CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, insansız hava araçlarının (drone) yalnızca askeri operasyonların değil, iç güvenlik, kritik altyapıların korunması ve toplumsal düzenin doğrudan bir parçası hâline geldiğini belirtti. Bağcıoğlu, drone tehdidinin giderek arttığını ve bu alandaki mücadelenin her geçen gün daha da zorlaştığını vurguladı.

Yazılı bir açıklama yapan Bağcıoğlu, özellikle Ukrayna savaşıyla birlikte düşük maliyetli sistemlerle yüksek etki yaratılabildiğinin açıkça görüldüğünü ifade etti. Dronların günümüzde keşif ve gözetleme faaliyetlerinden ekonomik kesintilere, psikolojik baskıdan doğrudan şiddet eylemlerine kadar geniş bir alanda kullanılabildiğine dikkat çekti. Küçük, sessiz ve kolay erişilebilir olmalarının, bu araçları yalnızca devletlerin değil, devlet dışı aktörlerin ve bireysel faillerin de kullanımına açık hâle getirdiğini belirtti.

ABD Başkanı Trump’tan İran’daki Protestolara Sert Mesaj: “Silahlarımız Hazır”
ABD Başkanı Trump’tan İran’daki Protestolara Sert Mesaj: “Silahlarımız Hazır”
İçeriği Görüntüle

Türkiye’de drone kullanımının Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından kayıt, izin ve uçuş kısıtlamalarıyla düzenlendiğini hatırlatan Bağcıoğlu, 500 gram ve üzeri dronlar için kayıt zorunluluğu ile stratejik alanlar üzerindeki uçuş yasaklarının önemli bir çerçeve sunduğunu ancak mevzuatın tek başına yeterli olmadığını vurguladı. Uluslararası örneklerin, erken tespit, hızlı değerlendirme ve etkin koordinasyonun en az mevzuat kadar kritik olduğunu gösterdiğini kaydetti.

Drone kaynaklı risklerin en zorlayıcı yönlerinden birinin belirsizlik olduğuna işaret eden Bağcıoğlu, bir dronenun kime ait olduğunun ya da hangi amaçla uçurulduğunun çoğu zaman anında tespit edilemediğini belirtti. Havalimanları çevresinde yaşanan ve uçuşların durdurulmasına neden olan vakaların, bu belirsizliğin ekonomik ve psikolojik etkilerini açıkça ortaya koyduğunu söyledi.

Bağcıoğlu, toplumsal farkındalığın drone tehdidine karşı kritik bir unsur olduğunu belirterek vatandaşların olağan dışı drone faaliyetlerini gecikmeden kolluk kuvvetlerine bildirmesinin erken uyarı zincirinin temel halkasını oluşturduğunu ifade etti. Uzun süre aynı bölgede dolaşan, alçak irtifada tekrarlayan güzergâhlarda uçan ya da kalabalık alanlar ve kritik tesisler üzerinde yoğunlaşan dronların her zaman saldırı anlamına gelmeyebileceğini ancak bildirilmesinin risklerin erkenden değerlendirilmesine imkân tanıyacağını vurguladı.

Drone tehdidinin özellikle enerji tesisleri, barajlar, limanlar, havaalanları, haberleşme altyapıları ve veri merkezleri gibi kritik altyapılar açısından daha hassas bir boyut taşıdığını belirten Bağcıoğlu, ABD Federal Havacılık İdaresi verilerine göre 2025’in ilk çeyreğinde ABD havalimanlarında 411 yasa dışı drone ihlalinin kaydedildiğini, bu sayının bir önceki yıla göre yüzde 25’ten fazla arttığını hatırlattı.

Drone teknolojisinin doğru ve yasal şekilde kullanıldığında tarım, sanayi, lojistik ve arama-kurtarma gibi alanlarda önemli fırsatlar sunduğunu belirten Bağcıoğlu, sorumsuz veya kötü niyetli kullanımların ise kamu güvenliği açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. Açıklamasını, “Drone tehdidi artık bir varsayım değildir. Ülkemizdedir, artmaktadır ve mücadele her geçen gün daha da zorlaşacaktır. En etkili yaklaşım; mevzuat, denetim, güvenlik kapasitesi ve toplumsal bilinci birlikte ele alan bütüncül bir perspektif geliştirmektir” sözleriyle tamamladı.