banner246
11 Ağustos 2020 Salı 14:01
Ahmet Davutoğlu, ''KAYYUM DÜZENİ BİTECEK''
banner290


 

Ekonomi başta olmak üzere hükümete sert eleştirilerde bulunan Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Diyarbakır’da partisinin 1. Olağan kongresinde konuştu. Davutoğlu, “Dün birileri “bidon kafalı, göbeğini kaşıyan adam” diyordu; Bunlar daha da ileri gidip vatandaşa doğrudan küfür ediyorlar, küfür.” sözleri dikkat çekti.

Davutoğlu’nun konuşmasından satır başları:

‘’KARDEŞLİK İLE GELDİK’’

Biz takriben bir yıl önce halkımıza yeni bir nefes yeni bir ses olmak üzere yola çıktığımızda “parti kuramazlar dediler”, “kursalar bile bu kasvetli ortamda yola çıkma cesareti gösterecek adam bulamazlar” dediler. Ancak bu halkı tanımıyorlardı ve unuttukları bir gerçek vardı: Bu halk en zor şartlarda bağrından yeni bir çığır açacak yüreğe, zihne ve iradeye sahiptir. İşte bugün bu yürek, bu zihin ve bu irade doğudan batıya güneyden kuzeye bütün bir ülkeye yayılıyor. 5 Temmuz’da “ışık doğudan yükselir” diyerek Batman’da başlattığımız il kongrelerimize Ardahan, Şanlıurfa ve Şırnak ile devam ettik. Cuma günü Alanya ilçe kongremizi yaptıktan sonra Antalya il merkezimizi hizmete açtık. Hatırlarsanız Başbakan olarak Diyarbakır’a yaptığım son ziyarette size “Torosların Türkmen obalarının yiğitlerinden Diyarbakır’ın Kürt aşiret yiğitlerine selam getirdim” demiştim. Ve siz Ulucami meydanını “biji serok vezir Davutoğlu” diye inletmiştiniz.

İşte yine şimdi Toroslardan Karacadağ’a, Göksu’dan Dicle’ye selam ile geldik, barış ile geldik, kardeşlik ile geldik. Batman ve Ardahan’dan aldığımız selamları Antalya’ya götürdük, Antalya’dan aldığımız selamı Diyarbakır’a getirdik. Sizden aldığımız selamı da önümüzdeki hafta Bartın’a, Konya’ya ve İstanbul’a ileteceğiz.

67 İL VE 320 İLÇE ATAMASINI GERÇEKLEŞTİRDİK

Kutuplaşmadan, ötekileştirmeden ve dışlamadan beslenenler bu selam kültürünün adım adım Anadolu’ya yayılmasından korktular. Onlar kendi oluşturdukları korku ve yasaklar iklimine güveniyorlar, biz ise halkımıza ve onun engin irfanına güveniyoruz. Nitekim kuramaz dedikleri Gelecek Partimizi kısa sürede kurduk ve ülkenin her bir köşesine sinmiş karanlığı ve yeis ortamını

Dağıtmaya başladık. Pandemi şartlarının getirdiği kısıtlamalara rağmen bugün itibarıyla 67 il ve 320 ilçe atamasını gerçekleştirdik. Seçimlere katılma yeterliliği bakımından kritik bir eşik olan 41 ilde

yeter ilçe örgütlenmesi sayısına ulaştık. 5 il ve 115 ilçe kongremizi tamamladık.

‘’TÜRK LİRASI DEĞERSİZLEŞTİ’’

Bugün Sur esnafının sorunlarını dinleyeceğiz. Dertler de, feryatlar da kaygılar da aynı. Aş, iş, adalet ve onurlu bir hayat. Size hitap etmek üzere konuşmamı hazırlarken, ekonomide yaşanan son gelişmeler, ve TL’nın değer kaybı üzerinden yaşadığımız fakirleşmeden hareketle bugünkü iktidarı nasıl tanımlayabiliriz diye düşündüm.

Bu iktidarın bugünkü halini tasvir edecek en doğru kelime “değer”sizleşmedir.

Bu iktidarın elinde hukuk “değer”sizleşti.

Bu iktidarın elinde ehliyet ve liyakat “değer”sizleşti.

Bu iktidarın elinde siyasi ahlak “değer”sizleşti.

Bu iktidarın elinde devlet kurumları “değer”sizleşti.

Bu iktidarın elinde milletin vekilleri “değer”sizleşti.

Bu iktidarın elinde eğitim ve kültür “değer”sizleşti.

Bu iktidarın elinde emek “değer”sizleşti. Ve en sonunda bu iktidarın elinde Türk Lirası “değer”sizleşti. Özetle bu iktidarın elinde insan “değer”sizleşti. Hatırlarsanız bize karşı parti-içi darbe yapanlar düşük profilli başbakan istediklerini söylemişlerdi. Kalite ve şahsiyet düşmanı

bu yaklaşım sayesinde önce başbakanlığın profilini düşürdüler, sonra da onu yok ettiler.

Benzer şekilde hukukun, liyakatın, siyasi ahlakın, devlet kurumlarının, milletvekilliğinin, eğitim ve kültürün de önce profilini düşürdüler, sonra anlamsızlaştırdılar ve nihayet değersizleştirdiler.

TL’nın değer kaybı bu profil düşmesi mantığının doğal bir sonucudur. Hukuk, ehliyet, devlet kurumları, demokrasi, milletvekilliği değer kaybederken TL değerini koruyamaz.

Şimdi topyekün bir değer seferberliği ilan etme vaktidir.

Biz Gelecek Partisi olarak bütün bu alanlara değer katmaya geliyoruz.

KAYYUM DÜZENİ BİTECEK

Önce Kürdü bir mesele haline getirdiler sonra da Kürt Meselesini çözümsüzlüğe mahkûm ettiler.

Köhne bir siyaset anlayışı ve darbe ürünü bir anayasa ile insanımızı ayrıştırıp durdular.

Bunların bildiği sizin oyunuzu almak, alamıyorlarsa da sizlere bir kayyum gönderip, arkalarını dönüp gitmek.Sandığa karşı dağı koyanlar da siz kime oy verirseniz verin atadıkları bir KCK komiseri ile kendi istediklerini yaptılar.

Diyarbakırlı Gelecek öncüleri,Sizleri yoksulluğa ve korkuya mahkûm ederek iktidar kuranların düzenini bitireceğiz inşallah. Bunların düzeni yasaklar düzenidir. Gelecek Partisi KCK düzeninin de Kayyum düzeninin de bitmesi için yola çıkmıştır. Milletimiz cesurdur; sizler her türlü bedeli göze alarak haysiyetine sahip çıkmış insanlarsınız. Bunların çarpık düzenine de sizlerle birlikte dur diyeceğiz inşallah.Buradaki hiçbir kardeşimiz yalnız değildir, sahipsiz değildir, yetim ve öksüz değildir.Tek bir vatandaşımızın aidiyet sorunu hissettiği Türkiye huzurlu olamaz...

Bir tek Kürde, Diyarbakır’da, İstanbul’da, Suriye’de, Irak’ta sahip çıkamayan Türkiye kudretli değildir...Müreffeh ve güçlü Türkiye bir tek Kürdü dahi Washington’ın, Moskova’nın, Paris’in, Abu Dabi’nin veya Tahran’ın himayesine mahkum etmeyen Türkiye’dir. Ülkemizin ve halkımızın tarihi ve fiili uzantısı olan Suriye ve Irak’taki Kürt kardeşlerimizi ve kaderdaşlarımızı terör örgütünün ve başka ülkelerin himayelerine terk eden dış politika anlayışı hem insani açıdan hem de ülkemizin stratejik çıkarları açısından tam bir felakettir.

Ülkemizdeki Kürt vatandaşlarımızın aidiyet bilincini, sınır ötesindeki Kürt kardeşlerimizin Türkiye’ye olan güven duygusunu tahkim etmeden bu topraklarda kalıcı huzuru ve güveni ihdas edemez, ülkemizi yükselen bir bölgesel ve küresel güç haline getiremeyiz.

Terörle işbirliği iddiasıyla belediyelere kayyum atayanlara şimdi sormak gerekmez mi? Kırmızı bültenle aranan bir teröristi ekranlarına çıkaran TRT’ye ne zaman kayyum atayacaksınız?

Bu hedefe ulaşabilmek için öncelikle demokratik değerlerinizin olması gerekir. Bunu yapabilmek için bütün ülkede hiçbir ayırımcılığa müsaade etmeyen bir adalet anlayışınızın olması gerekir.

Bunu yapabilmek için, beş yılda bir ideolojik gömlek, siyasi çizgi, ahlaki ölçü ve kimlik değiştirmemeniz gerekir. Bunu yapabilmek için bölgeye, komşu coğrafyamıza, Kürtlerin yaşadığı

coğrafyaya tehdit nazarıyla bakmamanız gerekir. Kürtlere, bölgeye eski Türkiye’nin dışlayıcı gözlükleriyle bakmadığınızda, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin Türkiye’nin nasıl en yakın müttefiklerinden birine dönüştüğüne hepiniz şahitsiniz.

Erbil, Süleymaniye ve Duhok Türkiye’nin doğal uzantısı haline gelmiş, ekonomik ilişkiler zirveye ulaşmıştı. Diyarbakır, bu dostluğun bu kardeşliğin en güzel mitinglerine ev sahipliği yaptı. Bugünden bakınca çok uzak dönemlerden konuşuyormuşuz gibi gelebilir. Halbuki çok yakın bir dönemden bahsediyoruz. Bu iktidarın ülkemizin hiçbir meselesiyle ilgili artık ne ahlaki ne vicdani ne de akli bir söylemi, önerisi, çizgisi kalmamıştır. Bu Makyavelist iktidar önce kendisi gibi düşünmeyen herkesi terörle işbirliği yapan hain ilan ediyor; sonra da Kürt seçmenleri aldatabileceğini düşünerek Osman Öcalan’ı TRT’ye çıkarıyor, Abdullah Öcalan’dan mektup getirtiyor.

Terörle işbirliği iddiasıyla belediyelere kayyum atayanlara şimdi sormak gerekmez mi? Kırmızı bültenle aranan bir teröristi ekranlarına çıkaran TRT’ye ne zaman kayyum atayacaksınız?

Bu gözlükle iktidar ne önünü görebiliyor ne de Türkiye’nin önünü açabiliyor. Bu iktidara göre Kürt Meselesi yoktur, Alevi Meselesi yoktur, Ahlak Meselemiz yoktur hatta Cumhurbaşkanına bakarsanız Ekonomi Meselemiz bile yoktur.Konu ne olursa olsun, hatadan münezzeh, asla yanlış yapmayan, mükemmel bir Türkiye vardır. Bu nasıl bir hayal dünyasıdır? Cevabını vereyim size: Bu hiçbir değerin olmadığı bir dünyadır! Gelecek Partisi ülkemizin ve insanımızın bütün zenginliklerini,

farklılıklarını ve değerlerini korumak için vardır. Onlar değersizleştirdikçe biz insanımıza değer vereceğiz. Onların terk ettiği güzel değerlere biz sahip çıkacak, vazgeçtikleri-inkar ettikleri güzel uygulamaları ihya edecek, işlevsizleştirdikleri kurumları tekrar inşa edeceğiz. Onlar korku aşıladıkça biz umut aşılayacağız.

Gelecek Partisi ülkemizde hiçbir kardeşimizin aidiyet sorunu yaşamadığı, herkesin hukuk önünde eşit olduğu bir ülke arzulamaktadır. Gelecek Partisi ülkemizde görünen ve görünmeyen engellerle hiçbir kardeşimizin işinin, aşının, kariyerinin ve toplumsal konumunun engellenmediği bir Türkiye arzulamaktadır.

Kürt vatandaşlarımızın kendisini özgür, eşit ve huzurlu hissetmediği bir Türkiye’de hiçbirimiz huzurlu olamayız

Ülkemiz geçen yüzyılın kimlik tartışmalarının ve en temel insan hak ve özgürlüklerine ilişkin şikâyetlerin devam ettiği bir ülke olmamalıdır. Açıkça ifade edeyim: Kürt vatandaşlarımızın kendisini özgür, eşit ve huzurlu hissetmediği bir Türkiye’de hiçbirimiz huzurlu olamayız. Yıllarca bu bölgedeki kardeşlerimize kim oldukları ve kim olmaları gerektiği söylenip durdu. Yıllarca Diyarbakırlı kardeşimize Kürt kimliğinin ne olduğu, nasıl olursa makbul bir vatandaş olacağı ve bu kimliğiyle en fazla ne olacağı söylenip durdu. Diliyle, diniyle, bu topraklardaki geçmişiyle ilgili akla ziyan teoriler geliştirildi. Allah’ın bahşettiği en temel hakları olmadık ilkel bahanelerle yok sayıldı.

Ülkemizin ve milletimizin birliğine, dirliğine kast ederek insanımızı dilinden, dininden ve mezhebinden dolayı ayrıştırıp durdular. Rabbimizin bahşettiği hakları ifade etmek, Kürt olmak, Kürtçe konuşmak büyük bir meseleye dönüştürüldü. Yıllarımızı bu ilkel meselelerle geçirdik.

Bir taraftan askeri vesayet rejimi diğer yandan eline silah alıp kan dökenler, terör estirenler arasına sıkıştırıldık. Her türlü demokratik değer ve uygulamalardan uzaklaştırıldık. Bu ilkel uygulamalardan tam kurtulduk, artık Türkiye eskisi gibi olamaz, insanımız arasına böylesine ahlaksız ayrılıklar sokulamaz dediğimiz anda, milletimizin hayrına işleyen bu olumlu süreci tersine çevirmek için büyük provokasyonlar, manipülasyonlar, eylemler gerçekleştirildi. Türkiye eski Türkiye olamaz dedikçe; bir yandan kan dökerek var olan ve en büyük acıyı Kürtlere yaşatan PKK, diğer yandan 28 Şubat döneminin ve eski Türkiye’nin bütün artıkları, 20. Yüzyıla ait köhne aktörlerin tamamı ülkemizi teslim almak, milletimizin huzurunu bozmak için ellerinden geleni yapmaya başladılar.

Bugün geldiğimiz durum maalesef eski Türkiye atmosferine geri dönüştür. Dağa taşa yeniden hamasi, ayrıştırıcı ve dışlayıcı sloganların yazıldığı bir Türkiye’dir. Bu ülkenin birliği ve dirliği dağa taşa slogan yazarak değil, gönüllere muhabbet ve kardeşlik tohumu ekerek sağlanır.

Bugün Türkiye korkular ve tabularla idare edilmeye çalışılan bir ülkedir. Korkular ve tabulardan hukuk çıkmaz, adalet çıkmaz, huzur çıkmaz. Korkulara ve tabulara teslim olanlar geleceği inşa edemezler.

Kürtçe tez yazımının yasaklanması hangi akademik, bilimsel ya da vicdani gerekçe ile izah edilebilir?

Kürt meselesi esas olarak ülkemizdeki demokratik hakların eksikliğinden ve bu eksikliğin istismar edilmesinden kaynaklanmıştır. Sorunu yaratan Kürt vatandaşlarımızın varlığı değil, geçen yüzyılda

yaşanan parçalanmaların devlet aklına yüklediği abartılı korkular, bu korkulardan kaynaklanan kısıtlamalar ve bu kısıtlamaları istismar eden terör faaliyetleridir. Dolayısıyla çözüm kimliklere dayalı her türlü¨ ayrımcılığın engellenmesi ile Kürtlerin demokratik vatandaşlık anlayışı temelinde bu ülkenin eşit ve onurlu vatandaşları oldukları inancının pekiştirilmesiyle sağlanabilir. Nitekim bu konuda mesafeler de alınmıştı. Gelecek Partisi, Türkiye’nin demokratikleşme sorunlarını çözmüş, toplumsal yaralarını sarmış¸, her türlü ötekileştirme ve aidiyet sorunlarını ortadan kaldırmış müreffeh ve huzurlu bir ülke olmasını amaç¸ edinmektedir. Ülkemizin enerjisini ayrılıklar, ötekileştirmeler ve insan hakları ihlalleriyle harcamasını büyük bir kayıp olarak görüyoruz. Bu bağlamda tüm demokratik ve kalkınmış¸ ülkelerde olduğu gibi ana dilin eğitimde ve sosyal hayatta öğretilmesi ve kullanımının, vatandaşlarımızın bu vatana duydukları aidiyet bilincini güçlendireceğiine, toplumsal barış ve dayanışmamızı tahkim edeceğine inanıyoruz.

Bu bağlamda sormak gerekmez mi? Geçenlerde alınan bir kararla Dicle Üniversitesinin Kürt Dili ve Edebiyatı bölümünde Kürtçe tez yazımının yasaklanması hangi akademik, bilimsel ya da vicdani gerekçe ile izah edilebilir? Hatırlarsanız bana Diyarbakırlı kardeşlerim “Serok Vezir Davutoğlu” diye hitap ettiklerinde rahatsız olanlara şöyle seslenmiştim: Bana ecnebi diliyle “Prime Minister Davutoğlu” dendiğinde rahatsız olmuyorsunuz da güzel Türkçemiz gibi bu toprakların saf dili olan güzel Kürtçemiz ile serok vezir dendiğinde niye rahatsız oluyorsunuz? Şimdi de yine Diyarbakır’dan sesleniyorum: İngiliz, Alman Fransız vb Dili ve Edebiyatı bölümlerinde bu ecnebi diller ile tez yazılmasından rahatsız olmuyorsunuz da Kürt Dili ve Edebiyatı bölümünde bu toprakların saf dili Kürtçe ile tez yazımından niçin rahatsız oluyorsunuz?

Hiçbir partinin programına almadığı hayati bir yerel yönetim reformunu ilan ettik. Bu demokrasi krizinin kökten çözülmesi gerekmektedir.

Uzun yıllardır Diyarbakır dahil bölgemizde ciddi bir yerel demokrasi krizi yaşanmaktadır.

İnsanımızın seçme ve seçilme hakkı fiilen ortadan kaldırılmıştır. Bu demokrasimize vurulan büyük bir darbe, teröre verilen güçlü bir destektir. Bu ayrımcılığın devam etmesinden ve aidiyetin ciddi şekilde zedelenmesinden başka bir anlam taşımamaktadır. Sizin kendi kendinizi yönetmenizi istemiyorlar çünkü demokrasiden korkuyorlar. Siz bir belediye başkanı seçiyorsunuz PKK silah zoruyla bir kayyum atıyor, PKK’nın kayyumundan kurtulsanız bu sefer vesayet rejiminin kayyumu geliyor. Her ikisi de vatandaşımızın özgür iradesine inanmıyor, milli iradeye tahammül gösteremiyor.

Milyonlarca insanın iradesinin böylesine hunharca gasp edildiği bir ortamda insan hakları olmaz, ekonomik refah olmaz, huzur olmaz! Bu millete güvenmemenin açık ilanıdır. Bakınız Kıymetli Kardeşlerim, Gelecek Partisi olarak hiçbir partinin programına almadığı hayati bir yerel yönetim reformunu ilan ettik. Bu demokrasi krizinin kökten çözülmesi gerekmektedir. Öncelikle mahalli idarelerin bir güvenlik bakanlığı olan İçişleri bakanlığı ile hiyerarşik ilişki içerisinde olmasına son vereceğiz.

Belediyenin muhatap olacağı bakanlık Çevre ve Şehircilik Bakanlığıdır. Başta Anayasanın 127. maddesi olmak üzere ‘idari vesayet’ uygulamalarının tamamının gözden geçirilmesini ve anti-demokratik bütün unsurların ayıklanmasını öngörüyoruz. Ayrıca, seçilmiş¸ belediye başkanlarının mahkeme kararı olmaksızın kamu düzeninden sorumlu olan İçişleri Bakanı tarafından görevden

el çektirilmesi, millet iradesi ve çağdaş¸ hukuk devleti uygulamalarıyla çelişmektedir. Gelecek Partisi olarak seçilmiş¸ belediye başkanının ancak mahkeme kararıyla görevden alınabileceğine inanıyoruz. Benzer şekilde, görevden alınan belediye başkanının yerine İçişleri Bakanının inisiyatifiyle kayyım atanması da milli iradenin tecellisine halel getirmektedir. Bu çerçevede, mahkeme kararına istinaden görevden alınan seçilmiş¸ belediye başkanının yerine yine seçimle oluşturulmuş¸ belediye meclis üyelerinden birinin seçilmesi şarttır.

Geliştirdiğimiz Gelecek Ekonomi modeli ile ülkemizin her köşesindeki gençlerimize iş ve istihdam imkanları sunacağız.

Buradan gençlerimize de seslenmek istiyorum. Son kırk yıl içinde iki hain ve dış güdümlü çete gençliğimizi bir devşirme kültürü ile toplayarak kendi hesaplarına alet etmeye çalıştı: PKK ve FETÖ terör örgütleri. Gençleri çağdışı ideolojileri ile şartlandırarak kendi kirli emelleri için kullanmaya

kalkıştılar, gençlerimiz ile birlikte geleceğimizi de heba etmeye çalıştılar.

Bugün ise vizyonsuz bir siyaset, cahilce bir ekonomi yönetimi gençlerimizi karamsarlık

kıskacına sokmuş bulunuyor. Üzülerek söylüyorum. Bugün Diyarbakır nüfusunun yaklaşık %50 si 35 yaş altı olup işsizlik oranı %40 lardadır. Bu rakamlar pandemi sürecinde daha da artma trendi içindedir. Gençlerimizi bu karamsarlık kıskacından çıkarmadan terörün kaynağını tümüyle kurutmak çok zordur. Biz gençlerimizin böylesi kıskaçlara mahkum olmaması için Gelecek Partisi’ni kurduk. Geliştirdiğimiz Gelecek Ekonomi modeli ile ülkemizin her köşesindeki gençlerimize iş ve istihdam imkanları sunacağız.

Bu iktidardan, Cumhurbaşkanından, Ekonomi Bakanından bir cevap bir çözüm duydunuz mu? Sizlerin görevi bakanı korumak değil ki! Paramızın değerini korumak.

Ülkemizde görmeye başladığımız eski Türkiye manzaraları sadece Kürt Meselesi ile sınırlı değildir.

Maalesef ekonomiden hukuka, yolsuzluklardan gelir dağılımına, ifade hürriyetinden adalete varıncaya kadar bütün başlıklarda bir geriye gidiş ve eski Türkiye’ye dönüş süreci yaşanıyor. Bu koalisyon hükümeti ülkemizdeki her şeyin değer kaybetmesine sebep oluyor. Adeta her şeyimizi değersizleştirmek için ant içmişler. Çünkü eski Türkiye’ye aşık oldular, eski Türkiye’ye. Eski Türkiye demek her şeyimizin değerinin düşürülmesi ve kaybedilmesi demektir. İnsan haklarının, demokrasinin, adaletin, hukukun ve refahın değerinin düşmesi demektir. Bu değersizleşmeye dur demek için Gelecek Partisi yola çıkmıştır.

Adaletten, hukuktan ve ahlaktan sapınca her şeyin değerinin düşmesinden daha tabi bir sonuç olamaz. İşte bakın, paramızın değerini de nasıl düşürdüler. Milletin alnının teriyle, bin bir zahmetle, emekle biriktirdiği ne varsa değersizleştirdiler. İşte son bir haftadır gündemimiz nedir? Türk Lirasının, yani paramızın değerini kaybetmesidir. Doların alıp başını gitmesidir. Şimdi bu iktidardan, Cumhurbaşkanından, Ekonomi Bakanından bir cevap bir çözüm duydunuz mu? Bu konuyla ilgili geçmişteki sözlerinin, yani geçmişlerinin arkasında durabilirler mi? Hayır. Duramazlar. Nasıl dursunlar? Geçmişte kuru bizden 2016 Mayısında 2.85’ten aldılar bugün üç katına çıkardılar.

Geçmişte 3’ten, 4’ten, 5’ten dolar alan batar diye her birisinin onlarca açıklaması var.

Geçmişi konuşamaz bunlar. Peki bugünü konuşabiliyorlar mı? Bugünü de konuşamıyorlar.

Ortada bir tek yetkili yok. Dolar almış başını gitmiş, 8 liraya doğru koşuyor bir tek açıklama yok. Bütün medya kanalları, gazeteler, tv’ler, sosyal medya trol orduları var ama bir tek kişi çıkıp da yangın yerine dönen ekonomiyle ilgili bir tek cümle kuramıyor. Perşembe gecesi bütün trol ordularını, milletvekillerini, bakanlarını, sözcülerini harekete geçirdiler. Ne için mi? Milletin derdi için değil elbette. Ülke yanıyor bunlar ekonomi bakanını kurtarmanın derdinde. Hepsi ekonomi bakanının arkasındaymış, yanındaymış. Aferin size. Bakanı koruyacaklarmış! Göze girmek için, utanmadan, birbirleriyle yarıştılar. Milletle dayanışmaya gireceklerine bakanla dayanışmayı tercih ettiler. Yahu sizlerin görevi bakanı korumak değil ki! Paramızın değerini korumak. Aylardır açıkça söylüyorum kardeşlerim, Devlet yönetimine aileni bulaştırırsan, çıkan ilk yangında devlete ve millete bakmazsın, çocuğunun, eşinin, kardeşinin, yeğeninin ve damadının derdine düşersin.

Kendilerini eleştiren, hesap soran vatandaşa “köpeklerin havlaması” diyor bu iktidarın temsilcileri. Sen ne hakla bu millete böyle hakaret edersin!

Demokrasilerde iktidarlar seçimlerle değişir. Ama aldığı işi berbat edenler de en azından seçim olmasa bile istifa etme onurunu gösterirler.

Ekonomi uçuruma gidiyor sorumlusu yok. Kimden hesap soracak bu millet. Bunlar unuttular galiba, demokraside iktidarların hesap vermesi millete bir lütuf değildir, bir mecburiyettir. Hem demokratik bir mecburiyettir hem hukuki bir mecburiyettir hem de zerre vatan sevgisi olanın ahlaki mecburiyetidir. Bunlar ne diyor? Ne hesap veririz ne de sorumluluğu alırız. Hesap soracaksanız dış mihraklar orada, gizli güçler orada, karanlık odaklar orada. Bunlar bildiğiniz komplo dizilerinde yaşadığımızı düşünüyorlar. Çünkü ekonomiyi de bu komplocu uyduruk akılla yönetebileceklerini zannediyorlar. Milletimizin aklına, zekasına ve ahlakına hakaret ediyorlar. Daha da ileri gidiyorlar, kendilerini eleştiren, hesap soran vatandaşa “köpeklerin havlaması” diyor bu iktidarın temsilcileri.

Bu iktidarın geldiği yer işte tam da burasıdır.Sen ne hakla bu millete böyle hakaret edersin!

Dün birileri “bidon kafalı, göbeğini kaşıyan adam” diyordu; Bunlar daha da ileri gidip vatandaşa doğrudan küfür ediyorlar, küfür. Söyledikleri şu: biz millete dış mihrak, gizli güçler palavralarını anlatırız, bütün dünyada dolar düşerken biz de yükselmesinin sebebi faiz lobisi ve manipülasyon deriz, bütün medya kanallarında sorunların konuşulmasını engelleriz millet de yaşanan felaketi görmez! İşte bu iktidarın aklı da ahlakı da basireti de bundan ibarettir.

Ekonomi bu krizden nasıl çıkacak, bu mutfaktaki yangın nasıl söndürülecek, bu işsizlik nasıl düşürülecek, dolar nasıl düşecek, enflasyon nasıl düşecek? Duydunuz mu hiç? Kimsenin ağzını bıçak açmıyor. Her birisi sosyal medya kahramanına dönmüş, tweet atıp duruyorlar. En fazla yapabildikleri bu. Türkiye bir sosyal medya platformu değildir kardeşlerim. Ekonomiyi sosyal medya kampanyalarıyla yöneteceğini zannetmek ancak ciddiyetsiz ve liyakatsiz bir yönetimin işi olabilir.

Ekonomi de sorun var dış güçlerin oyunu, Adalette sorun var dış güçlerin oyunu... İnanılır gibi değil! Siz ülkede olan her şeyi bir oyundan ibaret görebilirsiniz, Ama bu millet de bu ülke de sizin oyuncağınız değil.

Biz görevi bıraktığımızda asgari ücret 480 dolardı, bugün niçin 340 dolar? 2002’de doğan çocuklar bugün iş bulamıyorlar.

Cuma günü medya sesi titreyerek nihayet Cumhurbaşkanına ekonomiyi sorma cesareti gösterdi.

Cevap ne mi oldu? Elbette dış mihrak, düşmanlar baş suçlu olarak dile getirildi.

Ardından da bugünle 2002 milli gelir mukayesesi yaptı, kişi başına bugünkü geliri 2002 ile mukayese etti. Sayın Erdoğan, 2002’ye gitmeye gerek yok. Aynı rakamları beş yıl önceyle kıyaslayın, bakın neredeyiz. Beş yıl önce asgari ücret dolar karşısında en yüksek seviyesindeydi.

Biz görevi bıraktığımızda asgari ücret 480 dolardı, bugün niçin 340 dolar? 2002’de doğan çocuklar bugün iş bulamıyorlar.

Sayın Cumhurbaşkanı bir ekonomik kriz olduğunu düşünmüyor, Bu iktidar mutfaktaki yangına inanmıyor, Sn Cumhurbaşkanı 2002’deki buzdolabı satışlarından bahsediyor hala. Güler misin, ağlar mısın? Ekonomide bütün dengeler alt üst olmuş, baş aşağı gidiyoruz,

  1. iktidarın en derin ekonomi analizi buzdolabı üstünden.

Doğru buzdolabı önemli. Ama daha da önemlisi 2020’de vatandaş o buzdolabının içini dolduramıyor. Bu koalisyon hükümeti esnafın, tüccarın, çalışanın sancısını, derdini duymuyor.

Bu iktidar 2500 TL asgari ücretle, yani sadece 340 dolarla geçinmeye çalışanların sesini duymuyor. Cumhurbaşkanı’nın ekonomi ile ilgili tek derdi kendi ifadesiyle “Ekonomi bakanına yapılan saldırılarmış”. Buradan açıkça ifade etmemiz gerekiyor kardeşlerim: Bu iktidar asgari ekonomik aklı, basireti, ciddiyeti kaybetmiştir. Ülkenin ekonomisi yanıyor, Cumhurbaşkanı bırakın yangını görmeyi, yangının varlığını bile kabul etmiyor. Milletimiz de bütün bunları izliyor, not ediyor. Derdini duymayanları bu millet de günü geldiğinde duymaz.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle ülke uçacak dediler, ekonomiyi uçuruma sürüklediler.

Türkiye bugüne kadar hiçbir dönemde bu denli liyakatsiz ve ciddiyetsiz, bu denli sorumsuz ve kuralsız bir ekonomi yönetimi görmedi. Bu iktidarın bu ülkeye vereceği sadece üç şey var:

YOKSULLUK, YOLSUZLUK VE YASAKLAR. 3Y ile mücadele eden bir iktidardan 3Y’den beslenen bir iktidara geldiler. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle ülke uçacak dediler, ekonomiyi uçuruma sürüklediler.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle kişi başına gelir 25,000 dolar yani 180,000 TL olacak dediler, bugün 15 yıl geriye gittik, 2006’nin seviyesine döndük. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle faizle, enflasyonla, dolarla nasıl mücadele edeceğimizi göreceksiniz dedi Sayın Cumhurbaşkanı. Nasıl mücadele ettiğini görüyorsunuz değil mi? Bir de mücadele etmese ne olacak merak ediyorum.

Ülke yangın yerine dönmüş, dolar 7 lirayı geçmiş, vatandaş ay sonunu getiremiyor zerre umurlarında değil. Yeter ki bir gün daha iktidarda kalsınlar.

Biliyorum siz de artık bunların her konudaki yalanlarından, çarpıtmalarından, bir gün sonra U dönüşü yaptıkları laflarından bıktınız. Türkiye’ye 1999-2002 arasında tarihinin en büyük krizini yaşatan küçük ortaklarıyla birlikte bu koalisyon hükümetinin çocuklarımızın, sizlerin, ülkemizin

yarınlarını yok etmesine müsaade etmeyeceğiz.

Gelecek Partisi ülkemizin yarınları aydınlık olsun diye çıkmıştır. Gelecek Partisi, iş bilmez, ciddiyetsiz ve liyakatsiz bir iktidarın milletimizin alın terinin heba edilmesini engellemek için yola çıkmıştır. Türkiye’de krizin ne anlama geldiğini, ekonominin, gelirin, bütçenin, finansın, küresel gelişmelerin ne olduğunu, nasıl yürüdüğünü en iyi şekilde bilen, en fazla tecrübeye sahip ve gelecek vizyonu olan ekonomi kadrosu Gelecek Partisindedir.

Aylardır samimi bir şekilde iktidarla sorumlu muhalefet ahlakıyla çözüm önerilerimizi sunuyoruz.

Tecrübeli ekonomi kadromuzun hazırladığı çıkış yollarını kendileriyle paylaşıyoruz. Ama sesimiz ulaşmıyor iktidara. Çünkü bu iktidar artık millete karşı sağır olduğu kadar muhalefete de sağır.

Çünkü bu iktidar ülkenin sorunlarından ve gerçeklerinden koptuğu kadar muhalefetten, aklı selimden, liyakatli insanların çözüm önerilerinden de kopmuş durumda. Çünkü bu iktidar, ortaklarıyla beraber kendisine bir dünya kurdu ve onun içerisinde yaşıyor.

Bugün milletimizin en önemli derdi tartışmasız geçim derdidir, iş ve aş derdidir. Bu iktidarın dünyasında işsizlik yok. Aksine bir kişiye üç beş maaş, üç beş makam var. Bu iktidarın dünyasında enflasyon yok, yoksulluk yok. Çünkü yedikleri önlerinde yemedikleri arkalarında. Bu iktidarın dünyasında alın teri, eğitim derdi, tecrübe, liyakat yok. Çünkü bir yere gelmek, bir iş yapmak için bu iktidarın tetikçisi olmak yeterli. Bu koalisyon hükümeti kendi dünyasında yaşıyor artık. O dünyada millet yok, ülkemiz yok, vatandaşın dertleri yok. Tek bir dertleri var İKTİDARDA BİR GÜN DAHA FAZLA KALMAK. Ülke yangın yerine dönmüş, dolar 7 lirayı geçmiş, vatandaş ay sonunu

getiremiyor zerre umurlarında değil. Yeter ki bir gün daha iktidarda kalsınlar.

Bu iktidar milletimizi çift haneli enflasyona mahkum etmiş durumdadır. Bu beceriksizliğin hiçbir açıklaması yoktur.

Sadece son üç dört günde arka kapı operasyonlarıyla, ya bir bankacılık kuralını değiştirerek ya da uydurarak faiz artırıyorlar. Hesapta alenen faiz artırmıyorlar. Yaptıkları tek şey dolaylı bir şekilde faiz artırmak. Cumhurbaşkanı bir kararname çıkardı, kendi deyimleriyle dış mihrak için. Yabancılar kambiyo, döviz işlemi yaptıklarında vergiden muaf olacaklar. Yahu hani bunlar dış mihraktı, faiz lobisiydi. Sen vatandaşına aynı işlemi yaparken vergi uyguluyorsun da bir haftadır Türkiye’ye saldırdığını söylediklerine aynı vergiyi niçin kaldırıyorsun? Dövizle yatırım yapması gerekenin, ithalat ihracat yapması gerekenin ne kabahati var. Dış güçler vergiden muaf, vatandaş Mehmet Ağa, Ayşe teyze vergi ödesin. Kaldır hepsinden vergiyi. Bunların tutarlılığı, yerliliği, milliliği işte bu kadar.

Üstüne bin bir emekle sıfırlanan döviz ve altın cinsi iç borçlanmaya tekrar başladınız. Oluşan yüksek maliyeti millete yüklediniz. İşçinin, esnafın, memurun, emeklinin, sanayicinin alın terini ve ülkenin bütün birikimlerini cahil bir ekonomi yönetiminin eline verip çarçur ettiniz. Üretimi, sanayiyi, tarımı desteklemek yerine ekonomiyi canlandırmak için yeniden akıldışı bir biçimde konut alımını kolaylaştıran, Pandemi döneminde millet sağlığının derdine düşmüşken tatil kredileri ile

ekonomiyi uçuracağım zanneden bir akılla hangi dünya ekonomisini geride bırakıp ilk 10 a gireceksiniz.

Şu geldiğimiz yere bakın. Geçtik ilk ona girmeyi, dünyanın ilk 20 ekonomisi arasında kalıp kalmayacağımız artık ciddi şekilde şüpheli. Bu koalisyon hükümeti ülkemizi dünya ekonomisinin birinci liginden ikinci lige bile değil amatör kümeye düşürmüştür.Bu ligden düşmenin maliyetini milletimiz ödüyor. Türk lirası bugün gelinen noktada yerli yatırımcının da uluslararası yatırımcının da gözünde pula dönmüştür. Kendi vatandaşımızın güvenmediği, yatırım yapmadığı bir paraya dönüştürdüğünüz TL’ye hangi uluslararası yatırımcı ilgi gösterecek?

Türk ekonomisi büyümüyor, kalkınamıyor. Gelir adaletsizce dağıtılıyor. Yoksulluk her geçen gün şiddetini artırıyor. Kredi balonuyla, para basarak yaratılan sahte bahar yerini kara kışa bırakacak.

Uçacağını iddia ettiğiniz cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin 3 senesinin sonunda Türkiye olduğu yerde saymış olacak. Hatta kişi başı milli gelir, 2006 yılının dahi gerisine gidecek. Dünyanın bütün ekonomilerinde ya sıfır ya da sıfıra yakın bir enflasyon var. Bizim muadilimiz, benzerimiz kabul edilen ülkelerde bile iki üç puanlık enflasyonlar var. Bu iktidar milletimizi çift haneli enflasyona mahkum etmiş durumdadır. Bu beceriksizliğin hiçbir açıklaması yoktur. Bütün dünyanın tersine bu denli gitmeyi başarmak ancak bu liyakatsiz ve ciddiyetsiz ekonomi yönetiminin becerebileceği bir iştir.

Yolsuzluğa da Yoksulluğa da Yasaklara da son vereceğiz.

Ne millete ne dünyaya söyleyecek sözü kalmamış bir iktidarın daha fazla milletimizin

belini bükmesine müsaade etmeyeceğiz. Bu iktidarın ürettiği Yolsuzluğa da Yoksulluğa da Yasaklara da son vereceğiz. Bu koalisyon hükümeti milletimizi sindirdiğini düşünüyor. Bu koalisyon iktidarı milletimizin sesini çıkaramayacağını düşünüyor.

Milletimiz her şeyi sessizce not ediyor. Milletimiz herkesin karnesini tutuyor, verilen sözleri, edilen lafları çok iyi hatırlıyor, Günü geldiğinde o susturduğunuzu düşündüğünüz milletin GELECEĞİ için nasıl konuşacağını göreceksiniz. Günü geldiğinde o sindirdiğinizi düşündüğünüz milletin GELECEĞİ için nasıl ayağa kalkacağını göreceksiniz,

Yolsuzlukları ifşa edeceğiz, Yoksulluğu sürekli göstereceğiz. Yasakları sürekli hatırlatacağız. Bu üç Y bugün birbiriyle ilişkili ve bağlantılı.

Türkiye büyük bir ülkedir. Türkiye bu iktidardan da onun ortaklarından da büyüktür. Ülkemizin hiçbir vizyonu kalmamış bu iktidarla artık alacağı bir mesafe bulunmuyor. Herkes sussa Gelecek Partisi susmayacak, korkmayacak ve durmayacak!

Yolsuzlukları ifşa edeceğiz, Yoksulluğu sürekli göstereceğiz. Yasakları sürekli hatırlatacağız. Bu üç Y bugün birbiriyle ilişkili ve bağlantılı. Yolsuzluklara dayalı kaynak israfı yoksulluğun temel nedeni.

İktidarın ne kadar yoksullaşırsanız yoksullaşın ama itiraz etmeyin diye dikte ettiği yasaklar da bu üçlü sacayağın koruyucu kalkanı.

Onlar bugün 3y ile mücadele etmiyorlar; 3Y’yi hatırlatanlarla mücadele ediyorlar. Onlar ne yaparlarsa yapsınlar biz 3 Y’yi hatırlatmaya devam edeceğiz. Milletimizin hayallerini ve geleceğini hiçbir gücün karartmasına müsaade etmeyeceğiz. Gelecek Partisi ülkemizin, ekonomimizin bu sorumsuz iktidar tarafından uçuruma sürüklenmesine seyirci kalmayacak. Ekonomi nedir, bütçe nedir, finans nedir bilen, Türkiye’nin en kıymetli ve en tecrübeli ekonomi ekibiyle ekonomimizi bu liyakatsiz ve ciddiyetsiz yönetimin maceralarından, saçmalıklarından kurtaracağız.

Geleceğe Güvenin Kardeşlerim, Bu zor günlerden elbette çıkış vardır. Türkiye’nin çözülmeyecek sorunu yoktur, sorunları çözemeyen bir iktidar vardır. Ülkemizin GELECEĞİNİN AYDINLIK olduğuna inanın. Geleceğe inanın...

Bizim vatan sathındaki bu hızlı yapılanmamızı görerek muhtemel bir erken seçime girmemizi engellemek için Siyasi partiler ve Seçim yasaları üzerinde oynayarak oyunun kurallarını maçın ortasında değiştirmeye çalışanlar korkularında haklıdırlar. Gelecek güneşi yükseldikçe onların ülkeye yaymaya çalıştıkları karamsarlık ve korku karanlığı dağılacaktır.

Bundan sonra korku onlara cesaret bizedir,

Öfke onlara nezaket bizedir,

Nefret onlara muhabbet bizedir,

Karanlık bir geçmiş onlara aydınlık bir Gelecek bizedir,

Gayret bizden tevfik Allah’tandır.

Bilinmelidir ki, “Hiçbir şey bitmedi. Her şey yeni başlıyor!”


Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner272