Türkiye ekonomisinin son beş yılına damga vuran Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulaması, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) son verilerine göre fiilen sona erdi. Bakiyesi 5 milyar liranın altına kadar gerileyen sistem, Merkez Bankası'nın (TCMB) 2025 yılındaki kararlı tasfiye stratejisiyle tamamen eridi. Ancak geride kalan tablo, Türk lirasını korumak için harcanan milyarlarca dolarlık kamu kaynağının dövizdeki yükselişi engelleyemediğini kanıtladı.
NEBATİ’NİN "EN ZAYIF" DEDİĞİ TL REKOR DEĞER KAYBETTİ
KKM’nin mimarlarından dönemin Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, uygulamanın başında "Türk lirası en zayıf durumunda, daha gideceği yer yok" diyerek vatandaşlara güven vermişti. Ancak o dönem 13 TL seviyesinde olan dolar kuru, KKM süresince durdurulamadı. Bugün gelinen noktada doların 43 lirayı aşması, uygulamanın kur üzerindeki baskılayıcı etkisinin uzun vadede başarısız olduğunu ortaya koydu. TL, gelişen ülke para birimleri arasında en zayıf performansı sergileyen para birimi olma unvanını korudu.
52 MİLYAR DOLARLIK SİYASİ GERGİNLİK MÜDAHALESİ
Uygulama süresince Merkez Bankası, sadece KKM ödemeleriyle değil, piyasadaki kur baskısını hafifletmek için yaptığı rezerv satışlarıyla da büyük kayıplar verdi. Özellikle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alındığı dönem gibi siyasi tansiyonun yükseldiği kritik kavşaklarda, kurdaki sıçramayı önlemek adına yaklaşık 52 milyar dolarlık döviz satışı yapıldığı kayıtlara geçti.
2025 TASFİYE YILI OLDU
Ekonomi yönetiminin 2025 yılı para politikası metninde ana hedef olarak belirlediği KKM’den çıkış süreci hızla tamamlandı. Şubat ayında şirketlerin (tüzel kişiler), ağustos ayında ise bireylerin hesap açma işlemlerinin durdurulmasıyla sistemin fişi çekildi. 2024 sonunda 1 trilyon liranın üzerinde olan bakiye, bir yıl içinde neredeyse sıfıra inerek Türk ekonomi tarihinin en maliyetli dönemlerinden birini kapattı.




