Törende söz alan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, bilimsel çalışmaların inanç tarihindeki kritik rolüne vurgu yaptı. Yazgı, bu törenin sadece ödül dağıtmaktan ibaret olmadığını, asıl amacın "can olmak, bir olmak ve beraber olmak" felsefesini bilimsel bir zemine oturtmak olduğunu ifade etti.
Konuşmasında kalemini ve zihnini bu kadim kültüre vakfeden akademisyenlere teşekkür eden Yazgı, şu dikkat çekici ifadeleri kullandı:
"Bu buluşma, Aleviliğin inanç ve kültür hafızasının gerçek manada bilimsel temellerle anlatılması için büyük bir yol açıyor. Buradaki ödüller semboliktir; aslolan niyetimizdir. Bizim tarihimiz, başka milletlerin tarihine benzemez. Bizim geçmişimiz acılarla, kahramanlıklarla ve omuz omuza verilen mücadelelerle örülüdür. Bu birikimin doktora ve yüksek lisans tezleri gibi akademik çalışmalarla ortaya konması, Alevilik ve Bektaşiliği tüm dünyaya en doğru şekilde anlatmanın tek yoludur. Bakanlık ve devlet olarak bu takdire şayan mücadelede her türlü desteği sağlamaya kararlıyız."
"Uluslararası Bir Akademi Ağı İnşa Ediyoruz"
Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Haydar Baki Doğan ise etkinliğin vizyoner yanına değindi. Doğan, temel hedeflerinin Alevilik ve Bektaşilik alanında çalışan genç araştırmacıları dünyanın dört bir yanındaki kıdemli akademisyenlerle bir araya getirmek olduğunu belirtti. Bu girişimin, uluslararası bir "Alevi akademi ağı" kurmanın ilk ve en sağlam adımı olduğunu vurguladı.
Doğan, bilginin eğitim yoluyla topluma sunulmasının kaçınılmaz bir tarihi sorumluluk olduğunu hatırlatarak, federasyonun inancı görünür kılma ve uluslararası düzeyde tanıtma görevini üstlendiğini ifade etti.
Eğitimde Somut Adımlar: Burslar ve Barınma Çözümleri
Haydar Baki Doğan, konuşmasında federasyonun sadece teoride değil, pratikte de gençlerin yanında olduğunu kanıtlayan veriler paylaştı. Üniversite öğrencilerinin barınma sorununa karşı Cemevlerinin kapılarını açtıklarını belirten Doğan, lisansüstü düzeydeki uzman açığını kapatmak için başlattıkları burs programının meyvelerini vermeye başladığını söyledi:
"2021 yılında 8 yüksek lisans ve 4 doktora öğrencisi olmak üzere toplam 12 canımıza burs vermeye başladık. Bugün bu burslar sayesinde eğitimlerini tamamlayıp uzmanlaşan akademisyenlerimizi görmek, bizim için en büyük gurur kaynağıdır."
Dünya Mazlumlarına Selam: "Nerede Bir Can Yanıyorsa Kalbimiz Orada"
Etkinlikte akademik başarılar onurlandırılırken, Orta Doğu’da yaşanan insani dramlara da sessiz kalınmadı. Haydar Baki Doğan, Gazze’de yaşananları "21. yüzyılın soykırımı" olarak nitelendirerek, masum sivillerin katledilmesinin insanlık onuruna vurulmuş ağır bir darbe olduğunu savundu.
Komşu ülke İran halkıyla dayanışma içinde olduklarını belirten Doğan, Alevi toplumunun evrensel bakış açısını şu sözlerle özetledi:
"Bizim için mazlumun kimliği, dili ya da inancı yoktur. Nerede bir can yanıyorsa kalbimiz orada atar. Tarih boyunca ötekileştirilmiş bir toplum olarak, bölgemizde körüklenen mezhep çatışmalarına karşı herkesi dikkatli olmaya davet ediyoruz."
Yasal Statü ve Eşit Yurttaşlık Talebi
Hukuki ve sosyal beklentileri de dile getiren Doğan, 2016 yılındaki AİHM kararlarını hatırlatarak Cemevlerinin artık "kültür merkezi" değil, "ibadethane" statüsüne kavuşturulması gerektiğini söyledi. Bu durumun yasal güvence altına alınması gerektiğini savunan Doğan; genel bütçeden adil pay ayrılması, inanç önderlerinin kamu hizmetlerinden yararlanması ve devletin her türlü dinsel dayatmadan arınmış, "özgür ve eşit yurttaşlık" temelinde yapılanması gerektiğini kritik bir talep olarak sundu.

Geniş Katılım ve Sanatsal Kapanış
Törene devletin ve sivil toplumun pek çok önemli ismi katılım gösterdi. Katılımcılar arasında;
-
İstanbul Vali Yardımcısı Mustafa Asım Alkan,
-
Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin,
-
İBB Sivil Toplum İlişkileri Genel Müdürü Vedat Kara,
-
Cem Vakfı Genel Başkanı Ahmet Rasim Tükek,
-
Federasyona bağlı vakıfların inanç önderleri ve siyasi parti temsilcileri yer aldı.
Bilimsel başarıların ödüllendirilmesinin ardından, inancın özünü yansıtan bir müzik dinletisi ile etkinlik sona erdi. Bu anlamlı gece, Alevilik ve Bektaşiliğin sadece bir gelenek değil, yaşayan ve gelişen bir bilimsel araştırma alanı olduğu gerçeğini bir kez daha kanıtladı.








