Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, ocak ayı boyunca İstanbul’u merkezine alan kapsamlı bir saha çalışmasına başladı. 5 Ocak Pazartesi günü Üsküdar ve Sancaktepe’de sahaya inen Özdağ ve Zafer Partisi kadroları, 1 Şubat itibarıyla İstanbul’un 39 ilçesinde temaslarını tamamlamayı hedefliyor. İlk üç günde Üsküdar, Sancaktepe, Sarıyer ve Kartal’da programlar gerçekleştiren Özdağ, yenilenen ilçe binalarının açılışlarıyla birlikte sivil toplum kuruluşları ve yerel basın temsilcileriyle buluştu.

Bu program, klasik bir ilçe ziyareti takviminden öte; cezaevi sonrası dönemde Zafer Partisi’nin sahada yeniden konumlanma ve siyasal hattını tahkim etme hamlesi olarak değerlendiriliyor. Özdağ’ın “İstanbul’u adım adım dolaşıp gençlerimizle, emeklilerimizle, emekçilerimizle, esnafımızla, iş insanlarımızla ve sivil toplum temsilcilerimizle buluşuyoruz” sözleri, bu sürecin geniş bir toplumsal temas alanı üzerine kurulduğunu gösteriyor.

EMEKLİLERDEN YOĞUN İLGİ: “SAKIN VAZGEÇME”

Zafer Partisi heyeti, gün boyu süren ziyaretlerde çarşı ve alışveriş merkezlerinde esnafla bir araya gelerek reel ekonominin nabzını tuttu. Vatandaşın alım gücü, artan kira fiyatları, asgari ücretin hem çalışan hem de işveren açısından yarattığı baskı, en sık dile getirilen başlıklar arasında yer aldı. Bu temaslarda gençlerin yanı sıra emeklilerin ilgisi dikkat çekti.

Kamuoyunda zaman zaman dile getirilen “Ümit Özdağ cezaevinden çıktıktan sonra sustu” yorumlarının sahada karşılık bulmadığı görülürken, özellikle emekliler ve ileri yaştaki vatandaşlardan sık sık “Sakın vazgeçme” telkinleri geldi. Özdağ’ın emekli, dul ve yetimlerin yaşadığı yoksullaşmayı programının merkezine alması, bu ilginin temel nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor. Özdağ, iktidarın dokuz yıldır emekli, dul ve yetimleri adeta unutmuş gibi davrandığını belirterek, Türkiye’nin zengin bir ülke olduğunu, sorunun kaynak değil paylaşım ve öncelik meselesi olduğunu savunuyor.

GENÇLER, “TERTEMİZ TÜRKİYE” VE AVM ÇIKIŞI

Özdağ, ziyaretleri sırasında gençlerle birebir temas kurmaya da özel önem verdi. Fotoğraf çektirmek isteyen gençlere ve çocuklarına götürmeleri için annelere, üzerinde Atatürk’ün fotoğrafı ve “Bütün ümidim gençliktedir” sözünün yer aldığı bileklikler hediye edildi. Eğitimdeki sorunları dinleyen Özdağ, her fırsatta gençleri uyuşturucu ve zararlı alışkanlıklara karşı uyardı.

“Tertemiz Türkiye Projesi” bu temasların ana başlıklarından biri oldu. Özdağ, uyuşturucu ve organize suçla mücadelenin sert bir yargı, güvenlik ve istihbarat sistemiyle yürütülmesi gerektiğini savunarak, “Bu çocuklar bizim çocuklarımız. Onları uyuşturucu baronlarının insafına terk etmemek için uyuşturucu baronlarına karşı insafsız olmalıyız” ifadelerini kullandı.

Alışveriş merkezlerine yapılan ziyaretlerde ise AVM çalışanlarından gelen şikâyetler dikkat çekti. Çalışma saatlerinin uzunluğu ve akşam saatlerinde düşen müşteri verimliliği dile getirilince, Özdağ Zafer Partisi’nin AVM’lere ilişkin yasal düzenleme planladığını, kapanış saatlerinin 20.00 olarak belirlenmesini hedeflediklerini açıkladı.

ŞEHİT AİLELERİ VE GAZİLERLE ZOR VE AĞIR BİR BAŞLIK

Özdağ’ın İstanbul programındaki en sert, en duygusal ve en politik duraklardan biri, şehit aileleri ve gazilerin kurduğu dernekler oldu. Üsküdar’da Şehit Gazi Birlik Sendikaları Konfederasyonu’nu ziyaret eden Özdağ, hükümetin Öcalan ve PKK ile yürüttüğü “Terörsüz Türkiye” süreci ile Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Barış Komisyonu’nun çalışmaları hakkında konfederasyon yöneticileriyle uzun bir görüşme gerçekleştirdi.

Görüşmede konfederasyon yöneticileri, sürecin yalnızca siyasi değil; ahlaki, vicdani ve toplumsal boyutlarıyla da ciddi sorunlar barındırdığını dile getirdi. Şehit aileleri ve gazilerin, terörle mücadelede en ağır bedeli ödeyen kesim olmasına rağmen, yürütülen temasların tamamen dışında bırakılmasının kabul edilemez olduğu vurgulandı. Özellikle “helalleşme” ve “toplumsal barış” kavramları üzerinden yürütülen söylemlerin, bu bedeli ödeyenlerin rızası ve bilgisi olmadan kullanılamayacağı ifade edildi.

Konfederasyon Genel Başkanı Adem Yetkin, sürece dair en sert eleştirileri dile getiren isimlerden biri oldu. Yetkin, “Dağdaki terörist ne olduğunu biliyor, Meclis’tekiler kendileri biliyor. Bu işin bizzat muhatabı biziz; biz neden hiçbir şey bilmiyoruz?” diyerek sürecin kapalı kapılar ardında yürütülmesine tepki gösterdi. Görüşmelerle ilgili getirilen “10 yıl yayınlanamaz” hükmüne dikkat çeken Yetkin, “Türk milletinden, bizlerden ne saklanıyor? Komisyon üyeleri gidiyor, terörist başıyla görüşüyor. 64 sayfa not tutuluyor, 17 sayfaya düşüyor, sonra 4 sayfa seçiliyor. Peki geriye kalan ne var ki bu milletten saklanıyor?” sorularını yöneltti.

Yetkin, bu soruların yalnızca duygusal tepkiler değil, meşru ve cevabı verilmesi gereken sorular olduğunun altını çizerek, “Biz bu soruların cevaplarını arıyoruz. Bulduğumuz cevapları da Türk milletiyle paylaşıyoruz. Bundan sonra da paylaşmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Konfederasyon Genel Başkan Vekili Murat Burçak ise konuşmasında, şehit ailelerinin yaşadığı travmanın ve kaybın görmezden gelinmesine sert tepki gösterdi. Burçak, “Bizim affetmediğimizi neden onlar affediyor? Mümkün mü bu?” diyerek tepkisini dile getirirken, annesinin yaşadığı travmayı örnek gösterdi. “Benim annem hâlâ televizyon açamıyor. O fotoğrafları, o yüzleri görmemek için haber izleyemiyor. O günden bugüne hayatımız böyle” sözleri, salondaki duygusal atmosferi daha da ağırlaştırdı.

Burçak, terör örgütü mensuplarının “barış güvercini” ilan edilmesini kabul edilemez bulduklarını belirterek, “Hangi şehit ailesi çıkıp da onları kucaklayabilir? Kesinlikle mümkün değil. Eğer böyle bir şey yapan varsa, ben ondan şüphe duyarım” dedi. Yıllarca “Kanınız yerde kalmayacak” sözünün kendilerine verildiğini hatırlatan Burçak, yürütülen sürecin bu sözle çeliştiğini savundu.

Konuşmasında ağabeyinin şehadetini anlatan Burçak, “Ağabeyim 8 saat silahını bırakmadan savaştı, yaralı hâliyle vatan için canını verdi. Arkadaşına vasiyet ederek ‘Mutlaka anneme git’ dedi. Bunlar kolay yaşanmıyor” ifadeleriyle, sürecin masa başında alınan kararlarla geçiştirilemeyeceğini vurguladı.

Terörle mücadelenin sloganlarla değil, kararlı ve samimi bir devlet politikasıyla yürütülmesi gerektiğini söyleyen Burçak, “Terörle mücadele ‘ayakkabı numaralarına kadar biliyoruz’ demekle olmaz. Orada marş okunurken ayağa kalkmayan, şehide ve İstiklal Harbi’ne saygı duymayan bir anlayışla neyin müzakeresi yapılır?” sözleriyle tepkisini dile getirdi.

TÜİK açıkladı; Aralık ayında ne kazandırdı, ne kaybettirdi?
TÜİK açıkladı; Aralık ayında ne kazandırdı, ne kaybettirdi?
İçeriği Görüntüle

Konfederasyon yöneticileri, Özdağ’dan sürece karşı net duruşunu sürdürmesini isterken, şehit aileleri ve gazilerin sesi olmaya devam etmesini talep etti.

BELEDİYE ZİYARETİ VE SİYASİ MESAJ

Özdağ, İstanbul İl Başkanı Hakan Akşit, Üsküdar İlçe Başkanı Murat Ateş ve parti yöneticileriyle birlikte Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ı da ziyaret etti. Ziyarette Dedetaş’ın çalışmalarını takip ettiğini ve Üsküdar’a değer katan hizmetler ürettiğini ifade eden Özdağ, CHP’li belediye başkanlarına yönelik tutuklama süreçlerini eleştirdi. Hükümetin uyguladığı düşman ceza hukukunun belediyelere kadar sirayet ettiğini savunan Özdağ, asıl cezalandırılanın İstanbul halkı olduğunu söyledi.

İmamoğlu’nun tutukluluk sürecinin hukuk ve demokrasi ilkeleriyle bağdaşmadığını belirten Özdağ, İBB’nin tüm bu koşullara rağmen işleyişini sürdürmesinin dikkat çekici olduğunu ifade etti. Sinem Dedetaş ise Özdağ’a geçmiş olsun dileklerini ileterek, CHP’li siyasetçilere yönelik operasyonlar karşısında dayanışma içinde olduklarını vurguladı.

SİYASETİN DİLİ DEĞİL, BİRLİKTE YAŞAMIN SESİ

Özdağ’ın İstanbul temaslarında dikkat çeken bir diğer başlık ise inanç gruplarına yönelik yaklaşımı oldu. Farklı kimlik ve inançların uzun süredir siyasal tartışmaların gölgesinde kaldığı bir dönemde, Süryani Kadim Meryem Ana Kilisesi’ne yapılan ziyaret, yalnızca bir nezaket buluşması olarak okunmadı. Özdağ, bu ziyaretle birlikte Türkiye’nin çok inançlı toplumsal yapısının inkâr edilemeyecek bir gerçek olduğunu ve devletin tüm inanç gruplarına eşit mesafede durması gerektiğini açık biçimde ortaya koydu.

İstanbul, Ankara ve İzmir Süryani Kadim Cemaati Ruhani Lideri ve Patrik Vekili Filüksinos Yusuf Çetin ile yapılan görüşme, sahada kurulan siyasal temasların yalnızca ekonomik ve sosyal başlıklarla sınırlı kalmadığını gösterdi. Özdağ’ın, inanç topluluklarının güvenlik, temsil ve görünürlük taleplerini doğrudan muhataplarıyla konuşması, “birlikte yaşam” vurgusunun söylemde değil, temasla kurulan bir siyaset anlayışıyla ele alındığını ortaya koydu.

GÖRDÜĞÜ İLGİ MORAL VE MOTİVASYONUNU ARTIRDI

Özdağ’ın cezaevi sonrası dönemde durgunlaştığı yönündeki eleştirilere karşın, İstanbul programlarına sahada yüksek tempo ve yoğun temasla başladığı gözlemleniyor. Gençlerin güven duyduğu, oy kullanma yaşına gelmemiş çocukların ise bir figür olarak sahiplendiği Özdağ’ın, emeklilerden gördüğü yoğun ilgiyle moral ve motivasyonunu yükselttiği görülüyor.

İstanbul’da beklenen soğuk hava ve kar yağışının programları sekteye uğratabileceğini düşünenler için ise Zafer Partililerin hafızasında Silivri Cezaevi önünde, yoğun kar altında tutulan “Zafer Otağı” nöbetleri duruyor. O gün verilen mesaj bugün de geçerli: “Biz leylek miyiz ki kar yağınca göç edip gidelim?”

Özdağ’ın İstanbul konuşlanmasını, bu mesajla birlikte yalnızca bir saha çalışması değil, uzun soluklu bir siyasi yürüyüşün ilk adımları olarak okumakta yarar var. TAYFUN ERCAN- KENT YAŞAM