banner431
banner413
banner246
16 Aralık 2018 Pazar 17:41
"Üretmeyen, düşünmeyen belediye meclisine girmesin..!"

Sarıyer Belediye Meclis Üyesi Aday Adayı Ahmet Güveloğlu, belediye meclis üyesi olacak kişilerin kendi alanlarının uzmanı ve üreten kişilerden seçilmesi gerektiğini belirtti. Güvenoğlu yaşamı boyunca her zaman doğrudan yana olduğunu, toplumun menfaatine olan doğru şeylerin yapılması için mücadele verdiğini belirtip, “Meclis üyesi seçilirsem Sarıyer için doğru hizmet verilmesi, doğru yatırımlar yapılması ve birlikte yürüdüğüm arkadaşlarımın her zaman doğrudan yana olması için mücadele edip, tavır koyacağım” dedi.

Güveloğlu belediye başkanlığı için üçüncü kez aday adayı olan Şükrü Genç’i de Sarıyer’in olmazsa olmazı olarak gördüğünü  söyledi.

CHP Sarıyer İlçe Başkanlığı’nda geçen dönem eğitimden sorumlu başkan yardımcısı olarak görev yapan Ahmet Güveloğlu, siyaset, eğitim, mülkiyet sorunu ve meclis üyesi aday adaylığıyla ilgili olarak gazeteci Tuncay Dağlı’nın sorularını cevapladı..

“DENİZDE BİR DAMLA OLMAK ADINA GÖREV İSTİYORUM”

-Sayın Güveloğlu belediye meclis üyesi olursanız neler yapmayı planlıyorsunuz?

- Ben öncelikle bir eğtimciyim ancak üniversite öğrenciliğimden bu yana her zaman aktif olmasam da siyasetin içindeydim. Her şeyin başının eğitim olduğunu kabul ediyorum. Emekli olduktan sonra Sarıyer için, burada yaşayan insanlarımız, gençlerimiz için ben de birşeyler yapabilirim diye düşünerek aktif  siyasete girdim. Sarıyer’deki eğitimle ilgili eksiklerin giderilmesi için çaba harcayacağım. Belediyemize ait SAGEM’ler var, onların faaliyet alanlarında görev üstlenebilirim. Bahçeköy’deki kız konuk evi yeterli gelmediği için Sarıyer’de kapsamlı ve daha büyük bir öğrenci yurdu olsun istiyorum. Geçmişteki eğitim sistemi daha iyiydi. Bugün çocuğu geleceğe hazırlayan bir eğitim sistemi yok. Hükümettte sosyal demokrat bir iktidar olsa eğitimi daha ileriye taşıyacak, modernize edecek bir sistem uygulanırdı ama şimdi bu yapılmıyor. Şuanki yöneticilerin, “Eğitimsiz insanlar hiç bir şey düşünmeden bana oy veriyor, benim tabanımı da bunlar oluşturuyor” diye düşündüklerini sanıyorum. Ülkemiz için olması gerekenin tam tersi bir eğitim sistemi uygulandığından, ben burada denizde bir damla olmak adına görev ve sorumluluk üstlenmek istiyorum.

BELEDİYE MECLİSİNDE EĞİTİMLİ VE BİLGİLİ KİŞİLER OLMALI

-Sarıyer Belediyesi eğitimle ilgili ne gibi çalışmalar yapıyor?

-Belediyeye ait Gençlik Eğitim Merkezleri’nde (SAGEM) okul saatleri dışında öğrencilere ücretsiz destek eğitimi veriliyor, derslerle ilgili eksiklikleri giderilmeye çalışılıyor. Çocukların sosyal ve kültürel yönleri geliştirilip, bedensel ve zihinsel becerileri artırılıyor. Sarıyer Akademi’de üniversiteye hazırlık kursu veriliyor. Ayrıca belediyemiz okulların temizliğini yaptırıyor, çeşitli ihtiyaçlarını karşılıyor. Okullar tamamen yerel yönetimlere bağlansa eğitim hizmeti daha çağdaş, modern ve gençlerin her anlanda iyi yetişmesi için yararlı olur düşüncesindeyim.

-Sizce belediye meclis üyesi adaylarının belirlenmesinde hangi kriterler öne çıkmalı?

-Belediye meclis üyeleri içinde her meslekten kişiler olmalı. Yani hukuksal bir sorun ortaya çıkarsa o konuda görüş bildirmesi için bir hukukçu gerek, çevreyle ilgili bir çalışma düzenleme gerekiyorsa bir mühendis, imar planlarıyla ilgili bir mimar olması gerekir. Eğitim, sağlık, maliye konularında eğitimli uzman kişilerin mecliste olması gerektiğine inanıyorum. Kalıcı hizmetler üretmek için böyle yapmak gerek. Sarıyer farklı bir coğrafi konuma sahip. Yeni yatırımlara ihtiyacı var. Meclis üyelerinin liyakat ve nitelikleri ön plana çıkarılarak belirlenmesi lazım diye düşünüyorum. Eğtim sorununu ancak bir eğitimci doğru olarak meclise getirir, sağlık sorununu doktor daha iyi görür ve çözüm önerisi sunar.

“HER ZAMAN DOĞRU OLANI SAVUNURUM”

-Belediye meclis üyesi olsanız, belediye başkanı bir konuda karar verse, siz onu yanlış olarak görseniz karşı çıkar mısınız, yoksa boş yere sivrilip, göze batmayayım diyerek görmezden mi gelirsiniz?

-Yanlışsa eğer, ben onun yanlışlığını söylerim ve doğru olanın yapılması için öneride bulunup, doğru olanın yapılması için mücadele ederim. Doğru bir uygulama varsa da onun daha ileriye taşınması için katkı sunmaya çalışırım.

-Meclise girdiğinizde kentin ve insanların sorunlarını gözlemleyip, ihtiyaçlarını tespit edip çözüm getirilmesi için meclis toplantılarında anlatır mısınız, yoksa ne derlerse elinizi kaldırıp “evet” diyenlerden mi olursunuz?

-Ben kesinlikle ne derlerse “evet” demem. Benim bildiğim doğruyu karşımdaki insanlara anlatırım. Bu yüzden kabul görür ya da görmez, ben üzerime düşeni yapar, doğruları orada söylerim. Kendi aramızda olan bir konuyu kendi grubumuzda tartışırım, bana göre doğru olanı söyler, kanıtlamaya çalışırım. Ama yanlış bir şey yapılıyorsa da bunu sokakta başkalarıyla paylaşmam. Kendi grubumda yanlış olduğunu ispatlamak için uğraşırım.

“İŞİNİN GEREĞİNİ YAPMAYAN MECLİSTE OLMAMALI”

-Uyumlu biri olduğunuzu mu söylüyorsunuz?

-Uyumluyum ama doğrudan yana uyumluyum. Uyumlu görünmek için yanlışa evet demem. Herşeye kabul manasında elimi kaldırmam, doğru bildiğim şeyleri yaparım. Bunu böyle yapmak zorundayım. Yoksa kişiliğimden ödün vermiş olurum.

-Yüz civarında belediye meclis üyesi aday adayı var. Siz adayların nasıl belirlenmesini istersiniz?.

-Ben belediye meclisinde ‘illaki ben meclis üyesi olacağım’ diyenlerin değil, birşeyler üreten kişilerin olmasını istiyorum. Mesleklerden olması gerekir. Bir şey üretmeyen, düşünmeyen meclise girmesin. İnsan işinin gereğini yapmayacaksa orada olmamalı. İş olsun diye bir koltuğu işgal etmemeli.

-Sarıyer’in ne sorunu var diye sorulunca ilk akla gelen hemen mülkiyet sorunu diyorlar. Bu sorun neden çözülmüyor? Yoksa bu sorunun varlığı siyasetçilerin işine mi geliyor, kullanıyorlar mı?

-Ben yıllarca Çayırbaşı Mahallesi’nde oturdum. Daha önceki belediye başkanları seçim öncesi gelip hep bu konuda vaatlerde bulundular. Hatta biri çıkıp “bize oy verin, tapularınız arabanın bagajında duruyor” dedi. Daha sonra geldiklerinde de tesledik ve “bunu yapmayacaksınzı” dedik. Şimdi İmar Barışı diye bir kanun çıktı, ne kadar yararlı olur, sorunlara ne kadar çözüm getirir bilemeyiz. Bizim Belediye Başkanımız bu konuda “İmar Barışı’nın sadece “barış” kelimesi güzel gerisi güzel değil, çünkü çözüm değil diyor. Ben de aynısını düşünüyorum. Kalıcı bir çözüm değil.

“UMUT TACİRLİĞİ YAPILIYOR..!”

-Sarıyer halkının içinden çıkmış, sorunlarını bilen öz evlatları bu sorunu kırk elli yıldan beri neden çözmüyor, çözmek mi istemiyor?

-Ben bu sorunun çözüme kavuşturulmasının sağ görüşlülerin işine geleceğini sanmıyorum.  “Bugün çözerim, yarın çözerim” diyerek ümit verip, kullanmak istiyorlar. Çözerse zaten rant da elinden gidiyor, bunu bilip, görüyorlar, bu nedenle de çözmüyorlar. Bana göre yüzde yüz umut tacirliği var. Çünkü sorunlar çözülmüşse insanlar daha mantıklı düşünüyor. Daha doğru kararlar veriyor. Ama bir sorunu varsa, bu konuda birine de muhtaçsa “benim sorunumu bu çözecek” düşüncesiyle hareket ediyor. Bu sefer sorunun çözümü hep öteleniyor, umut dağıtan da bundan faydalanıyor. İnsan birine muhtaçlık duymazsa daha doğru karar verir. Daha mantıklı düşünür. Ayrıca daha başka şeyler ister.

-Kendine muhtaç bırakıp yönetme taktiği mi uygulanıyor?

-Aynen.. Yüzde yüz öyle yapılıyor.. Çünkü kırk yıldan beri buradayım, hep var ve de devam edecek gibi görüyorum. İmar Barışı’nın da gecekonduların sorununu çözeceğine değil, büyük rant peşinde koşanların işine yarayacağına inanıyorum. Belediye Başkanımız Şükrü Genç kalıcı çözümler getirmek istiyor. İnsanlar Sarıyer’den gitmesin, yıllardan beri emek verdiği, çilesini çektiği bu topraklarda yaşamaya devam etsin istiyor. Ben de aynı düşüncedeyim, Sarıyerli Sarıyerde kalmalı. İmar Barışı’nın da, kentsel dönüşümün de yerinde ve insanları yaşadığı yerden etmeden yapılmasından yanayım. Yoksa “gel sana Kağıthane’de veya bir başka ilçede ev verelim” deyip, komşularından, anılarından, toprağından söküp atmak doğru değil.

“ŞÜKRÜ GENÇ’İ SARIYER’İN OLMAZSA OLMAZI OLARAK GÖRÜYORUM”

-Şükrü Genç’in başkanlığını nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Şükrü Başkan hiçbir zaman insanlar arasında parti ayrımı yapmıyor, yaptığını görmedim. Seçildikten sonra burada yaşayan herkesin belediye başkanı oldu. Bunu bütün samimiyetimle söylüyorum. İmar konusunda da doğru şeyleri söylediğine inanıyorum. Bana göre iyi bir beledİye başkanIığı yapıyor. Halkla içiçe olması, insanlarla kaynaşması, değer vermesi, geleceğe dair projeler üretmesi, çocuklara, kadınlara, engellilere, yaşlılara ayrı ayrı değer verip, ilgilenmesi bence çok iyi meziyetlerinden. Bu nedenle Şükrü Başkan’ı Sarıyer’in olmazsa olmazı olarak görüyorum.

-Siyaseti yapma anlayışınız nedir?

-Ben bugün buraya geleyim de yarın ne olursa olsun, ben günümü gün edeyim diye hiç düşünmedim. Kalıcı olmak için yarını düşünmek gerekir. Eğer üstlendiğiniz görevi yaparken, -bu belediye başkanlığı da olabilir-  eğer yarını düşünüp, kalıcı işler yapmıyorsanız, insanlara bu çerçevede, bu anlayışla hizmet üretmiyorsanız görev süreniz dolunca “sıradan biriydi gitti” derler. Kalıcı olmak için doğru şeyler yapmak gerek. Bir aşçıysanız güzel yemek yaparsanız müşteriniz çok olur, iyi eğitim veren bir öğretmenseniz saygı duyulur ,sevilirsiniz, okul müdürüyseniz doğru işler yaparsanız iyi biri diye anılırsınız. Şükrü Genç’in de bu anlamda kalıcı olduğuna inanlardan biriyim. Çünkü doğru işler yapıyor.

-Şu an belediye meclis üyesi aday adayısınız; sizin adaylığınıza karar verecek olanlar, size “bizim bir çalışma sistemimiz ve ekibimiz var, seni de bu ekibe dahil etmek istiyoruz ama biz ne söylersek itiraz etmeden yapacaksın. Kabul ediyorsan aday olursun” dese nasıl karşılarsınız?

-Onu kabul etmem. Çünkü bir kişi özgür olmalı. Doğru olan düşüncelerini söyleyebilmeli. Doğru olanı yapmak gerekir diye düşünüyorum. Benim için doğru olan bir başkası için doğru olmayabilir ama ben doğru olan yapılsın isterim. Bu yüzden kayıtsız şartsız ben şurada olayım düşüncesini kabul etmem. Doğrunun mücadelesini veririm.

-Peki siz hep doğrudan yana olup, doğruyu savunduğunuz halde karşınızdaki insan yanlışta ısrar ediyor ve size de peşimden geleceksin diyorsa, bırakır mısınız?

-Siyaseti bırakıp, köşeme çekilmem, onu doğruya çekmek için ikna etmeye çalışır, bu yönde çaba harcarım. Hayatımda hiç bir zaman mücadeleden kaçmadım. Bu hep böyle oldu böyle de olacak. Özel yaşamımda da hep böyle oldu. Bu bir dik başlılık değil, doğrudan yana olup, doğruların yapılması için mücadele etmektir.

Ahmet Güveloğlu kimdir?

1953’te Adana’nın Kadirli ilçesinde doğdu. Adana Eğitim Enstitüsü Matematik Bölümünü bitirdi. 33 yıl öğretmenlik yaptı. 7 yıl önce ermekli oldu. 5 yıldır aktif siyaset yapıyor. Öğretmenlikten emekli olduktan sonra CHP Sarıyer İlçe Başkanlığı’nda eğitimden sorumlu ilçe başkan yardımcılığı yaptı. Sarıyer Belediyesi’nin Ayazağa’dan sorumlu sosyal işler elemanı olarak görev üstlendi. Endüstri mühendisi olan bir oğlu, iki torunu var.

Öğretmen okulunda (1979) arkadaşlarının mahkemedeki davasını takip etmeye giderken Adana İnönü Parkı’nda silahlı saldırıya uğradı, sol omzuna saplanan kurşunu halen hak hukuk peşinde koştuğu o günlerin bir anısı olarak madalya gibi taşıyor.


Son Güncelleme: 16.12.2018 21:21
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner272