Araştırma ekibi, saha çalışmalarında ABD Hava Kuvvetleri'nin araştırmalarıyla geliştirilen ve yüzeyin çok daha derinlerine inebilen özel bir görüntüleme sistemi olan BakhtarRadar'ı kullandı. Dr. Khosrow Bakhtar liderliğinde yürütülen bu hassas taramalar sonucunda, tekne şeklindeki gizemli yapının içinde 156 metre uzunluğunda güçlü yüzey altı anomalileri ve birbirinden farklı katmanlar tespit edildi. Elde edilen bu kritik veriler, bölgenin yalnızca homojen bir kaya bloğundan ibaret olduğu yönündeki eski ve yaygın inancı da büyük ölçüde çürütmüş oldu.
Bilimsel Hassasiyet ve Temkinli Yaklaşım
Projede yer alan "Noah’s Ark Scans" ekibinin kurucusu Andrew Jones, şimdiye kadar işlenen derin okumaların, formasyon ile altındaki ana kaya arasında net bir sınır ortaya koymadığını vurguluyor. Durupınar Formasyonu'nun Nuh'un Gemisi'ne ait kalıntılar olduğuna kuvvetle inandıklarını belirten Jones, tam da bu nedenle bölgeyi mümkün olan en zorlu bilimsel testlerden geçirmek istediklerinin altını çiziyor. Ancak uzmanlar heyecana kapılmadan önce gerçekçi bir duruş sergiliyor; mevcut radar verilerinin şimdilik bir ön inceleme niteliği taşıdığını ve bu anomalilerin tek başına yapının arkeolojik bir kökeni olduğunu kanıtlamaya yetmeyeceğini şeffaflıkla kabul ediyorlar.

Hedefli Sondaj ve Beklenen Teknik Rapor
Araştırma ekibi şu sıralar elde edilen devasa veriyi titizlikle analiz etmeye devam ediyor. Dr. Bakhtar, sahadaki sondaj çalışmalarının en doğru noktalarda yapılabilmesi için toplanan yeraltı verilerini dikkatle değerlendirdiklerini belirtiyor. Gelişmiş radar teknolojisinin, taşlaşmış ve insan eliyle işlenmiş ahşap kalıntıları doğal kaya oluşumlarından ve değişen minerallerden ayırt edebilme yeteneğine güvenen araştırmacılar, önümüzdeki haftalarda detaylı bir ön teknik rapor yayımlamaya hazırlanıyor. Bu rapor, yeraltı jeolojisine dair çok daha net bir tablo sunarak nokta atışı sondaj yerlerinin belirlenmesine rehberlik edecek.
Çamurun Altından Çıkan Asırlık Gizem
Türkiye'nin en yüksek zirvesi olan Ağrı Dağı'nın yaklaşık 29 kilometre güneyinde konumlanan Durupınar Formasyonu'nun modern dünya ile tanışması yaklaşık bir asır öncesine dayanıyor. Tarihi kayıtlara göre, 1948 yılının Mayıs ayında bölgede yaşanan şiddetli yağışlar ve depremler, yüzeydeki çamur tabakasını yıkayarak bu devasa tekne silüetini ortaya çıkarmıştı. İlk olarak bölgedeki bir çoban tarafından tesadüfen keşfedilen bu gizemli yapı, o günden bu yana efsanenin izini süren araştırmacıların en büyük odak noktalarından biri olmaya devam ediyor.






