İstanbul'da Adalar açıklarında son 48 saatte peş peşe yaşanan sarsıntılar, akıllara "Büyük Marmara depremi mi geliyor?" sorusunu getirdi. Ancak konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan uzman isimler ve yetkili kurumlar, yaşanan sismik hareketliliğin büyük bir depremin habercisi olmadığı konusunda birleşti.
Kandilli'den 'Kümelenmiş Mikrodeprem' Açıklaması
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nün verilerine göre, 18-20 Ağustos tarihleri arasında Adalar’ın güneyini kapsayan 20 kilometrelik bir yarıçap içinde yoğun bir sismik hareketlilik yaşandı. Bu bölgede büyüklükleri 0.7 ile 3.1 arasında değişen toplam 117 deprem kaydedildi. Kurum, bu hareketliliği zamansal ve mekânsal olarak "kümelenmiş bir mikrodeprem dizisi" olarak nitelendirdi.
Uzmanlar Ne Diyor? "Fay Diri Ama Büyük Deprem Beklentisi Spekülatif"
Bölgedeki sismik aktiviteyi değerlendiren yerbilimciler, sarsıntıların fayın canlılığını gösterdiğini ancak doğrudan büyük bir yıkıma işaret etmediğini vurguladı:
-
Prof. Dr. Osman Bektaş: Meydana gelen depremlerin 10-12 kilometre derinlikte gerçekleştiğine dikkat çeken Bektaş, bu durumun Adalar fayının bu derinlikte yavaşça süründüğünü gösterdiğini belirtti. Bektaş, sarsıntıların büyük depremin habercisi anlamına gelmediğini ancak fayın diri olduğunu kanıtlayan önemli bir bilimsel veri olduğunu söyledi.
-
Prof. Dr. Şükrü Ersoy: Yaşanan son depremlerin fayın aktif olduğunu bir kez daha kanıtladığını ifade eden Ersoy, sadece bu mikrodepremlerden yola çıkarak büyük bir deprem beklemenin spekülatif bir yaklaşım olacağının altını çizdi.
-
Prof. Dr. Süleyman Pampal: Söz konusu fay hattının tarihsel sürecine dikkat çeken Pampal, bu kırığın 1894 yılında 7, 1963 yılında ise 6 büyüklüğündeki depremlerle kırıldığını hatırlattı. Fayın yakın zamanda enerjisini büyük ölçüde boşalttığını ve bu nedenle yıkıcı bir deprem üretmesinin beklenmediğini açıklayan Pampal, asıl risk oluşturan ve dikkat edilmesi gereken kırığın Orta Marmara fayı olduğunu ifade etti.