Esenyurt Belediyesi’ne yönelik 30 Ekim 2024’te düzenlenen operasyonla tutuklanıp görevinden uzaklaştırılan ve yerine 31 Ekim 2024'te kayyum atanan Ahmet Özer, belediyede kayyum yönetimi dönemine ilişkin yürütülen yeni soruşturma ve iddialarla ilgili kamuoyuna yazılı bir açıklama yaptı.
"Hakkımdaki Rüşvet ve İhale İddialarından Beraat Ettim"
Yürütülen adli süreçlere değinen Ahmet Özer, şahsına yöneltilen suçlamalardan aklandığını hatırlattı:
"31 Mart 2024’te Esenyurt halkının özgür iradesiyle üstlendiğim belediye başkanlığı görevinden haksız ve hukuksuz bir şekilde uzaklaştırıldım. Yerime kayyım atandı, belediye meclisi işlevsiz hale getirildi. Hakkımda yürütülen soruşturmada rüşvet suçu açısından takipsizlik kararı verildi; yapılan yargılamada ise şahsıma isnat edilen ihaleye fesat karıştırma suçundan beraat ettim. İddianamede yer almayan 'ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma' suçundan verilen karara karşı ise hukuki mücadelemi sürdürüyorum."
"Kayyum Yardımcısının Evindeki Para ve Ziynet İddiaları Araştırılsın"
Kayyum yönetimi döneminde atanan isimlere yönelik rüşvet ve yolsuzluk iddialarına dikkat çeken Özer, kayyum tarafından atanan Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş hakkındaki iddialara sert tepki gösterdi:
*"Kamuoyuna yansıyan haberlere göre, kayyum tarafından atanan Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş’ın evinde yapılan aramada yüklü miktarda döviz ve ziynet eşyası, hesap hareketlerinde ise halkımızın deyimiyle ‘servet’ değerinde bir para akışı tespit edildiği iddia edilmektedir.
Bu iddiaların tüm yönleriyle araştırılması, suçun ve sorumluların hukuk çerçevesinde ortaya çıkarılması gerekir. Kayyum dahil, hiç kimse, hangi makamda bulunursa bulunsun, hukukun üstünde değildir. Belediye, Esenyurt halkına ait bir kamu kurumudur; bütçesi milletin parasıdır. Seçilmiş yönetimden nasıl hesap soruluyorsa, atanmış yönetimden de aynı ölçüyle hesap sorulmalıdır. Adalet, seçilmişe ayrı, atanmışa ayrı işlemez."*
"Esenyurt Halkı Adına Soruyorum: İhaleler Nasıl Denetlendi?"
Kamu kaynaklarının kullanımı ve şeffaflık konusunda Esenyurtlular adına yetkililere sorular yönelten Özer, açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Seçilmiş belediye başkanı görevinden uzaklaştırılırken kamu yönetiminde şeffaflık ve hesap verebilirlik hangi ölçütlere göre sağlandı? Belediyenin ihaleleri, hakkedişleri ve kamu kaynaklarının kullanımı hangi denetim mekanizmalarıyla kontrol edildi? Kamuoyuna yansıyan bu ciddi iddiaların arkasındaki bütün bağlantılar açıklığa kavuşturulacak mı?"
"1 Yıldır Tahliye Oldum Ama Göreve İade Edilmedim"
Seçmen iradesine vurgu yaparak görevine iade çağrısında bulunan Ahmet Özer, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"Bir yıldır tahliye edilmiş olmama rağmen hâlâ görevime iade edilmiş değilim. Oysa Esenyurt’ta her iki seçmenden birinin oyunu alarak (227.608 yurttaş) seçilmiş bir belediye başkanı olarak mazbatam bir kâğıt parçası değil, halkın mühürlenmiş iradesidir. O mazbatanın çiğnenmesi 1 milyonu aşkın nüfusu olan Esenyurt halkının mağdur edilmesidir.
Bizim talebimiz intikam değil, adalettir. Ayrıcalık değil, eşit hukuktur. Buradan, seçmen iradesine yapılan müdahaleye karşı vicdani ve demokratik itirazımızı bir kez daha dile getiriyor, bir an önce göreve iademizi bekliyoruz."




