Türkiye’nin toplumsal hafızasında derin yaralar açan büyük felaketlerin ardından geçen süreler, 2002 ve 2026 yıllarını şaşırtıcı bir noktada birleştiriyor. 2002 yılı, asrın felaketi olarak adlandırılan 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden geçen üçüncü yıl olarak kaydedilmişti. Bugün içinde bulunduğumuz 2026 yılı ise, yine büyük bir yıkıma yol açan 2023 Kahramanmaraş depremlerinin üçüncü yıl dönümüne tekabül ediyor. Her iki dönemde de Türkiye, devasa bir yeniden yapılanma süreciyle uğraşırken aynı zamanda derin bir ekonomik krizle mücadele ediyor. Vatandaşların satın alma gücündeki düşüş ve enflasyonist baskılar, 24 yıl önceki o zorlu günlerin atmosferini bugün de sokaklara yansıtıyor.

ORTADOĞU’DA SAVAŞ TANBURLARI VE DÜNYA KUPASI HEYECANI

Uluslararası siyaset ve spor dünyasında yaşanan gelişmeler de bu iki dönem arasındaki benzerlikleri pekiştiriyor. 2002 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Ortadoğu’ya yönelik müdahaleleri bölge dengelerini sarsarken, 2026 yılında da benzer bir askeri hareketliliğin yaşanması küresel bir gerilim hattı oluşturuyor. Bu puslu hava içerisinde Türk halkı için en büyük moral kaynağı ise yine yeşil sahalar oldu. Türkiye, 2002 yılında son kez katıldığı Dünya Kupası’nda tarihi bir başarıya imza atmıştı. Tam 24 yıl aradan sonra milli takımın yeniden Dünya Kupası vizesi alması, tarihsel döngünün en dikkat çekici tesadüflerinden biri olarak spor tarihine geçiyor.

Londra’da Türk Aileye Kurye Kılığında Tuzak: Maskeli Saldırganlar Dehşet Saçtı!
Londra’da Türk Aileye Kurye Kılığında Tuzak: Maskeli Saldırganlar Dehşet Saçtı!
İçeriği Görüntüle

SİYASETİN DEĞİŞMEYEN DENGELERİ VE YARGI KISKACI

Siyasi arenadaki aktörler ve yargı süreçleri, 2002 ile 2026 arasındaki paralelliği en çarpıcı haliyle ortaya koyuyor. 2002 yılında MHP’nin iktidarın kilit ortağı olduğu yapı, bugün de Cumhur İttifakı bünyesinde benzer bir ağırlıkla devam ediyor. Ancak asıl benzerlik, muhalefet liderlerinin hukuk karşısındaki durumlarında gizli. 2002 yılında Recep Tayyip Erdoğan siyasi yasaklı olarak seçimlere girmeye hazırlanırken, bugün Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu yargılandığı dava süreci siyasetin merkezine oturmuş durumda. 2002 yılı, Türkiye’de köklü bir iktidar değişiminin yaşandığı son tarih olmuştu. Şimdi ise 2026 yılında, tüm bu benzerliklerin ardından "Sandıkta bir değişim yaşanacak mı?" sorusu, tıpkı 24 yıl önce olduğu gibi yanıtını arayan en büyük muamma olarak karşımızda duruyor.