Açıklamada, saldırıların sadece bir yönetimi değil, doğrudan sivil halkı ve siyasi liderliği hedef aldığı belirtilerek, bu durumun evrensel hukuk ilkelerine aykırı olduğu ifade edildi. Özellikle dini lider Ayetullah Ali Hamaney ve ailesinin yanı sıra; sivillerin, öğrencilerin ve öğretmenlerin hedef alınması sert bir dille eleştirildi.
Açıklamada öne çıkan başlıklar şunlardır:
· Tarihi Dayanışma: Kurtuluş Savaşı vermiş bir halkın evlatları olarak, emperyalist müdahalelere karşı kardeş İran halkı ile dayanışma içinde olunduğu bildirildi.
· Hukuksuzluk Vurgusu: Hiçbir gücün, uluslararası hukuku hiçe sayarak başka bir ülkenin siyasi liderliğini ve sivil halkını cezalandıramayacağı kaydedildi.
· Meşruiyet Eleştirisi: Çocukların bombalar altında can verdiği bir düzenin meşru sayılamayacağı ve bu durumun barışı değil kaosu büyüteceği savunuldu.
"BÖLGEMİZDE YENİ BİR YIKIM İSTEMİYORUZ"
Bölgede Amerika ve İsrail merkezli projelerin yeni bir savaş dalgası yaratmasını kabul etmediklerini belirten Güven, vekâlet çatışmalarına son verilmesi çağrısında bulundu. Uluslararası toplumun, güçlünün keyfi kararlarına göre değil, evrensel ilkeler doğrultusunda hareket etmesi gerektiği hatırlatıldı.
"Sivillerin kanı üzerinden kurulan hiçbir siyasi hesap kabul edilemez. Uluslararası hukuk derhal işletilmeli, saldırılar son bulmalıdır."
Selahattin Güven, bölgedeki istikrarsızlığın daha da büyümemesi için tüm tarafları sağduyuya ve hukuka davet ederek açıklamayı sonlandırdı.
İsterseniz bu açıklamanın ardından bölgedeki sivil toplum kuruluşlarından gelen diğer destek mesajlarını veya diplomatik kanallardaki son gelişmeleri sizin için derleyebilirim.




