Silivri’de kurulan dev mahkeme salonu, Türkiye’nin siyasi geleceğini yakından ilgilendiren tarihi bir yargılamanın ilk perdesine ev sahipliği yaptı. Aralarında Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu, 107’si tutuklu toplam 402 sanıklı İBB davası, Marmara Açık Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde oldukça gergin bir atmosferde başladı. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, sanık avukatlarının reddi hakim ve dosyaların ayrılmasına (tefrik) yönelik taleplerini, yargılamayı yavaşlatma amacı taşıdığı gerekçesiyle reddederek duruşmanın seyrini belirleyen ilk ara kararını açıkladı.
SAVUNMA MAKAMINDAN "PEŞİN HÜKÜM" VE "SOMUT DELİL" İTİRAZI
Duruşmanın başlangıcında söz alan avukatlar, hazırlanan iddianamenin hukuki dayanaklarını sert bir dille eleştirdi. Murat Ongun’un müdafii avukat Rahşan Sertkaya Daniş, iddianamenin en başından itibaren "Ekrem İmamoğlu suç örgütü" ifadesini kullanarak bir kesin kabul üzerinden hareket ettiğini savundu. Daniş, somut hiçbir delil sunulmaksızın sadece tanık beyanlarına dayanarak 143 eylemin sıralandığını, bu durumun hukuken geçerli bir temeli olmadığını ifade etti. İddianamenin anlatı odaklı olduğunu vurgulayan savunma makamı, mahkemenin bu şartlar altında yargılamaya devam etmemesi gerektiğini talep etti. Sanık Gürkan Akgün’ün avukatı Sinem Keleş Akgün de benzer şekilde, reddi hakim talebi karara bağlanana kadar mahkemenin sadece acil işleri yapabileceğini hatırlatarak usule ilişkin itirazlarını dile getirdi.
SİLİVRİ ŞARTLARINDA SAVUNMA HAKKI VE ALGI YÖNETİMİ ELEŞTİRİSİ
Duruşmada usule dair kapsamlı bir beyanda bulunan avukat Hüseyin Ersöz, yargılama sürecinin yalnızca bir mahkeme faaliyetinden ibaret kalmadığını, soruşturmanın başından itibaren kamuoyu önünde bir algı operasyonuna dönüştüğünü savundu. Ersöz, masumiyet karinesinin ve lekelenmeme hakkının sistematik olarak ihlal edildiğini, kişilerin henüz hakim karşısına çıkmadan basın yoluyla suçlu ilan edildiğini belirtti. Özellikle müvekkili Aykut Erdoğdu üzerinden örnekler veren Ersöz, soruşturma aşamasında herhangi bir kısıtlama kararı olmamasına rağmen usule aykırı engellerle karşılaştıklarını ve tutukluluk devam kararlarının kalıp gerekçelerle verildiğini söyledi. Ayrıca Silivri’deki duruşma salonunun fiziksel yapısının, avukatların müvekkilleriyle temas kurmasını imkansız hale getirdiğini ve bunun "adil yargılanma hakkını" zedelediğini ifade ederek mahkeme heyetini reddetti.
MAHKEME HEYETİNİN KIDEMİ VE BAĞIMSIZLIĞI ÜZERİNE TARTIŞMALAR
Yargılamanın meşruiyeti ve mahkeme heyetinin tarafsızlığı, savunma avukatlarının en çok üzerinde durduğu konulardan biri oldu. Avukat Akın Atalay, bu kadar geniş çaplı ve Türkiye’nin en önemli davalarından biri sayılan bir dosyaya atanan heyet üyelerinin deneyimini sorguladı. HSK verilerine göre heyetin iki üyesinin sadece 2 yıllık kıdeme sahip olduğunu belirten Atalay, davanın doğasına aykırı şekilde "özel atamalarla" oluşturulan bu heyetin tarafsızlığı konusunda toplum nezdinde şüpheler uyandığını savundu. Bu hacimdeki örgütlü suç dosyalarının çok daha kıdemli hakimlerce görülmesi gerektiğini hatırlatan savunma makamı, mahkeme başkanına kendi isteğiyle çekilmesi, aksi halde reddedilmesi yönünde çağrıda bulundu.
"SEN" VE "SİZ" GERGİNLİĞİ
Duruşma esnasında mahkeme başkanı ile avukatlar arasında hitap şekli konusunda da kısa süreli bir tartışma yaşandı. Mahkeme başkanının Ekrem İmamoğlu’na "sen" diye hitap etmesi üzerine bir avukat, tüm tarafların saygı görme hakkı olduğunu hatırlatarak, avukatların heyete "siz" dediği bir ortamda aynı nezaketin kendilerine de gösterilmesi gerektiğini vurguladı. Diğer yandan, avukat Mehmet Selim, örgüt liderliğiyle suçlanan İmamoğlu’nun savunma hakkının öncelikli olduğunu belirterek, Yargıtay’ın emsal kararları doğrultusunda ilk sözün kendisine verilmesini istedi. Avukat Nusret Yılmaz ise davanın gidişatının sosyal medya fenomenleri veya popüler isimlerden değil, doğrudan mahkeme salonundan öğrenilmesi gerektiğini belirterek şeffaf bir yargılama talep etti.
KARŞILIKLI ATIŞMALAR VE İMAMOĞLU’NUN SERT ÇIKIŞI
Savcılık makamının reddi hakim taleplerinin geri çevrilmesi yönündeki mütalaasının ardından mahkeme heyeti, bu taleplerin yargılamayı uzatmaya matbu olduğunu belirterek duruşmaya devam kararı verdi. Bu karar, savunma tarafında büyük bir tepkiyle karşılandı. Avukat Tora Pekin karara itiraz edeceklerini belirtirken, sabahtan beri söz almak isteyen Ekrem İmamoğlu’nun talebi mahkeme başkanı tarafından "duruşmayı sabote ediyorsunuz" denilerek geri çevrildi. İmamoğlu’nun "Siz bu davada sağlıklı yargılama yapamazsınız, böyle olmaz" çıkışına başkan, sırası gelince söz vereceğini söyleyerek yanıt verdi. Heyetin salonu terk ettiği sırada İmamoğlu’nun "İşte böyle kaçarak gidersiniz" sözleri ve salonda atılan sloganlar, davanın ilk gününe damgasını vurdu. İmamoğlu ayrıca duruşma savcısına yönelik olarak "Biraz mertliğiniz varsa benimle tek başıma mücadele edin" derken, savcının parmak sallayarak karşılık vermesi kameralara yansıdı.
Duruşmaya yarın sabah aynı yerleşkede devam edilecek.




