Küçükçekmece’de personel eğitimleri sürüyor
Küçükçekmece’de personel eğitimleri sürüyor
İçeriği Görüntüle

Eğitim dünyasında giderek derinleşen ekonomik ve idari kriz, öğretmenleri bir kez daha sokağa döktü. Avcılar’da bir araya gelen iki sendikanın temsilcileri ve çok sayıda öğretmen, özel sektörde yaşanan hak ihlallerini ve kamuda liyakatsizliğin geldiği boyutu kamuoyuyla paylaştı.

"PATRONLARIN İNSAFINA TERK EDİLDİK, İSTİFAYA ZORLANIYORUZ"

Eylemde ilk sözü alan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası temsilcisi, Ankara’da 14 Haziran’dan bu yana açlık grevini sürdüren meslektaşlarının polis şiddetine, darba ve biber gazına maruz kaldığını hatırlatarak sözlerine başladı. Özel kurumlardaki sömürü çarkını ifşa eden sendika temsilcisi şu çarpıcı ifadeleri kullandı:

"Bu sendikayı kurarken önümüzde aşılması güç bir inançsızlık duvarı vardı; çünkü eğitim tamamen patronların insafına ve rantına terk edilmiş durumdaydı. Bugün özel sektörde çalışan bir öğretmen, en iyi ihtimalle 6 aylık ya da 1 yıllık geçici sözleşmelere mahkum ediliyor. Sözleşme süresi bitmeye yakın, kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesin diye tüm öğretmenler baskıyla istifaya zorlanıyor. Kabul etmeyenler ise sistematik mobbinge maruz kalıyor.

Bizi eğitimci olarak değil, modern çağın köleleri olarak görüyorlar. Velileri memnun etmek ve ticari çarkı döndürmek adına, eğitimin tüm pedagojik ilkeleri ayaklar altına alınıyor."

"TÜM ŞARTLARI YERİNE GETİRDİK AMA SÖMÜRÜYE MAHKUM EDİLDİK"

Öğretmenlerin tüm yasal ve akademik yükümlülükleri yerine getirmelerine rağmen sistem tarafından bilerek dışarıda bırakıldığını belirten sendika sözcüsü, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bize 'Okuyun, kolunuza altın bilezik takın' dediler, okuduk. 'Bu yetmez, KPSS'ye girip derece yapın' dediler; gecemizi gündüzümüze kattık, ailemizden feragat ettik ve yüksek puanlar aldık. Ama yine atanmadık! Kazanılmış taban maaş hakkımız elimizden alındı ve hepimiz asgari ücrete mahkum edildik. KPSS'de derece yapıp mülakat tiyatrosuyla elenen binlerce arkadaşımız var. Sırf 'onlardan' değiliz diye yok sayılıyoruz. Sesimizi duyun; bu öğretmenler hepimizin çocuklarını yetiştiriyor."

EĞİTİM EMEKÇİLERİNİN 4 TEMEL TALEBİ:

  • Elinden alınan taban maaş hakkının derhal geri iade edilmesi.
  • Belirsiz süreli (sürekli) iş sözleşmesi hakkı ve kamudaki meslektaşlarıyla eşit özlük hakları.
  • Mülakatlarda haksız yere elenen 1611 mülakat mağduru öğretmenin hemen atanması.
  • Güvencesiz çalışmanın ve sömürünün son bulması.

EĞİTİM-İŞ’TEN BAKAN YUSUF TEKİN’E SERT SALVOLAR: "ALDIĞINIZ AHLAR UNUTULMAYACAK"

Özel sektör öğretmenlerinin haklı eylemine tam destek veren Eğitim-İş İstanbul 3 No'lu Şube Başkanı Oğuz Akkaş ise konuşmasında Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'i ve mülakat sistemini hedef aldı. Eğitim fakültelerinden mühendis değil öğretmen çıktığını hatırlatan Akkaş, tepkisini şu sözlerle dile getirdi:

"Sadece geçen yıl 1611 pırıl pırıl genç, saçma sapan soruların sorulduğu bir mülakat tiyatrosuyla elendi. Derece yapmış çocukların önünü torpille kestiler. Biz sınıfa girdiğimizde öğrencilerin dinine, ırkına, mezhebine bakmayız; eğitimde eşitlik budur. Ama siz atamalarda 'bizden olanlar-olmayanlar' diye ayrım yapıyorsanız samimi değilsiniz.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, kanun hükmünde kararname (KHK) ile bir gecede profesör olup, yine bir gecede emekli edilmedi mi? Kendisi bu tür haksız basamaklarla bir yere geldiği için, bu çocukların hakkını gözetmesini zaten beklemiyoruz. Koltuklar gelip geçicidir Yusuf Tekin, sen elbet bir gün o makamdan gideceksin ama bu gencecik çocukların aldığı ahlar asla unutulmayacak."

"ÜCRETLİ ÖĞRETMENLİK BİR EMEK SÖMÜRÜSÜ DÜZENİDİR"

Avcılar halkına çağrıda bulunarak öğretmenlerin çığlığına sessiz kalınmaması gerektiğini belirten Akkaş, devlet okullarında uygulanan "ücretli öğretmenlik" modeline de sert eleştiriler getirdi:

"24 yıldır Avcılar'da öğretmenlik yapıyorum. Bizler devlet okullarında yoksulluk sınırının üzerinde maaş mücadelesi verirken, bakanlık 'ücretli öğretmenlik' adı altında açlık sınırının dahi altında bir kitle yaratıyor. Okul kapısındaki güvenlik görevlisinden bile daha az maaş alan, güvencesiz bir öğretmenlik modeli kabul edilemez. Gel bakalım Bakan Tekin, sen kendin aylık 20 bin lirayla bu İstanbul'da nasıl yaşayacaksın? Ücretli öğretmenlik sistemi tamamen bir emek sömürüsüdür, gençleri sermayenin kucağına atmaktır. Ben kadrolu bir memur olsam da bu sömürü bitene kadar özel sektördeki dostlarımın yanında olacağım. Öğretmenler mutlu değilse, bu ülkede hiçbir aile mutlu olamaz." KENT YAŞAM HABER MERKEZİ