da bilgimiz oluyor, bu sefer bayramlıkları da yollanıyor. Ağustosun sonunda kırtasiye destek kampanyamız başlıyor. Onu hallettikten sonra bu sefer de aralığa yakın zamanlarda mont, bot desteğimiz oluyor. Yine bu okul öncelik sırasına göre önce kitapları, defterleri ayarlıyoruz.

NAKDİ PARAYA KARŞI "AYNİ YARDIM" FORMÜLÜ

CELAL KARAALİ: Yönetim kaç kişiden oluşuyor?

ÖZLEM YÜCE: Yönetim 16 kişiden oluşuyor.

CELAL KARAALİ: Siz bağışlarla bu işleri yapıyorsunuz değil mi? Parasal yardımdan ziyade ayni yardım daha çok sanırım.

ÖZLEM YÜCE: Ben nakdi paraya karşı olduğum için ayni yardım daha çok. Kendi üyelerimiz ve yönetimimizle oluşan desteklerimizin haricinde ayni yardımlar var. Mesela bugün bir tane iş insanı bana diyor ki "Senin için ne yapabilirim? Dernek için ne yapabilirim?" Ben de diyorum ki "Bana 100 tane çocuk için kalem, silgi al." Bu onun için de güzel oluyor, beraber paketliyoruz. Veya küçük dernekler oluyor, "Başkanım sizinle bu projeye ortak olmak istiyoruz" diyorlar. Beraber paketliyoruz, beraber kargoya veriyoruz, o da en azından kendince teşvik oluyor. Çok mutluyum ki çok insana ya da çok derneğe bu konuda örnek olduk. Şimdi bana haber ediyor, "Başkanım o okulu artık sen listenden çıkart. Ben o okula destek olacağım" diyor. Yoksa bizim daha çok okullarımız vardı ama bunun gibi işte Tunceli Derneği'ne veya Ardahan Derneği'ne, Rumeli derneklerine benden birkaç tane okul verdik. Tabii biz onların yerine yenilerini koyduk tekrar.

CELAL KARAALİ: Depreme geçmek çok istiyordunuz…

"DEPREM BÖLGESİNİ ASLA BIRAKMADIK"

ÖZLEM YÜCE: Böyle bizim sabit okullarımız vardı. O sabit okullardan sonra deprem olunca biz deprem bölgesine de yoğunlaştık ve halen bırakmadık. Kaç sene oldu, biz halen daha deprem bölgesine örneğin yaz geldiğinde onlara yazlık kıyafetlerini, çoraplarını, iç çamaşırlarından tutun tişörtlerine kadar yollamaya devam ediyoruz. Tabii ki gidiyoruz da. Senede iki kez şubelerimizi ziyaret ediyoruz. Kayseri'den, Elbistan'dan, Hatay'dan, Osmaniye, Urfa, Mardin bütün şubelerimizi geziyoruz. İhtiyaçlarını tekrar alıyoruz veya oradaki öğretmenlerimizle, muhtarlıklarımızla tekrar görüşerekten hem çocuklarımızla güzel bir gün geçiriyoruz hem de şubelerimizle oturuyoruz, analiz yapıyoruz, istişare yapıyoruz "Bir dahaki dönemde ne istiyorsunuz, ne gibi şeyler yaparız?" diye.

Gittiğimiz zaman da oradaki belediyelerimizle, Milli Eğitimimizle ya da oradaki kaymakamlarımızla tabii ki görüşmeler sağlıyoruz. Sağ olsunlar çok güzel bir şekilde bizlere ilgi ve alakalarını esirgemiyorlar ki biz daha rahat orada iş yapabilelim. Hatta birkaç tane orada okulumuz var. Depremden önce Urfa'da bir anaokulu yaptık. 2-3 tane okulun birleşimi bir okuldu. Şu anda halen daha devam ediyor eğitimi.

CELAL KARAALİ: Onu nasıl çözdünüz? Orada bir anaokulu yoktu.

ÖZLEM YÜCE: Evet orada bir anaokulu yoktu. Dört tane talep vardı. Bir köy okulumuzun öğretmeninden ısrarla "Bizim anaokulumuz yok ama çok fazla çocuk kardeşiyle okula geliyor, lütfen bize çare bulun" diye talep geldi. Biz önce bir gittik ziyaret ettik. Ayağında çorap olmayan, terlik olmayan çocuklar kardeşleriyle eğitim almaya geliyorlardı. Kardeşi eğitim alırken küçük çocuklar da orada dinlemeye çalışıyordu. Biz de 20 çocukluk bir konteyner anaokuluyla başladık, sonrası büyüdü.

T.C. İBARESİ VE ŞUBELEŞME SÜRECİ

CELAL KARAALİ: Bu yardımlar en çok Anadolu'dan mı geliyor? Yani İstanbul var mı bu işin içinde?

ÖZLEM YÜCE: İstanbul da var tabii. Önce tabii ki kapımın önünü süpürmeliyim. Buradaki muhtarlarımızla, onlar da arada misafirim oluyorlar. Muhtarlıklarımızdan her sene onlara da diyorum ki "Bir miktar çocuk sayısı verin bana" ya da ben onlara götürüyorum, bırakıyorum. Benim adıma onlar da dağıtımlarını yapıyorlar.

CELAL KARAALİ: Peki şubeleşmeyle ilgili biraz bilgi versek, nerelerde var? Buradaki şubeleşme kuralı nedir?

64 İlde 20 Bin TOKİ Konutu Kurasız Satışa Çıkıyor!
64 İlde 20 Bin TOKİ Konutu Kurasız Satışa Çıkıyor!
İçeriği Görüntüle

ÖZLEM YÜCE: Şubeleşmenin kuralı şu: Benim genel merkez olmam için, yani T.C. ibaresini almam için üç şube olması gerekiyordu. Bu üç şubenin de ilki Urfa'yla başladık, sonra Hatay oldu, sonra Elbistan oldu. Ondan sonra tabii ki diğer talepler doğrultusunda şubeleri oluşturduk.

CELAL KARAALİ: Orada şube başkanlarını bulmak da önemli.

ÖZLEM YÜCE: Zaten şubeyken biz kendimiz gidiyorduk. Oradaki insanlar çok kaliteli, her biri iş insanı veya muhtar. Mesela Hatay Samandağ'da şubemiz var, ben buradan koli, kamyon ya da tır yolladığımda Hatay bölgesindeki arkadaşımız alıyor ve diğer ilçelerdeki köy okullarına dağıtıyor. Orada en azından 7-8 tane okul var. Aynı şekilde Urfa'da; Kısas'ta ve Viranşehir'de arkadaşlarımız var. Onlara yolladığımızda o da yine Ceylanpınar olsun, oradaki bütün her yere dağıtımını yapıyorlar.

HAYIRSEVERLERE ÇAĞRI: "ELİNİZE BİR HASTA BEZİ ALIP GELEBİLİRSİNİZ"

CELAL KARAALİ: Buradan bir çağrınız olacak mı hayırseverlere, bağış yapmak isteyenlere?

ÖZLEM YÜCE: Evet, inanılmaz derecede desteğe ihtiyacımız oluyor. Dediğim gibi parasal desteğe ihtiyacımız yok. Elinize bir hasta bezi alıp gelebilirler. Neden? Çünkü deprem bölgesinde molozun altında kalan, halen daha benim destek verdiğim felçli ya da ayağını kaybeden sabit hastalarım var. Onun haricinde tabii ki burada da var. Devletin belli bir miktar verdiği ama devamını hastanın kendisinin alması gereken, halen yatalak hastalarım var. Neredeyse 40-41 tane sabit baktığım hastam var. Onun haricinde yine biz dernek olaraktan LÖSEV olsun, onkoloji servisi olsun, Darülaceze olsun, 2-3 ayda bir onlara da gidiyoruz.

CELAL KARAALİ: Bayağı bir açılmışsınız.

ÖZLEM YÜCE: Biz yorulmuyoruz. Bedenen asla yorulmuyoruz. Bir hastanın annesi bize "İşte şu lazım" dediğinde biz o zaman "Nasıl yapsak da halledebilsek" diyoruz. Çağrımız ne olabilir? Bize eğitim öğretim haftasına hazırlık için şu anda başlıyoruz. Burayı gezdiğinizde görürsünüz kolilerimizi hazırlıyoruz. Kalem, silgi, bir çocuğa ne gerekiyorsa... Bir çorap ya da defter, bunları getirebilirler. Biz de onların adına paketleyip onları gönderebiliriz. Hatta şöyle bir şey var, diyebilirler ki "13 çocuklu olan bir okulumuz var kırsal bölgede. Ben bu 13 çocuğu almak istiyorum."

CELAL KARAALİ: Sizinle iletişime geçmesi lazım bu insanların, daha doğru bir yardım yapmak için arkadaşlarımızla beraber. Varsa iletişimi de verelim.

ÖZLEM YÜCE: Tabii ki. Adresimiz dediğim gibi Küçükçekmece Tevfikbey Mahallesi, Kirazlı Caddesi, Vatan Market'in üstündeyiz. İletişim numaramız da 0541 621 82 85. Hızır Türkiye diye hem internet sayfamız var hem de Instagram hesaplarımız var. Buraya da girebilirler. Orada da iletişim ve adreslerimiz mevcut. Yaptığımız projelerimiz, yapacağımız projelerimiz, faaliyetlerimiz hepsi orada mevcuttur.

YENİ PROJELER YOLDA: VELİLERE OKUMA YAZMA KURSU

ÖZLEM YÜCE: Son olarak şunu da söyleyeyim; yeni bir projemiz var. Milli Eğitim ve Kaymakamlıktan onaylandı. Çevremizdeki bütün okullarımız, okul aile birliklerimiz ve müdürlerimizle görüşmeyi sağladık. Okuma yazma bilmeyen velilerimiz var. Birinci sınıfta annesi çocuğuna destek veremediği için bir eksiklik hissediyor veya destek olamıyor. Biz de okuma yazma kursunu burada açtık. Bu mekanda. Milli Eğitimimiz bize bir öğretmen verecek buraya. Çocukları okuldayken anneler burada eğitim alacaklar.

Ayrıca bağlama kurslarımız ve bazı etkinliklerimiz için başvurularımızı yaptık. Şu an bağlama kursumuz ve okuma yazma kursumuz onaylandı.

CELAL KARAALİ: Peki çok teşekkür ederim. Başarılar diliyorum.

KENT YAŞAM HABER MERKEZİ