5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 76. maddesi uyarınca kurulan ve kamu tüzel kişiliğine sahip olan Esenyurt Kent Konseyi, katılımcı, şeffaf ve çoğulcu yerel yönetim anlayışının hayata geçirilmesi amacıyla faaliyet yürüttüğünü hatırlattı. Açıklamada, belediyelerin Kent Konseylerini desteklemesinin bir tercih değil, açık bir yasal zorunluluk olduğunun altı çizildi.

“BU YÜKÜMLÜLÜK KEYFÎ UYGULAMALARA BAĞLI DEĞİLDİR”

Kent Konseylerinin çalışma ve faaliyetlerini etkin biçimde yürütebilmesi için belediyeler tarafından mekân, personel, araç-gereç ve benzeri tüm ihtiyaçlarının karşılanmasının kanunla güvence altına alındığı belirtilen açıklamada, bu yükümlülüğün dönemsel tercihlere veya idari tasarruflara bırakılamayacağı vurgulandı.

Ancak Esenyurt Belediyesi’ne kayyum atanmasının ardından, Kent Konseyinin işleyişini doğrudan etkileyen bir dizi uygulamanın hayata geçirildiği ifade edildi.

UYGULAMALAR TEK TEK SIRALANDI

Açıklamada, son dönemde yaşanan uygulamalar şu başlıklar altında sıralandı:

Kent Konseyine tahsisli personelin görevlerinden alınması,

Konseyin temel idari ve fiziki ihtiyaçlarının karşılanmaması,

Kent Konseyinin gerçekleştireceği faaliyetler için salon tahsislerinde ücret talep edilmesi,

Belediye personeli olup Kent Konseyi Yönetiminde görev yapan, seçimle iş başına gelmiş yöneticilerin belediyedeki görevlerine son verilmesi.

Bu uygulamaların, Kent Konseyini fiilen çalışamaz hâle getirmeyi hedeflediği vurgulandı.

“AÇIKÇA HUKUKA VE DEMOKRASİYE AYKIRI”

Esenyurt Kent Konseyi, söz konusu uygulamaların;

Belediye Kanunu’nun 76. maddesine,

Kent Konseylerinin kuruluş amacı olan katılımcı demokrasi ilkesine,

Yenidoğan Çetesi Davası Savcısına Yılmaz Güney'in Ailesinden Suç Duyurusu
Yenidoğan Çetesi Davası Savcısına Yılmaz Güney'in Ailesinden Suç Duyurusu
İçeriği Görüntüle

Sivil toplumun ve hemşehrilik hukukunun güçlendirilmesini esas alan yerel yönetişim anlayışına,

açıkça aykırı olduğuna dikkat çekti.

Açıklamada, Kent Konseylerinin belediyelerin alternatifi değil, tamamlayıcısı olduğu vurgulanarak, Konseyleri işlevsizleştirmenin yalnızca kurumsal bir mesele olmadığına işaret edildi.

“BU, KENTİN SÖZ HAKKININ GASPIDIR”

Kent Konseylerinin etkisizleştirilmesinin; kadınların, gençlerin, çocukların, engellilerin, sivil toplum kuruluşlarının ve kentte yaşayan tüm yurttaşların söz hakkının kısıtlanması anlamına geldiği belirtilerek, bunun kabul edilemez olduğu ifade edildi.

“GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ”

Esenyurt Kent Konseyi açıklamasında şu kararlı mesajlara yer verildi:

Yasal dayanaklardan,

Demokratik meşruiyetten,

Kent hakkını savunma sorumluluğundan

asla vazgeçilmeyeceği vurgulandı.

Konsey, sürecin hukuka, mevzuata ve katılımcı yerel yönetim anlayışına uygun şekilde yeniden değerlendirilmesini, Kent Konseyinin bağımsız, özgür ve etkin çalışma koşullarına kavuşturulmasını talep etti.

KAMUOYUNA ÇAĞRI

Açıklamanın sonunda, yaşanan sürecin yalnızca Esenyurt Kent Konseyini değil, yerel demokrasinin geleceğini ilgilendirdiği vurgulanarak, kamuoyunun ve ilgili tüm kurumların bu konuda duyarlı olması çağrısında bulunuldu.

Esenyurt Kent Konseyi, hukukun üstünlüğü ve katılımcı yerel yönetim ilkeleri doğrultusunda mücadelesini sürdüreceğini kamuoyuna ilan etti.
SÜMEYRA DUĞAN - KENT YAŞAM GAZETESİ